GERÇEK OLAYLARA DAYALI BİR ŞUHUT POLİSİYESİ

KARATakvim yaprakları 22 Temmuz 1949 tarihini gösteriyordu.Günlerden Cuma idi.Şuhut’ta Cuma gününün tadı ve heyecanı bir başkadır.Hem ilçe halkı hem de yakın köylerden gelenler namazdan sonra  kasaba meydanında  gruplar halinde toplanır,selamlaşır ve koyu bir sohbet  başlardı.Çarşı içindeki kahvehaneler adeta dolup taşardı.Cumartesi günü kurulacak pazarın hazırlıkları ve heyecanı  bugünden başlar,mal satmaya gelen tüccarlar,seyyar satıcılar ve köylüler; geceyi nerede geçireceğini düşünürlerdi.O yıllarda Şuhut’ta henüz otel olmadığından mevcut  iki  köhne han Cuma akşamı ağzına dolardı.

Akşam olmuştu.Şuhut, karanlığın çökmesiyle beraber derin bir sessizliğe bürünmüş,Çarşı ve sokaklar boşalmış,bekçiler düdüğünü çala çala mesaisine başlamıştı.Tam o anda gecenin sessizliğini bozan bir cayırtı koptu,ardından  15-20  el silah sesi duyuldu.’’Acaba çakır keyif birileri eğlencenin dozunu kaçırıp silaha mı davranmıştı?’’.’’Ya da aralarında husumet olan gençler birbirine mi girmişti?’’.Şuhut ,bağlı olduğu Afyon’un aksine, kavgası,gürültüsü olmayan,huzurlu ve sakin bir kasaba olarak bilinirdi.Yorgun bir yaz akşamı bütün kasaba halkı ne olduğunu anlamak için önce pencerelere,sonra sokaklara akmaya başladı.

Silah sesleri  Yalı Mahallesinden gelmişti.Bir süre sonra Yalı Camisinin karşı sokağında Mustan Çınar’a (Tilkilerin Mustan emmi) ait iki katlı evin önü kalabalıklaştı.Evin etrafı jandarma,bekçi kaynıyor,kasaba halkı meraklı gözlerle ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.Az sonra kaymakam ve savcının telaş içinde olay yerine geldiği görüldü.Jandarmaya rağmen evin içine kadar girmeyi başaran gençten bir Şuhutlu, olan biteni öğrenmenin heyecanıyla dışarı fırlar fırlamaz bağırmaya başladı;

-Karabiber’i vurdular!Karabiber’i vurdular!Dam başında  indirmişler uğursuzu!

Evin etrafını dolduran kalabalık,gördüklerinden hayli etkilendiği belli olan genci yanlarına çekip soru üstüne soru sormaya başladılar;

-Delikanlı, Karabiber’in öldüğünden emin misin? Bu güne kadar kimse onu yakalamayı  beceremedi.Her seferinde bir yolunu bulup kefeni yırttı.Yanlış görmüş olmayasın…

-Vallahi tallahi kendi gözlerimle gördüm.Kaçmaya davranmış ama kapıdan çıkar çıkmaz jandarma ile avcılar delik deşik etmişler.Ölmeden önce İbrahim emmiyi (İbrahim Kızılırmak) yaralamış.

Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Beş bin nüfuslu küçük Şuhut Kasabasını allak bullak eden  olayın mahiyeti belli olmuş,nedense bir insanın öldürülmesi halk tarafından büyük bir ‘’sevinçle karşılanmıştı.’’.25 yıldır halkı canından bezdiren,zengin -fakir demeden her eve girip hırsızlık yapan,maceraları dilden dile anlatılan KARABİBER (Hüseyin Sarıtaş) nihayet cezasını bulmuştu.Karabiber sadece Şuhut’ta değil,Afyon ve çevre kazalarda da çok canlar yakmış,kurnaz ve zeki birisi olduğundan her defasında yakayı kurtarmayı  başarmıştı.İşin ilginç tarafı, Karabiber hırsızlıktan sonra geride en ufak bir iz bırakmadığı için ‘’kanun’’ bile onun karşısında çaresiz kalıyordu.Yani herkes hırsızlığın onun eseri olduğunu biliyor ama ‘’suçüstü’’ yapılamıyordu.

KARABİBER KİMDİR?

Son derece kurnaz ve akıllı bir hırsız olan KARABİBER,aslen Şuhut’un Karlık Köyü’ndendir.Eski tarihe göre 1316 yani 1900 yılında doğmuştur.Nüfustaki ismi Hüseyin Sarıtaş olan Karabiber, fiziki yapısı itibariyle hemen dikkat çeken bir insandı.’’Mikrosefali ‘’ hastası olan Karabiber’in kafası çok küçük,bünyesi zayıf,kısa boylu,ince yapılı ve hızlı hareket eden birisiydi.Esmer olduğundan ‘’Karabiber’’ lakabı takılmıştı.Daha çocuk yaşlarda iken hırsızlık yapmaya başlamış,ilerleyen yıllarda ‘’eline su dökülmez’’ bir usta (!) haline gelmişti.Ancak her olaydan kolayca sıyrılması,pişkinliği,ilginç fiziki görünümü sebebiyle hem nefret edilen hem de magazinel bir obje halini almıştı.Zekası sayesinde devlet görevlilerinin bile elini kolunu bağlayan ve çaresiz bırakan Karabiber’in maceraları,orta yaşın üstündeki Şuhutluların hafızasında yerini korumaya devam ediyor.

AFYON AĞIR REİSİ’NİN EVİNİ SOYUYOR

Karabiber  Şuhut’tan sıkılmış, soluğu Afyon’da almış.Akşama kadar gezdikten sonra gözünü kestirdiği bir evi gözetlemeye başlamış.Ev, Afyon Ağır Reisi’nin konutu.Kapısında bekçi bekliyor.Hakim bey eşiyle beraber bir misafirlikten gelip dış kapıyı  açıyor.Aynı anda Karabiber de onlarla birlikte eve girmeyi başarıyor.Hakim bey ve eşi bir süre evin salonunda oturduktan sonra ikinci kata çıkıp uyuyorlar.Sabah kalkınca evdeki değerli eşyaların,altın ve mücevherlerin çalındığını fark ediyorlar.Hakim, Emniyete ve Jandarmaya giderek şikayette bulunuyor.Afyon Jandarma Komutanı, Ağır Ceza reisinin anlattıklarından hırsızlığı Karabiber’in yaptığını tahmin ederek askerlere emir veriyor.Bir bahaneyle Karabiber’i gözaltına alıyorlar ama önce Ağır Ceza Reisi’nin huzuruna çıkarıyorlar.

-Oğlum benim konutuma nasıl girdin? Kapısında bekçi var.Her tarafı kapalı.Anlat bakalım.Eğer her şeyi  düzgün bir şekilde anlatırsan seni serbest bırakacağım.Sözüm söz…

-Efendim evi gözetlediğim sırada siz hanımınızla eve geldiniz.Bekçiyi atlatmam kolay oldu.Siz kapıyı açıp içeri girerken ben sizin paltonuzun içine girdim.Eve girince paltodan çıkıp müsait bir yerde saklandım.Siz üst kata çıkıp uyudunuz.Ben de evinizde değerli ne varsa çaldım.Sonra camdan çıkıp gittim.

Afyon Ağır Ceza Reisi,Karabiber’in samimi ikrarı üzerine onu serbest bırakıyor.Jandarma Komutanı  bu duruma itiraz edince şöyle diyor;

-Zabir efendi bu adam istese gece biz uykudayken eşimle beni öldürebilirdi.Ben bunca yıllık hakimim, böyle hırsız görmedim.

ŞUHUT’TA SOYMADIK DÜKKAN EV BIRAKMIYOR

Karabiber Şuhut çarşısında girmedik dükkan bırakmıyor.Fakat ortada onu suçlayacak bir delil yok.Karlık Köyü’ndeki evi defalarca basılıyor ama orada da hiçbir şey bulunamıyor.Karabiber her gün Şuhut’ta.Bir dönem Topal Musaların İbrahim Sarıtepe’nin yanında hizmekarlık yapıyor.Herkes ‘’Karabiber ıslah oldu,düzeldi’’ derken bu sefer çalıştığı evi soyuyor.Mehmet Emin Sarıtepe ,babasının anlattıklarını şöyle nakletti;

‘’Bizim de kökümüz Karlık Köyü’ne dayandığı için rahmetli İbrahim dedem ‘’köylümüzdür,sahip çıkalım belki ıslah olur’’ diye Karabiber’i yanına almış.Fakat huylu huyundan vazgeçer mi?Bizim eski evimiz Yalı Mahallesi’nde, mezarlığın yanındaydı.Babam ve dedem alt katta oturuyorlar.Bir gece ikinci kattan sesler gelince dedem babamı uyarıp diyor ki;

-Oğlum Abdullah,yukarıdan sesler geliyor.Silahını al,bir bak .

Babam elinde silah üst kata çıkıyor,bir hırsız var.Kaşla göz arası adam kaçıyor.Bitişikte akrabamız Süleyman Sarıtepe’nin evi vardı.Aramızdaki duvarın üstüne atlayıp bir anda gözden kayboluyor.Dedem babama direk sormuş;

-Karabiber mi? Babam da ‘’evet baba, o’’ demiş.Yani adam bizde çalışıyor,hizmekarlık,harmancılık yapıyor ama bizi bile soyuyor.’’

GÜNDÜZ ÇALIŞIYOR GECE ÇALIYOR

Karabiber  bir dönem ,gündüzleri ne iş bulsa çalışan birisi davranıyor.Kah ırgatlık yapıyor, kah çift sürüyor.Bazen koyun güdüyor,bazen harmanda düven sürüyor.Ama gece olunca Karabiber’in gerçek yüzü ortaya çıkıveriyor.Yine küçüklüğünde Karabiber’in maceraları ile büyüyen Mehmet Emin Sarıtepe’yi dinleyelim;

‘’Karabiber bizim bir tarlada çalışıyor.Akşam olunca, nereden buluyorsa bir at çalıp sabaha kadar bahçelere dadanıyor.Heybenin iki gözü meyveyle,sebzeyle dolu geliyor.Onu durdurmak imkansız.Diyelim bir eve girdi,yükte hafif pahada ağır ne varsa çalıyor.O anda ev sahibi geliyor.Karabiber soba borusunun içine girip bacadan çıkıp gidiyor.Çünkü kafası çok küçük,gövdesi ince ve zayıf.Kimse yakalayamıyor.Ömrü boyunca girmedik ev,dükkan bırakmıyor ama bir-iki olay hariç yakalanamıyor.Ama çok can yakmış.Zengin- gariban demeden her eve girmiş.Fakat çaldıklarını nereye sakladığı belli değil.Suç üstü yapılamıyor.Çaldıkları ele geçirilemiyor.Kafasına ne koyduysa yapan biri.Yok burası kaymakamın eviymiş,burası bankaymış,fark etmiyor.Hatta bazılarının arkasından konuştuklarını duyuyor,Karabiber bizim eve dükkana giremez,diye.Onlara kafayı takıyor,gidiyor o konuşanların evini soyuyor.Adamların ruhu bile duymuyor.’’

TUZAK KURULUYOR

Karabiber’le bir türlü baş edemeyen Şuhutlular, devlet görevlilerine başvurarak yardım talep ediyorlar.Kasabada her gün hırsızlık olayı yaşanıyor,fail belli ama ‘’suçüstü’’ yapılamıyor.Çalınan eşya,para,altın da ortada yok.Üstüne üstlük son dönemde Karabiber işi zorbalığa dökmeye başlıyor.Sonunda Şuhut halkı ile devlet yetkilileri bir plan yaparak Karabiber’i yakalamak için kafa kafaya veriyorlar.

Karabiber’in tanıdıklarından biri onu ziyafete davet ediyor.O sırada Jandarma,bekçi,polis,korucu (eskiden çiftçi mallarını koruyan korucular vardı) hatta Şuhut avcılar birliği ( avcıların başında Kabakçıoğlu  İbrahim var) ,eli silah tutan herkes Karabiber’i yakalamak üzere o evin etrafında tertibat alıyor.Ziyafet için seçilen yer; Yalı Mahallesi’nde Mustan Çınar’a ait iki katlı ev.Karabiber sözleştiği şekilde akşam karanlığında gizlice eve geliyor.Yemekler yenmeye,sohbetler koyulaşmaya başlıyor.Bu arada ev sahibi Mustan Çınar, dışarıdaki güvenlik güçlerine haber vermek için sık sık dam başına çıkınca Karabiber durumdan şüpheleniyor.’’Vay kalleşler bana tuzak kurdunuz ha!’’ diyerek bir anda sofradakilerin üzerine ateş ederek kapıya doğru koşuyor.Orada bulunanlardan İbrahim Kızılırmak’ı yaralayıp kendini dışarı atıyor.Kapının önünde kendisine ‘’teslim ol!’’ çağrısı yapılsa da Karabiber’in cevabı karanlığa ateş açmak oluyor.Bunun üzerine hem güvenlik güçleri, hem de Şuhut avcılar birliği Karabiber’e ateş ediyor.Netice Karabiber’in olaylarla dolu maceralı hayatı o evin dam başında son buluyor.

Peki Karabiber ,çaldığı o kadar para,ziynet,yiyecek,giyecek vs. çalıntı malı nereye saklamış ? Hadi onu da anlatıp yazıyı bitirelim.Karabiber, Karlık Köyü’nün alt tarafında küçük bir mağara (daha doğrusu in) bulmuş.Mağaranın ağzı  o kadar darmış ki ancak kedi,köpek veya tilki girebilirmiş.İşte Karabiber’in çalıntı mal deposu burasıymış.O öldürüldükten sonra Karlıklılar burayı tespit edip güvenlik güçlerine haber vermiş.Mağaranın girişi dinamitle patlatılarak açılabilmiş.İçeri girildiğinde,Karabiber’in çaldığı altınlar,para ve ziynet eşyaları,halı,elbise,bal,üzüm (üzümü çok severmiş),et,bıçak,kaşık….ne varsa ele geçirilmiş.Tıpkı ‘’Ali Baba ve Kırk Haramiler’’ filmindeki mağara gibi.

Karabiber’in ölü olarak ele geçirilmesi hem yerel basında, hem de ulusal basında geniş yer bulmuş.Ataların dediği gibi; su testisi su yolunda kırılırmış….

Etiketler: , , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz