Emine Yomak’ın kaleminden hayat

HAYAT SENDEN ÇALMADAN…
İnsanlar ismi ile müsemmadır ya da isimlerini hakkıyla taşır ya da tam tersini yaşarlar.
Esen de ismini yaşayamayanlardandı. Esip gürlemedi hiçbir zaman. Küfe yıkamakla geçen yılları ve yeter ki ona bir laf gelmesin de ailesi ne derse onu yapar kapı dışarı çıkmazdı. Hayal kurabiliyor muydu bilmem? Belki de kuruyordu çünkü eski filmleri çok seyrederdi dantel örerken.
Hülya Esen’e göre çok rahattı ailesinin ilk çocuğuydu ve ne derse yapılıyordu ve en önemlisi yaşıtlarının arasında artistler kadar güzel olanıydı. Boyu posu yürüyüşündeki endamla birleşir sarı bukleli saçları omuzlarından aşağı dökülürken dalgalanırdı. Onu görenler sanki podyumda bir mankeni görürlerdi. Eski filmleri seyrederdi ve öyle hayaller kurardı ki şaşırıp kalırdık, çünkü bunları dile getirmekten hiç çekinmezdi. Hülya kendisine âşık biri olacağını öylelikle evleneceğini en ünlü yerde düğününün olacağını söylerdi. Bir kızı olacağını ve kocasının onu aldatacağını kendisinin de o kadınla tanışacağını onun saçını başını yolmak yerine konuşacağını ve boşanıp başka biriyle evleneceğini olmadı bir başkasıyla evlenirim demesi bizi çok şaşırtırdı. İlginçtir öyle de oldu. Hülya da isminin altından kalkamayanlardandı çünkü hülyanın anlamı hayal demekti. Kurduğu hayallere doğru yön verememişti ve kendi haline bırakılan çocuklar nasıl başıboş yetişirse onun hayalleri de öyle oldu.
Başıboş bırakmak ne kadar açık anlatıyordu bu kelime kendini. Siz başınızda taşıdığınız aklı nasıl kullanırsanız oda bildiği kadar yol alırdı. Boş bırakırsanız ona farkında olmadan zamanında seyrettiğiniz filmlerden kareler ile doldurursunuz ve yeri geldiğinde aklınızda kalanlar sizi farkında olmadan -siz farkında olmadan- yönetirler.
Hülya bize anlattığını birebir hatta daha da fazlasını filmlerde olur ancak denilecek cinsinden yaşamıştı. Şu an sanırım üçüncü eşiyle uzunca bir süredir evli ve ilk eşinden bir kızı oldu, eşi onu aldattı o eşinin sevgilisiyle konuşmayı denedi ve beceremedi. Birde üstüne hiç unutamayacağı -ki unutmuş olmalı ki yeniden evlendi ve buda geçer diyerek yaşamına devam etmekte- iftiralar atıldı.
Esen onun kadar özgür olmadı hiçbir zaman kendisine uygun görülen kişiyle evlendirildi. Sevdi de mutluydu iki çocukları oldu biri kız biri oğlan kurduğu hayaldeki gibi miydi bilmem o hülya gibi değildi anlatmazdı ne acısını bilirdik ne sevincini hep aynı kişiydi o az güler az konuşurdu. Onun hakkında bildiğim Hülya Koçyiğit’i ve onun filmlerini çok sevdiğiydi. Aynı filmlerdeki gibi veremden ölürdü genç yaşta başrol oyuncusu ve oda o filmlerden mi etkilenmişti ki, erken yaşta kansere yenik düştü yada kendini o hastalığın kollarına bıraktı çünkü yapamadığı öyle çok şey vardı ki okumak istemiş bir kere olmaz denilince üstelememişti çünkü ablası “üniversitede okuyacağım” diye tutturunca hatırı sayılır bir dayak yemişti ve buna rağmen okuyabilmişti. Esen çok korkardı dayaktan ne babası nede eşi ona bir fiske bile vurmamışlardı çünkü hep evet demişti onlara hayrı hiç olmadığı gibi kendine de bu evetler hayır getirmedi ve içinde kalan yapamadığı her ne varsa hayallerine, ne çıkın gidin dedi nede onlar ile ilgili herhangi bir yol tuttu. Zamanı geldiğinde ise o içe attıkları ve yutkunduğu her bir şey onu hasta etti. Hayatının baharında gözlerini kapamıştı ve bir kerede hastalıkla beraber kapadı ve bir daha hiç açılmadı.
Ben ise onlara göre çok şanslı idim çünkü beni babam ve abim yetiştirmişti. Babamın rahatsızlığından dolayı annem çalışmak zorunda kalınca çocukların eğitimi de babaya düşmüştü. Babam bize bırakın eskiyi yeni filmleri bile izlettirmezdi “aklınız karışır” derdi ve arabesk müzik vardı o zamanlar patladığı yıllardı onu da abim dinletmezdi. “aklınız karışır” derdi ve Türk sanat müziği ve yabancı dildeki müzikler ve radyodan dinlediğimiz Türkçe seslendirilen Fransız piyesleri ile büyüdük. Ben o piyeslerdeki düşeslerin kıyafetlerini canlandırırdım zihnimde o zamanların çizgi filmi “Şeker Kız Candy” vardı onun kıyafetleriyle bütünleştirirdim. Ve aklımda kalan güzel kelimeleri hep not ederdim. Renklerin ahengini kıyafetlerin en göz alıcı kısımlarında hayal ederdim. Bende hayal kurardım iki kızım olacak onlara kendi yaptığım elbiseleri giydirecek ve yokken var edebilecektim. Öylede oldu elimdekileri değerlendirmeyi her vakit sağlığım el verdiği sürece en güzel biçimde yaptım. Kızlarımı o zamanki hayallerimde ki gibi okutabiliyorum çünkü onlar annelerini hep elinde kitapla gördüler ve okumayı akıl etmeyi sevdiler. Ben sadece kendim oldum. Hayat ne getirir bilinmez ama sizden çalmadan tutmayı bilmek lazım. Bunu öğrendim huzurun ve mutluluğun kaynağı buydu. Kendin olmak…
Hayat sizden çalmadan, bu bayramı da en güzeliyle yaşamanız temennisiyle. Hayırlı Bayramlar…

Etiketler: , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz