Av. Ömer Faruk Altın yazdı

22Kusursuz sorumluluk,idarenin hukuka uygun eylem ve işlemlerinden doğan zararları bazı durumlarda kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın idarece tazmin edilmesi yükümlülüğüdür. Kusursuz sorumluluğu kamu hukukumuzun eşitlikçi olmayan niteliğine içtihatlarla getirilmiş bir yumuşama olarak değerlendirebiliriz. Kusursuz sorumluluk çokta geri olmayan bir geçmişe sahiptir dolayısıyla bu sorumluluğun nasıl ortaya çıktığı inceleme konusu yapılacaktır. Kusursuz sorumluluğu daha iyi tanıyabilmek için bu ilkenin anayasal dayanaklarına bakılacaktır. Konuyu daha iyi kavrayabilmek için de özel hukuk – kamu hukuku ayrımında bu ilkenin ortak ve ayrık yönlerine değinilecektir.
İdarenin kusursuz sorumluluğu ilkesi geniş bir ölçüde yargıç kararlarının sonucunda oluşmuştur diyebiliriz. Ülkemizde bu doğuş ve gelişmeye paralel olarak bu ilke Danıştay’ın içtihatlarıyla oluşup ve gelişmiştir.
İdarenin kusursuz sorumluluğu için Anayasa’da başvuracağımız maddeler şunlardır: Anayasa’nın değiştirilemeyecek maddeleri arasında yer alan 2. maddedeki Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirten maddedir. Yine Anayasa ‘nın 125. maddesinin ilk fıkrasındaki “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü ile yedinci fıkrasındaki “ İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmü idarenin kusursuz sorumluluk anlamındaki anayasal çerçevesini çizmektedir.
Ülkemizde sosyal devlet anlayışının benimsenmesiyle idare yeni yeni hizmetleri üstlenince, kişilere zarar verme olasılığı da bir o kadar artış göstermiştir. Dolayısıyla sadece idari davranış ile zarar arasında nedensellik bağının var oluşu kusur aranmaksızın idareyi sorumlu tutmaya yeterli olacaktır.
İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olması hukuk devleti anlayışının zorunlu unsurudur demek ki kusursuz sorumluluğun dayanağına hukuk devleti anlayışını yerleştirmek yerinde olacaktır.
İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden dolayı ortaya çıkan zararı ödemek hususunda takdir hakkı yoktur. Aslında bu ilkeyi de sosyal devlet anlayışının bir parçası olarak düşünebiliriz.
Danıştay içtihatlarında ilk kez kendine yer bulan idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesi görüldüğü gibi Anayasa’da dolaylı da olsa başından beri
kendine yer edinmiştir.
İdarenin kusursuz sorumluluğu genel olarak kusur fikrinden arınmış bir sorumluluğu ifade eder dolayısıyla subjektif bir nitelik taşıyan kusur fikrinden tamamen arınmış olduğunu belirtmek amacıyla “objektif sorumluluk” ve “sebep-sonuç” ilişkisine dayandığını belli etmek için “sebep sorumluluğu” denmektedir. Biz daha genel bir ifade olan “kusursuz sorumluluk” terimini tercih ettik. Yine bu başlık altında yer alacak konu başlıkları öğretide tam olarak birbirini tutmamaktadır. Biz iki alt başlık altında inceleyerek konuyu açıklayacağız. Bu başlıklardan ilki “risk sorumluluğu” ikincisi ise “kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluk” tur. Hangi başlığı kullanırsak kullanalım amaç idarenin kusurlu olmasa da oluşan zararları karşılamasıdır.

Etiketler: , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz