Dinçay Doğar – Balçıkhisar günlüğü

dincay dogarBir arkadaşım “Bizim köyde huzursuzluk var, sık sık beni arıyorlar bir bakıver dedi” telefonda.

Bizim köy dediği Şuhut’un Balçıkhisar İlçesi.

Balçıkhisar’da ne olduğunu sorduğumuzda “Bir gölet yapılıyor, bu göletin zeminine kum döküleceğine verimli tarla toprağı dökülüyormuş, o toprağı da vatandaşın bahçesinden, tarlasından izinsiz alıyorlarmış. Vatandaş Belediye Başkanından çekindiği için, itiraz da edemiyormuş, gölet dediysem anladığım kadarı küçük bir şey, ama vatandaşlar çok huzursuz” dedi.

Belediye başkanını tanıyorum, birkaç defa bazı haberlerden dolayı yan yana geldik.

Dahası çok sevdiğim bir arkadaşımın teyzesinin oğlu, geçmişte çıkan bazı haberlerimizden dolayı “ o’nu da dinlersen sevinirim” demişti.

Tanışmamız böyle başlamıştı.

Şuhut’ta, afyon’da oturan Balçıkhisarlı arkadaşlara bu meseleyi sorduk.

Kiminin haberi yok, kimi ise “İşin içinde Başkan İhsan Gündoğan varsa, araştırmanda fayda vardır” dedi.

İhsan Gündoğan’ı aradım, “Başkan orada bir sorun varmış, vatandaşların arazilerinden izinsiz toprak alınıyormuş…” diyerek bana iletilenleri kendine sordum.

Başkan Gündoğan, “ Öyle bir şey yok, İbrahim Akbulut orayı kendinin zannediyor, zaten şikayetçi olan da O, buraya gelin size herşeyi yerinde göstereyim” dedi.

İbrahim Akbulut’u araştırdık telefon numarasını bulduk, bu durumu kendine sorduk.

O da durumu kendince anlattıktan sonra “yarın keşif var, siz de gelirseniz durumu yerinde görürsünüz” dedi.

Kalktık, Balçıkhisar’a gittik.

Bize tarif edilen yerde kimse yoktu; sadece kepçe kamyonla E_5 diyebileceğimiz bir yolun ortasından toprağı alıyor, kamyonlara yüklüyor; kepçenin açtığı geniş ve derin kanalı DSİ’nin olduğu söylenen dozer kenardan aldığı toprakla dolduruyor, tesviye ediyordu.

Kepçe, bizim humuslu diyebileceğimiz, toprağa kamyonlara dolduruyordu.  Bizim orada bir saatten fazla oyalanmamızdan sonra Kaymakamlık makamınca gönderilen görevliler geldi.

Belediye başkanı da geldi.

Kaymakamlık gönderilen görevliler ölçüyor, biçiyor, tutanaklar hazırlıyorlardı.

Görevliler memur oldukları için konuşamayacaklarını söyledi.

Başkanın adını telaffuz ettiği İbrahim Akbulut’a sorduk; telefonda söylediklerini söyledi.

Başkan’a sorduk; E-5 gibi açılan ve ortasından kum aldıklarını iddia ettikleri yolun DSİ’ye ait olduğunu, tasarrufun DSİ’de olduğunu, DSİ’ce belirlenen koordinatlardan kum alındığını söyledi.

Ya başkan yapma etme, eyleme kumla toprağı öğrenecek, bilecek yaşı geçtik, harbiden toprak alıyorlar desek de o aksini iddia etti.

Gölet yapılan yerin12 kmuzakta olduğunu öğrenince o bölgede kum olan yer yok muymuş diye sorduk; O’nu DSİ’ye sorun dedi.

Sorularımızdan hoşlanmadığı belli oldu; soruya göre bazen kendi cevap veriyor, soruya göre DSİ’nin cevap vermesini belirtiyordu. Ama irdeleyici sorular çoğaldıkça cevaplar ters ters vermeye başladı.

Biz de peki DSİ’ye de soralım dedik.

İfade, tutanak vs’den sonra başkanla arazide baş başa kaldık.

Bak başkanım ”Biz ne devletin hizmetinin aksamasından yanayız, ne de vatandaşın mağdur olmasından yanayız, yaparken yıkmak, yaparken engellemek kimseye yakışmaz, beni tanırsın, akraban olan arkadaşın da iyi dostumdur; kaldı ki gelin yerinde göstereyim diyen sensin, DSİ yolu fazla açmış diyen, ben de ilk defa görüyorum diyen müteahhit…

Ne desek başkan hep olayları başka yere çekti.

Bak şurdan biraz önce giden kamyonlara nebati toprak dolduruldu, buyur döktükleri yere gidelim tekrar bakalım dedik.

Teklifimizden hoşlanmasa da önümüze düştü, gölet alanına gittik.

Gölet alanında soruyoruz, ya kaçak cevaplar veriyor ya da teknik adam olmadığını ima eden cevaplar veriyor. Çok sıkışırsa “DSİ’ye sorun, tasarruf onların” diyor.

Biz bunları sorarken yanımıza bir genç geldi.

Gazi üniversitesinde okuyormuş.

Stajyer mühendismiş.

Tam teknik bilgilenmeyi bu kişiden alırız derken başkan gencin koluna girdi, “hele bir sen şöyle gel” dedi, yağlı pehlivanlar gibi stajyer mühendisin koluna girip bizi davet ettiği yerde yok sayarak yukarıya doğru tırmandı.

Bizi her şeyi yerinde göstermek için Balçıkhisar’a davet eden başkan bir daha yüzümüze bile bakmadı.

Kamyonları bekliyoruz, ama gelmiyorlar.

Toprakları yükleyeli üç saat geçmesine rağmen 12 kilometrelik yolda 58 plakalı iki kamyon kayboldu. Sanki yer yarıldı içine girdiler.

Nasıl olsa başka yol yok, buradan geçecekler deyip, belde içindeki kahvehaneye gittik.

Yok, yok, yok… Kamyonlar yer yarıldı yerin içine girdi.

Daha sonra kahvehanede yanımıza İbrahim Akbulut geldi…

Daha sonra da başkan İhsan Gündoğan…

Sohbet ettiler.

Biri şikayet eden. Diğeri şikayet edilen olarak biliyoruz.

Kamyonlar yine yok ortada.

Alındığı ve yüklendiği yer belli.

Gölete götürülen topraklar en kalite nebati topraklar.

Hiçbir köyde o kadar geniş yol olmaz.

Vatandaşın arazisine kenardan kenardan girildiği izlenimi açık.

Keşif ve hukuki süreç başladığı için daha fazla yazmak uygun düşmez.  Madem ki hukuk devletine inancımızdan dolayı yargıya gidildi, en doğru muhakkak ortaya çıkacaktır.

Ne biz, ne de aklıselim hiç kimse “Ne devletin yatırımının aksamasını, ne de vatandaşın mağdur olmasını istemez”…

Bizim kazın ayağı öyle değil diye bir sözümüz vardır ya, aynen bu sözümüz gibi “o göletin yapımında işler hiç de Balçıkhisar Belediye Başkanının hal ve tavırları, söylediği gibi değil” izlenimi yaratıyor.

Etiketler: , , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz