Ustahasanoğlu yazdı…


ustahasanogluKAPANAN BELDE BELEDİYELERİ NEYİN HABERCİSİ?

“Nüfusu 2 binin altına düşen belde belediyelerinin kapatılması” yaklaşık olarak 5 yıldır gündemi meşgul eden konulardan birisidir. Bizi ilgilendiren yönü ise Şuhut’un 6 tane belde belediyesine sahip olması ve çıkan yasanın bunlardan 5 tanesinin kapısına kilit vuruyor oluşudur.
Hükümet ilk hamleyi 2008 yılında yapmış ve ülke genelinde yüzlerce belde belediyesi ile beraber ilçemizin 4 beldesinde (Efe, Atlıhisar, Karacaören, Kayabelen) belediye teşkilatının kapatılması kararlaştırılmıştır. Ancak CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonrası 2009 yılında Yüce Mahkeme yasayı iptal etmiştir. Söz konusu 4 beldemizde 2009 yılında Belediye Başkanlığı seçimi yapılmıştır. Seçimde 2 beldeyi AKP, 1 beldeyi CHP, 1 beldeyi ise MHP kazanmış; Karacaören Belediye Başkanı’nın AKP’ye geçmesi ile toplam 3 belediye AKP’li olmuştur. İşin ilginç yanı yasayı çıkaran ve belediyeleri kapatan AKP’ye mağdur belde halklarının gösterdiği ilgidir. Bu üzerinde durulması gereken bir konudur.
Konu kapandı derken Hükümet bu kez 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerini baz alarak eski yasayı tekrar gündeme getirmiş, hem de çerçevesini geliştirerek (Büyükşehir olan yerlerdeki belde belediyelerini de işin içine katarak) 1600 belde belediyesinin kapısına kilit vurmaya karar vermiştir. 2008′deki belde belediyelerine ilave olarak 56 yıllık Balçıkhisar Belediyesi de nüfusu 2 binin altına düştüğü için kapanan belediyelere dâhil oldu. Gelen tepkiler üzerine İçişleri Bakanlığı söz konusu Belediyelere 1 ay süre vererek en yakınındaki mahalle ve köylerle birleşmeleri halinde kapanmayacakları konusunda bir kolaylık ve çıkış yolu gösterdi. Bu formül ülke genelinde ancak birkaç belediyenin kurtulmasına yaradı. Anayurt Köyü Atlıhisar’la, İlyaslı Köyü Balçıkhisar’la, birleşmeyi kabul etmedi. Böylece umutlar suya düştü ve 600 belde belediyesi kapanmış oldu. Son umut olarak CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda reddedildi. Anayasa Mahkemesi 2009 yılında reddettiği yasayı 2013 yılında kabul ederek “zamana ve zemine nasıl uyulacağını” pratik olarak göstermiş oldu.
Değişim ve dönüşüm bu olsa gerek. 4 yıl için de çelişen iki ayrı karar siyasi iradenin yargıyı nasıl etki altına aldığını apaçık gösteriyor. Artık “Ankara da hâkimler var” diye yargıya fazla güvenmeyelim. Kastamonu yöresinin meşhur tekerlemesi gibi “ayı da çıkabilir, daşda düşebilir” diyerek mahkeme safhasını kapatalım.
İkinci eleştirimiz bizlere.Ülkemize ve yöremize adeta ölü toprağı serilmiş,ne halkımız dan, ne yöneticilerimizden,ne de sivil toplum kuruluşlarımızdan ciddi manada tepki gemlememiştir. Mısır, Gazze, Suriye konularında meydana dökülen bizler direk bizi ve yöremizi ilgilendiren bu konuda sesimizi çıkarmadık. “Devletlûlarımız her şeyi bilir, düşüncesiyle kaderimize boyun eğdik. Yasayı çıkaranlar söz konusu beldelere uzman, araştırmacı, sosyolog gönderip “acaba yöre halkı ne düşünüyor ?”

Diye sormadılar. İdam mahkûmuna bile son arzusu nedir diye sorulurken, Ankara’da masa başında devlet büyüklerimiz bizim adımıza hüküm vermişlerdi bile. Sormaya ne gerek?
Siyasi partiler, dernekler, il ve ilçe belediyeleri, medya adına “sivil toplum kuruluşu denen ama belli konularda tepki veren kuruluşlar, vakıflar ne yazık ki bu konuya gerekli duyarlılık göstermediler”.İşin ciddiyeti anlaşıldıktan ve hüküm kesinleştikten sonra yapılan Ankara seferleri ise çay, kahve ikramı ile sonuçlandı. Hala çok merak ederim yasa çıktıktan sonra görevinden istifa eden (özellikle AKP’li) bir belediye başkanı, belde başkanı, belediye meclis üyesi var mı? Sıfır tepki, sıfır sonuç. Ne de olsa ALIŞIRLAR CANIM ALIŞIRLAR…
Hükümet cephesine bakarsak; çıkan yasa ile verimlilik artacak, Kaynak israfı önlenecek ve halkımız daha iyi hizmet alacak. Doğrusu hükümet kadar iyimser olamıyoruz. Şuhut’un kapanan 5 belde belediyesinin toplam personel sayısı belki 50–60 kişidir. Eskiden beri söylenegelen “Ödenekler maaşa bile yetmiyor” ifadesi belediyelere ayrılan paranın yetersizliğini ortaya koymuyor mu? Belde belediyelerinin kaynak yetersizliği zaten bilinen bir konu. Pek çok belediye, varlıklı hemşerilerinin yardımları ile hizmet verebiliyor. Kendi başlarına yatırım yapacak mali imkânları yok. Dolayısıyla olmayan kaynağı nasıl israf edebilirler? Bu belediyeler kapanıp beldeler köy olunca hizmet nasıl artacak? Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerekirken bütün kaynakları bütün şehirlere aktarmak köyden kente göçü arttıracaktır. Ülkemizde nüfusun neredeyse yüzde 80′i şehirlerde yaşıyor. Köylerde sadece yaşlılar yaşıyor. Sosyal denge böyle bozulur. Köyden kente göçü önlemenin en etkili yolu köy ve beldelere daha fazla hizmet ve yetki vermektir. Bu anlayışla kentlerin ve kentlerdeki yerel yönetimlerin yükü daha da artacaktır.
Kendimize bakalım; 5 belde belediyesinin yaptığı hizmetler Şuhut’a ve İl Özel İdaresi’ne aktarılacaktır. Diyelim ki Balçıkhisar’da yaşayan bir hemşerimiz daha önce kendi beldesinde hallettiği formaliteleri artık Şuhut’ta veya Afyonda yapmak zorunda kalacak. Kar yağdı, kendi belediyesine ait dozer elinden alındığı için İl Özel İdaresi’nden veya Şuhut Belediyesi’nden kapanan yolun açılmasını isteyecek, yine Balçıkhisar’da ki 4 muhtarlık tek muhtarlığa dönüşecek 2000 kişiye bir muhtar hizmet verecek. Ülkemizde kapanan belde belediyelerinin neredeyse yüzde 10′unu Afyonkarahisar’da ki belediyeler oluşturuyor. Çıkan yasa en çok Afyon’u etkilemiştir. Şuhut’un 6 belde belediyesinden 5′i köy statüsüne düşürülmüştür. Bu tam anlamıyla gericiliktir. “Gericilik” deyince bazılarınızın yerinden hopladığını tahmin ediyorum. Medenileşme “Şehirleşme” demektir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda bir köy Cumhuriyetiydi. Nüfusunun kahır ekseriyeti köylerde yaşardı ve bir tarım toplumuydu. 90 yılda elde edilen gelişme ve kazanımlar ne gerekçeyle olursa olsun geri verilmez. Günümüz Türkiyesi’nde 900 küsur ilçe var. Bu ilçelerin en az 100 tanesinin nüfusu 2 binin altındadır. Adrese Dayalı Nüfus Sayımı saçmalığından bir an önce kurtulmamız lazım. Şahsen eskiden yapılan ve bir gün boyunca evde bizim hapseden Nüfus Sayımları’nın tekrar geri gelmesini istiyorum. Ordu ili 2011 yılında aşağı yukarı Afyon’la aynı nüfusa sahipken 2013 yılında 780 bin nüfusa ulaştı.

1 yılda 100 bin artış ve devletlu büyüklerimizin emriyle Ordu Büyükşehir Belediye oluverdi. Sebep? Açılım uğruna başı yenen İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e bir gönül alma operasyonu!
Geçelim diğer gerçeklere: kaynak israfı, boyunu aşan yatırım projeleri, borcunu ödemeyen belde belediyeleri vb…
1-Bir belde belediye başkanının
kötü başkanlık yapması “Belde Belediyeciliği’nin” kötü olduğu anlamına gelmez. O başkanın başarısız olduğu anlamına gelir. Pekala birçok belde belediye başkanı başarılı olmuş ve yukarılara tırmanmıştır. Mesela şimdiki Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, yıllar önce Yuvacık Kasabası’nın belediye reisiydi. Şimdi üçüncü döneme hazırlanıyor. Büyük ihtimal kazanacak.
2-AKP, iktidar olduğundan beri yerel yönetimlerin güçlendirilmesini hedefliyordu. Ankara’nın yükünü azaltmak, problemlerin yerinde çözülmesi ana hedefiydi. Mesela İstinaf Mahkemeleri kurarak yargıda bölgesel mekanizmalar oluşturdular. Ancak bu yasa hükümetin bu politikasıyla çelişmektedir.
3-Belediyelere ayrılan kaynak, personel maaşına yetmiyor. Suç kimindir? Belde belediyeleri lüzumsuz masraf yapıyormuş, batık yatırımlarla doluymuş her taraf. Peki Büyükşehir Belediyeleri pek mi düzgün? Devlete en çok vergi borcu olanların SGK borçlu listesinde en tepede Büyükşehir Belediyeleri var. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi…
4-Kapanan 600 belde belediyesinde sanıyorum 10 bin çalışan vardır. Eğer bu 10 bin çalışan büyük bir yük oluşturuyorsa; 10 yılda sayısı 70 binden 300 bine ulaşan Polis gücü ne anlama geliyor? Olaylı geçen Beşiktaş-Galatasaray derbisi sonrası Sayın Başbakan 10 bin kişilik bir güvenlik biriminin oluşturulacağını ve stadyumlarda güvenliği bu birimin sağlayacağını açıklamadı mı? Bir başka örnek; şuan ülkemizde 1 milyon Suriyeli mülteci yaşıyor. Bu kardeşlerimize maddi-manevi destek sağlıyoruz ve bundan gocunmuyoruz. Suriyeli kardeşlerimizin daha ne kadar ülkemizde yaşayacağı veya ülkelerine geri gideceği belli de değil. Bunlar kaleme gelmiyor ama 600 belde belediyesi göze batıyor. Ne yaman çelişki?
5-Bundan sonra Balçıkhisar’da Babadağ Yağmur Duası etkinliğini, Kayabelen’de Şeyh Hamza Dede’yi anma etkinliklerini, Atlıhisar’da Patates, Halı, Kilim Şenliği’ni kim düzenleyecek? Şuhut Belediyesi mi? Afyonkarahisar İl Özel İdaresi mi? Yoksa köy Muhtarlığı mı?
6-Kapanan 600 Belde Belediyesi’nin yüzde 95′i Ege’de, İç Anadolu’da Karadeniz’de, Akdeniz’de… Neden kapanan Güneydoğu Bölgesi Belde Belediyesi yok denecek kadar az? Bunu doğudaki nüfus artışı ile mi izah edelim, yoksa korkuyla mı? Ya da 7 bölgeden 1′ine yapılan kıyak mı? Hani pozitif ayrımcılık diyorlar ya?
7-Yasayı çıkaranlar kapanan beldelerde halkın moral motivasyonu hakkında bir araştırma yaptılar mı? Bu karar yörede moral değerlerini nasıl etkilemiş? Devlete bakışı değiştirmiş mi? Göçü hızlandırır mı? Halk dışlanmışlık hissine kapılır mı? Yatırımları olumsuz şekilde etkiler mi? Toplumsal depresyona sebep olur mu? Mesela bir Balçıkhisarlı gurbetçi hemşerimiz şöyle diyor; “Eğer 56 yıllık Belediye tabelası inerse bir daha Balçıkhisar’a gitmem.” Bir başka hemşerimiz Atlıhisarlı; “Nüfus kütüğümü oradan aldırır, bir daha beldeme uğramam” diyor. Bunlar hesap edildi mi?

8-Söz konusu yasa hazırlanırken Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu haberdar edilmiş midir? Mutlaka yasanın belli bir hazırlanma evresi vardır. İçişleri Bakanlığı bürokratları bu yasa üzerinde çalışırken kimlerle haber uçurulmuş ve “vaziyet almaları” istenmiştir. Yoksa Afyon “çantada keklik” olarak mı görülmektedir? Afyon MHP Milletvekili Kemalettin Yılmaz 2011 yılından beri bütün belde belediye başkanlarına böyle bir yasanın tekrar çıkarılacağı yönünde uyarılarda bulunduğunu söylemektedir. Eğer bu ifade doğru ise Belediye Başkanları neden ihmalkâr davranmıştır? Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndaki hemşehrilerimiz bu yasa ile ilgili bir duyum, bilgi almışlar mıdır? Eğer aldılarsa ne yapmışlardır?
9-Anayasa Mahkemesi’nin nihai kararından sonra pek çok belde belediyesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaya başladı. Ancak iktidar partisine mensup başkanlara kesinlikle böyle bir girişimde bulunmamaları şeklinde yoğun baskı geldiğini duymaktayız. Hatta kendilerine Müdürlük, Danışmanlık, Yöneticilik vaadinde bulunulduğunu biliyoruz. Bütün bu olanlar doğru mudur? Etik midir?
10-Belde Belediyelerinin kapanmasıyla yöre halkının uğrayacağı kayıplar nasıl telafi edilecektir? Ayağında hizmet alamayan, hizmet için uzak mesafelere gidecek halkın masrafları artacak gelir kaybına uğrayacaktır. İktisadi ve sosyal gelişmeleri takip edemeyen yöre halkı gün be gün gerileyecektir. Hayat standardı düşecektir. Belediye kurumu olmadığı için kasabasına gelen ticari-siyasi-kültürel unsurlar, şirketler uğramayacaktır. “Sosyalleşme” olgusu yerini “terk edilme” duygusuna bırakacaktır.
11-Hükümet, Belde Belediyeleri’ni kapatıp halkı cezalandıracağına nüfus neden azalıyor? Araştırması yapmalıdır. Nüfusun azalmasının tek sebebi uygulanan politikalar değil midir? Tarım ve Hayvancılık para kazandırmadığından köylerimiz hızla boşalıyor. Şuhut’un pek çok köyünde yaşlılar ve emekliler yaşıyor. Genç nüfus iş bulamadığından büyük şehirlere göç ediyor ve bayramdan bayrama memleketine gidiyor. Tarımla, Hayvancılıkla uğraşanlar ise mazot ve gübreye para yetiştiremediklerini söylüyorlar. Hemen herkes bankalara ve tarım krediye borçlu.
12-Demokrasi en basit ifadeyle “Halkın kendi kendini yönetmesidir”. En küçük yerleşim biriminden en büyük kente kadar. Oysa bu yasa demokrasinin özüne ve ruhuna terstir. OTORİTERLEŞME ve VESAYETÇİLİKTİR. Köyü mahalleye, beldeyi köye çevirme; bunları bir merkeze bağlama ve yönetme bu ruhun eseridir. 15 milyonluk İstanbul kentini 1 kişi yönetiyor. Normal mi 78 milyonluk nüfusu tek merkezden kontrol ve idare etme çabası? Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye’de 63 il, Afyon’da 4 ilçe vardı.
Ama bugün ülkemizde 81 il, Afyon’da ise 17 ilçe var. “Büyükşehir” denilen “ucube” çıktığından bu yana ilçeler köyler kasabalar bir bir kayboluyor. Bu yasa köyleri, kasabaları, gelenek ve görenekleri, insani gelişmeyi, demokrasiyi, gelişmeyi, ilerlemeyi, medenileşmeyi kısaca güzelleşmeyi yok ediyor.

Etiketler: ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz