Niyazi Ertaş ile Şuhut sohbeti…

hasbihalHasbihal

Niyazi Ertaş ile Şuhut sohbeti…

İlçemiz siyasetinin adı sıkça dillendirilen fakat aktif siyasette göremediğimiz Niyazi Ertaş ile Şuhut üzerine sohbet ettik. Şuhut’ta son 5 yıldır yapılanları, yapılamayanları, kendisi ile ilgili merak edilenleri Niyazi Ertaş’a sorduk. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Ertaş, ‘Bizi belirli makamlara layık görenler oldu. Makamlar gelip geçici, dostluk bakidir. Hizmet için makama ihtiyacımız yok. Her zaman Şuhutlu’nun hizmetkârıyım” dedi.

 

Şuhut Anayurt: Niyazi Ertaş kimdir? Okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

Niyazi Ertaş: 1961 yılında Şuhut’ta dünyaya geldim. Babam yıllarca yaptığı nakliyeclikle tanınan Bekteşlerin Nuri, annem ise Gökmenlerden Havva Dudu’dur. Havva Dudu-Nuri Ertaş çiftinin tek çocuğuyum. İlkokulu Şuhut’ta okudum. Ortaokul ve lise eğitimimi ise Afyon İmam Hatip Lisesi’nde tamamladım. Küçük yaşlarda memleketimden ayrı düştüm fakat bağlarımı hiç koparmadım. Yüksek öğrenimimi ise Ankara Tapu Kadastro Okulu’nda tamamladım ve oranın ardından Ordu’nun Fatsa İlçesi’nde memuriyet hayatıma başladım. Kısa süre sonra Afyonkarahisar’a tayin oldum, vatani görevimin ardından da Afyonkarahisar’da görevime devam ettim. Hizmetimi tamamladım ve emekli oldum. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Afyon Mobilyacı ve İş Adamları Derneği Başkanıyım. Benzer birkaç sivil toplum örgütünde halen yöneticilik yapıyorum. Fazla detaya girmemek, okuru sıkmamak açısından şöyle özetleyeyim; ben bir Şuhutluyum, Şuhut sevdalısıyım.

Şuhut Anayurt: Son yıllarda siyasette sıkça isminiz dillendiriliyor. Buna bağlı olarak eleştirilerde dile getiriliyor. Sadece seçim dönemimde ‘seçimden seçime Şuhutlu’ gibi eleştiriler yöneltiliyor. Size siyasi sorular yöneltmeden önce bu konuda ne söylemek istersiniz?

Evet ben gençlik yıllarımdan bu yana siyasetle meşgul oldum. Hayatımın büyük bir kısmı Şuhut’ta geçmedi ancak hiçbir zaman Şuhutla bağlarımı koparmadım. Siyasi hayatımın son bu son yıllarında ‘dışarıda yaşıyor, seçimden seçime gelip Şuhutlu oluyor’ gibi eleştirilere muhatap oldum. Buna sadece ben değil birçok bürokrat, iş adamı hemşerimizde muhatap oldu. Eleştirileri yapanlara teşekkür ederim ancak bu ithamların sahiplerinin beni yeterince tanımadıklarını düşünüyorum. Ömrüm boyunca kendimi tanıtırken dünyanın neresinde olursam olayım Şuhutlu olarak tanıttım. Allah izin verdikçe de öyle tanıtmaya devam edeceğim. Meslek hayatım boyunca Şuhut’a ve Şuhutlular’a gerek mesleğim gerekse başka konularda yardımcı oldum. Eğer Şuhut’a faydalı oluyorsanız, konumunuzun yani nerede yaşadığınızın bir önemi yoktur. Ömrünü Şuhut’ta geçirip, Şuhut’a bir çivi dahi çakamasaydım samimiyetimle söylüyorum kendimden utanırdım. Eleştiriyi severim, yeter ki yapıcı olsun. Eski ve az bilinen bir hikâye vardır. Yıllar önce memleketin birinde yaşlı bir adam ve oğlu yaşarmış. Oğul evlerinin kenarındaki birkaç dönüm tarlaya bir şeyler eker, bununla rızıklarını çıkartır geçimlerini sürdürürlermiş. Günlerden bir gün oğlu hapse düşmüş. Yaşlı adam iş başa düştüğünden çaresiz işlerle ilgilenmeye koyulmuş. Almış eline beli, varmış tarlasının başına. Bir yoklamış olmamış, iki yoklamış olmamış, üçüncüde sapı sabanı bırakmış bel ağrısından. Varmış evine, almış kağıdı kalemi başlamış oğluna mektup yazmaya. Demiş ki; ‘oğlum bugün tarlayı ekecektim, ihtiyarlıktan ekemedim’… Mektup oğluna ulaşmış… Ertesi günde jandarmalar adamın evini basmış. Tarlada kazılmadık yer bırakmamışlar. Yaşlı adam olup biteni anlamaya çalışırken oğlunun cevabi mektubunu öğrenmiş. Meğer oğlu ‘baba sakın tarlayı kazma ben oraya ceset gömdüm’ yazmış. Jandarma aramış taramış fakat tarlada tek bir kemik bile bulamamış. Ertesi gün ikinci mektup gelmiş çocuğundan, adam açmış okumuş başlamış hüngür hüngür ağlamaya. ‘Babacığım, kusura bakma elimden bu kadarı geliyor’ yazılıymış ikinci mektupta. Yani oğlu gelip tarlayı belleyememiş fakat akıllılık edip bir şekilde tarlanın bellenmesini sağlamış. Uzattığımın farkındayım kusura bakmayın şunu anlatmaya çalışıyorum; mesafeler sevginin veya hizmetin önüne asla geçemez. Ben yıllarca dışarıdaydım ancak memleketimi sevmekten asla vazgeçmedim. Bundan sonrada vazgeçmeyeceğim.

Şuhut Anayurt : İsminiz birçok parti ile anıldı ve halende bu durum devam ediyor. Sizi aktif siyasette görebilecek miyiz? Sizin siyasi geleceğinizi merak eden Şuhutlular’a neler söylemek istersiniz?

IMG_1543Niyazi Ertaş: Evet, bizi bir takım mevkilere layık gören hemşerilerimiz var. Onlara beni bu mevkilere layık gördükleri için teşekkür ederim. Ben daha öncede söylediğim gibi gençliğimden bu yana siyasetle uğraştım. Adalet Partisi Gençlik Kolları ile başladığım siyasete Doğru Yol Partisi’nden Milletvekili adayı olarak devam ettim. Ancak siyaseti bir amaç olarak görmediğimizden son dönemde ismimiz birçok siyasi parti ile anıldı. Bazı partilerden teklifler geldi, bazı parti yöneticileri ya da etkili isimleri bizi partilerinde görmek istediklerini söylediler. Allah’ın bildiğini kuldan saklayacak değilim. Herkesle oturdum, istişareye hep açık oldum. Dava hizmet ise partinin bir önemi yok. Herhangi bir adaylık düşüncem olmamasına rağmen kendimi Milliyetçi Hareket Partisi’ne yakın buluyorum. Tabi Cumhuriyet Halk Partili, Ak Partili arkadaşlarımız, dostlarımız, ağabeylerimizle de sürekli görüşüyoruz. Şüphesiz herkesin amacı bu memlekete hizmet etmek. Bu uğurda ortak akılda buluşabilirsek ne mutlu bize. O nedenle hemşerilerim müsterih olsunlar, bize nerede ihtiyaç varsa, davet beklemeden orada olacağız. Ancak şunu da göz ardı etmeyelim. Cumhuriyet tarihi boyunca Şuhut’tan bir tane bakan çıkmış. O’na toz kondurmayız. Mutlaka kendi içimizde eleştirimizi yapar, Şuhut’a yapılmasını istediğimiz bir şey varsa bunu talep ederiz. Tenkitte ederiz teşekkürde ederiz. Söz konusu Şuhut ise taşın altından elimi kaçırmadım, kaçırmam. Şuhutlu hemşerilerim bu konuda beni böyle bilsinler, bunları gönülden söylüyorum. Şuhut’ta siyasetten hiç çıkmadım ki, siyasete geri döneyim.

Şuhut Anayurt:  Şuhut’ta ‘eli taşın altında olan’ bir siyasetçi ne yapar? Ne yapmalıdır?

Niyazi Ertaş: Elini taşın altına sadece siyasetçiler koymamalıdır. Bunu öncelikle anlamalıyız. Sizlerde elinizi taşın altına koymalısınız. Belediye Başkanları, muhtarlar, sivil toplum örgütleri, cemaatler, siyasi parti yöneticileri, iş adamları, vatandaşlar, herkesin eli taşın altında olmalı. Hizmet edeceksek, önce birliği sağlamalıyız. Şuhut için herkesi bir araya getirmeliyiz. Bunun için siyasetin önde gelen isimleri ağabeylik yapmalı. Bu günlerde aday olup olmayacağı muallâkta olan bir ağabeyimiz var mesela. İsmini beyan etmek istemiyorum. Aday olacak mı? Olmayacak mı? Belli değil. Her partinin içinde birkaç adam sokmuş, onların üzerinden partileri karıştırıyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Entrikalarla Şuhut’a zarar vermekten başka hiçbir şeye yaramıyor. Söz konusu siyasetçi ben Şuhut’u bir adım ileri götürürüm diyorsa biz zaten arkasında oluruz. Yeter ki hilesiz, dürüstçe olsun. Bunun dışında entrikalarla bir yerlere varayım, aman şu aday olmasın önüne geçelim şeklinde düşünenlere bu memleket yetki vermez. Ben ayrılıklardan yana değilim, birlikten kuvvet doğacağını biliyorum. Nifakla birliği bozan kim olursa olsun karşısındayım. Toplumun da bu ağabeylerden beklentisi birliği sağlamaktır. Şuhut yıllarca ayrılıkların acısını çekti. Köylü-şehirli ayrımı bile yapıldı bu memlekette. Bakın toplu taşımacılıkta bile rekabet diye 50 kuruşa Şuhut’tan Afyon’a gidildi. O dönemi hatırlayın esnaf tükenme noktasına gelmiştir ilçemizde. O dönemi yaşayanlar bilir. Bilet fiyatları arttırılsın demiyorum, burada anlatmak istediğim ayrılıkların getirileridir. Bir yolcu ile sefer yaptı bu devletin otobüsleri. Zarar etti, zarar ettirildi. Sonuç olarak elini taşın altına koyacak siyasetçi önce el ele vermeyi öğretecek.

Şuhut Anayurt: Niyazi Ertaş nasıl bir Şuhut hayal ediyor? Ne gibi hizmetlerin gelmesini bekliyor? Ya da imkânı olsa ne tür hizmetler yapar?

Niyazi Ertaş: İmkândan kastınız Belediye Başkanlığı mı diye sormak isterim. Ben Belediye Başkanı olsam, ne yapar eder doğalgazı Şuhut’a getirirdim. Borcu üstlenir yinede getirirdim. Doğalgaz konusu Şuhut’a çok şey kaybettirmiştir. Bugün doğalgaz ile ilgili siyasilerin halkı suçladığını görüyorum. Halkı suçlamak yanlıştır. Şuhut doğalgazı istedi. Şuhutlu çarşının göbeğine bina istemez, Şuhutlu önce doğalgaz ister. Afyon’daki bir gazete ‘Şuhut doğalgazı elini kolunu sallaya sallaya alır’ diye yazmıştı. Bende o gazete küpürü hala mevcut. O zaman ben bu konuda bir rehavet havası oluşturulduğunu hissetmiş ve bazı siyasilerle yaptığımız sohbetlerde bunu dile getirmiş, imza kampanyası başta olmak üzere çok büyük çalışmalar yapılması gerektiğini söylemiştim. Maalesef Şuhut doğalgazın gelmemesinin bedelini ağır ödeyecek. Bu işi sıkı tutmayanlardan da hesabını soracak. Ayrıca Şuhut Organize Bölgesi’nde de Belediyenin ihmali vardır. OSB’nin 3 ortağından biri olan Belediye, katılım payını zamanında ödememiştir. OSB gelişmiyorsa burada belediyenin konuya yaklaşımının ciddiyeti sorgulanır. Benim 20 yıllık rüyamdı Ağzıkara ile Karacaören arasında yapılacak bir Organize Sanayi Bölgesi. Ben dolu dolu bir OSB hayal etmiştim. Yıllarca tabelada kalan bir OSB değil. Susuz’da patates fabrikasının ne işi var? Susuz’da merkeze 9 kilometre mesafede müthiş bir tesis kuruluyor. Merkeze 12 kilometre mesafede ise Şuhut OSB öyle duruyor. Patates’te eskiden Şuhut bir numaraydı. Şuhut patatesi aranan bir markaydı. Son yıllarda bu durum değişiyor. Sandıklı’ya patates işleme fabrikası kurulduğu günden bu yana Şuhut sektördeki hakimiyetini kaybetti. Susuz’a yapılan fabrika Şuhut’a da fayda sağlayacaktır elbet. Ancak Susuz’dan sonra… 3 vardiya, her vardiyada 300 kişi çalışacak. İşsizlikten eser kalmazdı. Sadece istihdam değil birçok açıdan fayda sağlardı. O fabrikanın gelişi bu memlekete en büyük hizmet olurdu. Benim imkanım olsa bu konulara yoğunlaşırdım.

Şuhut Anayurt: Şuhut’un hak ettiği hizmeti bulamadığını mı düşünüyorsunuz?

Niyazi Ertaş : Aynen öyle. Şuhut yıllardır hak ettiği hizmeti bulamadı. Afyon’da en çok hizmeti Şuhut alıyor gibi bir algı oluştu. Afyon’u tüm ilçeleriyle beraber iyi takip eden bir kişi bunun gerçek dışı olduğunu bilir. Nitekim Sultandağı’na meyve suyu ile ilgili büyük bir tesis, Dinar’a enerji sektörü ile ilgili bir tesis, İhsaniye’ye TCDD’nin beton travers üretim fabrikası, Emirdağ’a gıda ile ilgili dev yatırımlar, Sandıklı zaten yatırım konusunda bir ekol haline geldi, Bolvadin deseniz öyle. Şuhut’a büyük bir özel sektör yatırım geldi mi? İşsizliğe gem vuracak bir yatırım var mı? Bırakın geleni biz eldekilere sahip çıkamıyoruz. Örneğin ilçemizin gururu haline gelen Danet’in kesimhanesi ilçemizden Afyonkarahisar’a taşındı. Çiftçiler Yağ ha keza öyle… Tesislerini Afyonkarahisar’a götürdüler. Ben müteşebbislere neden gittiniz demiyorum? Ben size soruyorum gitmelerine neden müsaade ettiniz? Şuhut’un meselesi hükümet yatırımlarıyla falan değil. Söyleşinin başında da söyledim. Bizim önce birlik olmayı öğrenmemiz lazım. Bugün Afyon’dan Şuhut, Şuhut’tan Afyon göründüğü gibi değil. Şuhut’un hak ettiği bir şey var oda Antalya yolunun Şuhut’tan geçmesidir. Bakanımız bu yolun geçmesini sağlayabilirse minnettarlığımız artar. Şuhut’un çevre il veya ilçelere düzgün bir yolla bağlanması lazım. Bir yere bağlantısı olmayan hiçbir şey ne ayakta kalabilir ne hayatta… Ağaç, köküyle toprağa bağlanmasa yaşayamaz.

Şuhut Anayurt: Şuhut’ta ticari ve siyasi olarak yapılması gerekenleri anlattınız. Peki ya eğitimle ilgili yapılması gereken bir şeyler yok mu?

Niyazi Ertaş: Kesinlikle var. Aslında en önemli konu eğitimdir. Şuhut’ta mutlaka 4 yıllık bir fakülte yapılmalıdır. Şuhut insanı hayırseverdir. Bir fakültenin fiziki ihtiyaçlarını karşılayacak bir binaya ihtiyacı vardır. Şartları yerine getirecek bir binayı Şuhutlu kendi imkânları ile yapmalıdır. Bunu daha önce yaptık. Yeniden yapabiliriz. Bir dernek kurularak, iş adamlarımızın destekleriyle böyle bir hizmet hayata geçebilir.

Şuhut Anayurt: Az önce taşın altına elinizi koymaktan bahsettiniz. Böyle bir derneğin öncülüğünü yaparak taşın altına elinizi koymayı düşünür müsünüz?

Niyazi Ertaş: Tabiki olabilir. Ben Şuhut’u seviyorum. Bana Niyazi bey, Şuhut’un kalkınması Yeni Camii’nin tuvaletinin temizliğinden geçiyor deseler, gocunmam gider her gün temizlerim. Eğitim çok önemli. Veysel Eroğlu gibi değerler eğitimle yetişir. Eğer bu memleket kalkınsın istiyorsak daha fazla Veysel Eroğlu yetişmesinin önünü açmalıyız. Bunun yolu eğitimdir. Üniversite Şuhut’a gelmelidir. Eski hastane binasında fakülte olmaz. Şuhut’a yeni ve modern bir kampüs inşa edilmeli. Bunu iş adamlarımızla, hayırseverlerimizle yapabiliriz. Şuhutlu dişinden tırnağından arttırdıklarını böyle bir hizmete eminim verir. İşte burada kanaat önderlerine, siyasi liderlere öncülük etmek düşüyor. Bu sadece benimle olacak iş değil. Birlikte yapılacak bir iş.

Şuhut Anayurt: Aktif siyaset ile ilgili tatmin edici bir cevap alamadık. Siyasi hayatınıza bundan sonra nasıl yön vereceksiniz?

Niyazi Ertaş: Bundan sonra benim tercihim aktif siyasetten ziyade aktif hizmet aktörü olmak. Özellikle öğrencilere yönelik, eğitime yönelik çalışmaların içinde olmak istiyorum. Burs temini, kurs hizmeti gibi çalışmalarda Şuhutlu gençlere yardımcı olmaya devam edeceğim.  Bu ülkede binlerce burs dağıtan vakıf, dernek, şirket var. Fakat Şuhutlu öğrenciler burs bulmakta güçlük çekiyor. Bununla ilgili çalışmalar yapıyorum Burs nereden nasıl alınır? Bunun kitapçığını oluşturdum ve yanıma gelen öğrencilere veriyorum. Daha önce bildiğiniz gibi bir siyasi partiden aday adayı oldum ancak tercih edilmedim. Benim amacım hizmet etmekti, bana daha iyi hizmet edebilme fırsatı verilmedi diye parti yöneticilerine darılacak halim yok. Birikim sahibi bir insan olduğuma inanıyorum ve tecrübemi Şuhutla paylaşmak istiyorum. Vaktimi eğitim faaliyetlerine adamak dışında bir planım yok.

Şuhut Anayurt: Röportajımıza katıldığınız için teşekkür ederiz. Son olarak ilave etmek istediğiniz bir şey var mı?

Niyazi Ertaş: Son olarak içme suyumuz ile ilgili bir şeyler söylemek isterim. Çünkü Şuhut halen kuyu suyu içiyor. Şuhut’ta kuyu suyu tüketiminden vazgeçilmek zorunda. Tıpkı Afyonkarahisar’ın Akdeğirmen Barajı’ndan içme suyu elde ettiği gibi bizde büyük bir baraja kavuşmalıyız. Sandıklı’ya yapılan Yavaşlar Barajı gibi büyük olmalı. Tüm Şuhut Ovası’nı sulayabilecek bir baraj olmalı. Hemşerilerime seslenme fırsatı verdiğiniz için ben size teşekkür ederim. Bu vesileyle Pazar günü idrak edeceğimiz Mevlid Kandili’nin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.

Etiketler: , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz