Dink Cinayeti ve Dış Konjonktür

”Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan ; Ermeni’nin Ermenistanla kuracağı asil damarlarında mevcuttur.”
Hrant Dink’in bu cümlesini defalarca okudum. Allah sizi inandırsın ne anlama geldiğini bir türlü çözemedim. Tıpkı bilmece gibi. Her türlü yoruma açık. Ama diğer yandan çok önemli bir cümle. Çünkü Hrant Dink’in kaderini bu ‘meşhur’ cümle çizdi. ‘Enel Hak’ dediği için linç edilen Hallac-ı Mansur’un akıbetine uğradı Dink. Hrantçılara bakarsak burada Türklük aşağılanmadığı gibi övülmüş. Karşı cephe ise bu sözlerin apaçık hakaret ve ırkçılık olduğunda ısrar ediyor. Bu yazıdan sonra Hrant Dink’e 301. maddeden dava açıldı. ‘Şöhretin iyisi kötüsü olmaz’ derler. Bir anda Dink gündemin tepesine oturdu. Kendisini sık sık ekranlarda görmeye başladık. Tartışma programlarında, sözde soykırımla ilgili belgesellerde, gazete ve dergilerde boy gösteriyordu. Belki üslubunun sert oluşundan dolayı insanların çoğu ona kızıyordu. Benim tanıyabildiğim Hrant Dink –lütfen kimse kızmasın- kendini Türk zanneden pek çok kişiden daha objektif ve namuslu değerlendirmeleri olan bir insandır. Sözde soykırım olayında emperyalist devletlerin (İngiltere, Fransa, Rusya) parmağını açıkça deşifre eden Dink özellikle doğuda çeteci Ermenilerin Türk Milleti’ne yaptığı zulmü ve eziyeti de açıklamaktan çekinmeyen bir Ermeniydi. Her şeye rağmen yurt dışına gitmeyip bu topraklarda yaşamayı seçmesi, Türk-Ermeni ilişkilerinin düzelmesi yolundaki çalışmaları -bence en önemlisi de bu- ve Ermeni diasporasıyla açıkça kavgaya girişmesi unutulmamalıdır. ( Ermeni avukatlığına soyunan Taner Akçam, Orhan Pamuk, Baskın Oran gibi Türklerin(!) yaptıklarını gördükçe Hrant Dink’e olan saygım daha da artıyor)
Sabiha Gökçen hakkında yazdığı yazılardan sonra ‘Kripto Ermeni’ denen ( gizli – dönme Ermeniler ) ve sayıları 500 bin olarak telaffuz edilen kimseleri gündeme getirdiği sıralarda tehditler almaya başlamıştı. Bu tehditlerin sadece Türklerden değil, Ermenilerden de geldiğini söylemeliyiz. (Özellikle Ermeni diasporasından)
Bütün bunlar yaşanırken ülkenin bir diğer köşesinde bir kısım insanlar devletin gözetimi ve bilgisi dâhilinde ‘kontrollü bir cinayete’ hazırlanıyordu. Bu kadar emin konuşmamızın size garip geldiğinin farkındayım. Cinayet sonrası ortaya saçılan bilgi ve belgeler maalesef ‘Yeni Türkiye’ diye adlandırılan günümüz Türkiyesi’nin 1940’lardan farklı olmadığını ortaya koymaktadır. Dink cinayetini en ciddi şekilde araştırıp yazan Nedim Şener’in bir punduna getirilip hapse atılması bu cinayetin trajikomik yanını oluşturuyor. Nedim Şener ‘Kırmızı Cuma’ adlı kitabında hakimlerin bulamadığı örgütü deşifre ediyor. En basit karı-koca kavgasını bile ‘ergenekon örgütüne’ bağlayan hâkim ve savcıların Hrank Dink cinayetini ‘öksüz-yetim’ bırakmaları manidardır. Türkiye’yi sarsan bu cinayetin ‘milliyetçi hislerle, çocuk yaşta kişilerce işlenmiş defakto (aniden ve kendiliğinden gelişen) adi bir cinayet olduğuna kim inanabilir?

Cinayetten 1–2 saat sonra on binlerce insanın ne zaman hazırlandığı meçhul ‘Hepimiz Ermeniyiz’ , ‘Hepimiz Hrantız’ yazılı dövizlerle yürüyüş yapmaları olağandışı ve olağanüstü bir hazırlığı işaret etmektedir. (En hızlı baskı teknolojisi bile o dövizleri bu kadar kısa sürede hazırlayamaz) On binlerce insanın aynı anda bir araya gelip sevk ve idare edilmesi hayli ilginçtir. Demek ki ‘Hrantçılar’ da bu cinayeti bekliyorlardı.

Katil ve arkadaş çevresinin devlet görevlileri ile ilişkileri de dikkat çekicidir. Bir yandan jandarma, bir yandan emniyet bu grubu sürekli izlemekte ve yönlendirmekte. Yaşadıkları semtte herkes bu grubun Hrant Dink’i öldüreceğini biliyor ve konuşuyor. Emniyet adına muhbirlik yapan bir üniversite öğrencisi, amirlerine cinayetin neredeyse gün ve saatini ihbar ediyor. Bütün bunlara karşılık hiçbir devlet görevlisi Dink cinayetini önleme – engelleme noktasında çalışma yapmıyor. Bu ‘ihmal’ değil ‘yönlendirme’dir.

Cinayet sonrası olayda ihmali görülen kamu görevlileri hakkında soruşturma açılması konusuna gelince; bütün askeri personel araştırılıp çeşitli cezalara çarptırılıyor. Ama başta emniyet mensupları olmak üzere diğer kamu görevlileri hakkında soruşma izni verilmiyor. Kim tarafından? Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı tarafından. Soruşturma bir yana personel terfi ettiriliyor. Ne için? Bir yazarı koruyamayıp öldürülmesine seyirci kaldıkları için. Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda zor durumda bıraktıkları için…
Şimdi burada duralım ve bilgilerimizi tazeleyelim:
1)Türkiye, 2.Dünya Savaşı bittikten sonra galip devletlere düzenlenen Yalta Konsferansıyla Batı Bloğuna bırakıldı.
2) CHP’nin içinden DP adıyla yeni bir parti çıkarıldı. (DP’yi kuranların hepsi CHP milletvekilidir)
3)DP, 14 Mayıs 1950’de iktidara geldi. “Küçük Amerika” olma hayaliyle yola çıkarıldı. 1951’de Kore Savaşı’na katılarak Nato’ya üye olduk. 1957’den itibaren ABD bağımlılığından kurtulup bağımsız bir politika takip etmek isteyen, komşularıyla antlaşmalar yapıp bölgesel güç olmaya çalışan ve son olarak Rusya’yla yakınlaşan Türkiye, 27 Mayıs 1960’da hizaya getirildi.
4) 12 Mart 1971- 2. Defa hizaya getirildi.
5) 20 Temmuz 1974 – Kıbrıs Barış Harekâtı ile Batı’ya kafa tuttuk. 3 asır sonra toprak kaybımız durdu, toprak kazanmaya başladık.
6) Kıbrıs Harekâtı’ndan dolayı uygulanan ambargo ve bir anda artan terör olayları.
7) “70 Cent’e muhtaç hale gelme”
8) Yağ, tüp gaz, şeker, sigara, çay kuyrukları, yokluk yılları. Dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken bir anda yokluklar ülkesi olduk. (Mahir Kaynak anlatıyor: 9 Mart Cuntasını çökerttiğim için deşifre oldum, cezalandırıldım. MİT Ekonomi Şubesine yani kızak göreve atandım. Bir süre sonra ABD’nin Türkiye’nin sıvı ve margarin yağ üretimi ve stoku konusunda çalışma yaptığını duyunca bir rapor hazırlayıp MİT Müsteşarlığı’na sundum. Fakat mimli bir eleman olduğum için çalışmamla ilgilenilmedi. Aradan birkaç ay geçti ( Türkiye’de sıvı ve margarin yağ kuyrukları başladı.)
9) 24 Ocak 1980 Kararları – 3. Hizaya geliş. Liberal ekonomiye geçiş. Batıya – IMF ‘ye teslim olma. Devalüasyon.
10) 12 Eylül 1980- 4. Hizaya geliş.
11) ANAP’ın 1983 yılında iktidara gelişiyle başlayan ve hala devam eden Liberal Ekonomi modeli.
12) Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan Milli Ekonomi modeliyle ne kadar fabrika, liman, baraj, banka kurulduysa tamamı özelleştirildi. Sadece zarar eden kuruşlar değil kar eden işletmeler de elden çıkarıldı. En çok özelleştirme yapan siyasi partiler AKP ve ANAP’tır.
13) Rutin dışına çıkan REFAHYOL Hükümeti’ne karşı 28 Şubat 1997 operasyonu 5. Hizaya gelişti.
14) 57. Hükümet: Toplumsal barış adına büyük gelişme. Bir zamanlar düşman olan sol ve sağ (DSP ve MHP) partiler koalisyon kurdu. Batının isteklerine boyun eğmeyen, Irak’ı işgal etmek için Türkiye’yi kullanmak isteyen ABD, bunu başaramayınca 2001 Ekonomik krizini çıkardı. Kontrol için Kemal Derviş’i yolladı. Yetmedi DSP’yi parçaladı. Koalisyon dağıldı.
15) 2002 AKP İktidarı – 1 Mart Tezkeresi TBMM’de kabul edilmedi. Tezkerenin geçmemesi için asker ve meclisteki sağduyulu milletvekilleri birlikte çalıştı. Fakat hükümet 3 ay sonra Türk kara hava ve deniz sahalarını ABD’ye açtı.
ABD, hükümetle geç de olsa anlaştı. Fakat yıllardır Türkiye’yi hizaya getirirken kullandığı ordunun 1 Mart tezkeresindeki tutumunu unutmadı. Özellikle 2005 yılından bu tarafa ülkemizde yaşanan olayları bu açıdan değerlendirmek yanlış olmaz. Gerek 12 Eylül öncesi, gerek 12 Eylül sonrası işlenen siyasi cinayetlerin neye hizmet ettiği yıllar geçtikten sonra anlaşılmaktadır. Dink cinayetini de bu çerçevede değerlendirmemiz gerekiyor.
Netice itibariyle Türkiye Batı Bloğunun bir parçasıdır. Yaşanan her hadiseyi bu gerçeğin ışığında düşünmemiz daha doğru olacaktır. Rutin dışına çıkıldığı zaman çeşitli faktörler devreye sokularak ülke ve devlet hizaya getirilmektedir. Şurası bir gerçek ki bu cinayet de 65 yıldır devam eden hegemonyanın bir tezahürüdür. “İleride ne maksatla işlendiği ve hangi amaca hizmet ettiği görülecektir”

Etiketler: , , , , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz