Şuhut Tarihçe

 

T.C.
 
AFYON İLİ
 
 
                    ŞUHUT’UN TARİHİ
 
2009
A.COĞRAFİ YERİ
 
            Coğrafi bölge olarak, iç ege bölgesinin en doğu kısmında yer alan Şuhut , Afyon’un güneyinde ve Afyon İline bağlı bir kaza merkezidir. Batı Anadoluyu İçanadoluya bağlayan eşik arazi üzerinde olan Şuhut, İl merkezine 30 Km.lik asfalt bir karayolu ile bağlıdır.
            Şuhut’un yüzölçümü 1182 km2 olup, 1200m’lik rakımıyla Afyon’dan (1080) daha yüksektedir. Öte yandan, İlçe toprakları, Gölcük Kızıldağıyla Kuzeyde Afyon-Bolvadin arasından ayrılmış; Şuhut ovasından ve bu ovayı çevreleyen Güneyde Kumalar Dağı eteklerinden 2250 m. Yükseklikteki Göktepe ile; Batıda Kumalar; Kükürt Dağı ve Sandıklı Dağlarıyla Kocatepe; Doğuda arızalı ve dalgalı çıplak çevrelerin ovaya bakan sırtlarıyla çevrilmiştir. Kaynağını Batıdaki Kumalar Dağından alan, Gali çayı üzerinde Şuhut’tan 15 Km. doğuda Selevir barajı kurulmuştur.
            İlçeyi, kuzeyde Afyon ili, güneyde Dinar ilçesi ve Isparta ili, Doğuda Çay ilçesi, batıda Sincanlı ve Sandıklı ilçeleri çevreler. Ayrıca birer yolla Şuhut ilçesi Afyondan başka Dinar’a, Çay’a ve Senirkent’e bağlanır.
 
B. ŞUHUT’UN JEOLOJİK YAPISI.
 
                Son zamanlarda D.S.İ. tarafından yapılan Şuhut ve yakın çevresi yer bilimsel araştırmaları, bize havzasında yerbilim yapısının tüm evrelerinin aşamalı olarak gerçekleştiğini göstermiştir. Bu evreler birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü zamanları kapsamaktadır.
            Birinci zaman;
            Saruhan-Menteş arasında kalan bölgede yer alan Süleymandere, Dadak, Çakırözü, Efeköy ve Bedeş’in yer yapısındaki çeşitli, şist, kalker ve kuvarsitlerinde birinci zaman oluşumu; bazı kesimlerinde de birinci zaman öncesine, ilkel döneme ait evreleri içeren oluşum izleri görülür. Birinci zamanın orta evrelerinde bölge denizle kaplanmış ve son evrelerinde ise suyu çekilmiştir.
            İkinci zaman;
            Ovanın güneyinde geniş bir alanda görülür. İlk evresinde deniz yeniden oluşur ve Antalya körfezinin bir uzantısı durumundadır. Güneyde Kükürt Dağı, Kocaçal, Çaltepe, Gayzak Dağı ve Çobankaya, Balçıkhisar’da görülen bu ikinci zaman oluşumu, Birinci zaman üstünde olup, kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu ve güneybatı eğimindeki porselenleşmiş-mermerleşmiş ve bazanda sileksler taşıyan yarı kristalize kalkerler olarak görülmektedir.
            Üçüncü zaman;
            Bölgede geniş bir alanı kaplamaktadır ve iki ayrı özellik göstermektedir. Batıda volkanik tüf ve trakitler; Kuzeyde ve Doğuda ise kalkerler olarak görülmektedir. Üçüncü zamanın ikinci evresinde deniz bu bölgeye kadar uzanamamış olup göller oluşmuş ve bu göller de zamanla kalkerleşmeler tortullaşmıştır.
            Dördüncü zaman;
            İlk evresinde tüm Anadoluda olduğu gibi Şuhut’ta da yağmur döneminin olduğu bölgedeki yaygın çakıllar, teraslar, birikinti kolileri, çökeller ve alüvyonlardan anlaşılmaktadır.
            Bölgede görülen kayalar;
1-      Mağmatik Kayalar;
Genellikle üçüncü zamanın ikinci evresinde oluşmuş bir volkanik kayadır.
a)      Trakit Tüfi;
Şuhut ovasının batısındaki geniş alanlardadır.
 
 
b)      Aglomera;
Çoğunlukta trakit tüfünün üstünde şapka biçimindedir. Şuhut’un batı yöresinde
görülür.
c)      Tütif;
Mahmut köyünde görülür ve  göllerde oluşmuştur.
d)      Trakit;
Özellikle batı kesimindedir. Dağça, Bademli ve Çavuşdağ tepelerinde görülür.
2-Metamorfik Kayalar;
Doğuda killi şistler ve kloritli şistler olup birinci zamanın ortalarında oluşmuştur.
 
C- İKLİMİ;
Şuhut ve çevresi ege bölgesine dahil olmakla beraber iç Anadolu ve Akdeniz
bölgelerinin de özelliklerini bünyesinde barındırır. Yanısıra, adı geçen yer, saydığımız üç bölge arasında, bir geçit teşkil etmektedir. Genel olarak, iç Anadolunun karasal iklimi ile mülayimleştirici ege ikliminin tesiri altındadır. Yani, bu geçiş tipi iklim görülür.
Bölgede yağışlar ege bölgesine nazaran, azalmış 450-550mm. Arasına düşmüş yağışlı
günler 110 gün dolaylarında olup, kış yağışları, senelik yağışın % 30’unu sonbahar yağışları % 19’unu ilkbahar yağışları % 34’ünü yaz yağışları ise % 17’sini teşkil ettiğini görürüz. Öte yandan , yıllık sıcaklık ortalaması 11,3 C dolaylarındadır.
Bu verilere dayanarak Şuhut’un iklimini şöyle tanımlayabiliriz; Yazları sıcak ve
kurak, baharları yağışlı ve ılık, kışları yağışlı ve soğuktur. Kışın yağışlar genel olarak kar biçiminde düşer. Yazın en sıcak ayı Temmuz’dur. Temmuzla-Ekim arasındaki ortalama sıcaklık incelenirse Temmuz 23C, Ekim 6,9C. Olduğu görülür. En yağışlı ay ise Mayıs ayı olup 60,7 mm.dir. Toprakta sıcaklık Ocak ayında 10-15cm. derinlere kadar 0 C.nin altındadır. Diğer yandan senenin 106 günü açık, diğer günler bulutlu ve yağışlı geçmektedir. En sıcak aylar Temmuz, Ağustos, en soğuk aylar ise Aralık,Ocak’dır. Yazın en yüksek sıcaklık Ağustos ayında 37,8 C. Ulaşırken, kışın ocak ayında ise –23 C düşebilir. Sisli verutubetli günlerin az olması nedeniyle havası sağlamdır.
D- BİTKİ ÖRTÜSÜ;
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Şuhut için şöyle der, “ Şehir bir yüksekçe yerde,
suyu, havası hoş bağ ve bahçelerle donanmış, süslenmiş bir kasabadır.” Görüldüğü gibi Evliya Çelebi Şuhut’ta ormandan söz etmiyor. Geçmişi ormanlık mı değil mi bilemiyoruz. Fakat, bölgeyle ilgili bir bitirme tezi hazırlayan Abdullah YENER bölgenin daha önceleri ormanlık olduğunu, ileri sürer ve şöyle der. “ Ormanların yok edilmesi yüzünden bozkır genişlemiş orman ortadan kalkmıştır. Bu orman kalıntılarını, Kavaklı, Burnu, Tekke, Başören köylerinde görmekteyiz. Tekke ve Kavaklı köyleri civarında görülen ve doğal biçimde yetişen kestane, çam ve bodur meşeleri ile burnu köyü meşe koruluğu bölgenin bu batı kısmının vaktiyle ormanlarla kaplı olduğunu ifade etmektedir. Bu ormanlar neojendeki volkanik indifalar sonucu çok geniş yerler kaplayan lav ve tüf örtüleri altında kalarak yok olmuştur. Ayrıca Balçıkhisarda volkanik tüfler içinde boğulmuş ve kömür halini almış ağaç gövdeleri vaktiyle burada bir orman olduğunu biz çok güzel bir biçimde söyler.”
                Bugün Şuhut ovasını çevreleyen dağlar tamamen çıplaktır. Dağlarda, çıplak arazilerde genellikle böğürtlen, kekik, keven, kardikeni, üzerlik, sığır kuyruğu, deve dikeni, ballı baba, sayrık otu gibi otsu bitkiler yer alır. Şuhut ve çevresinde ağaçların kapladığı yer azdır. Ağaçlar sadece kuytu yerlerde, dere boylarında dizi dizi, öbek öbek görülür. Bunlar genellikle söğüt, kavak yer yer yabani ahlat, meşe, çam, kızılcık ağaçlarıdır. Ayrıca Seydi Sultan bataklığı saz ve kamışlarla örtülüdür. Öte yandan çevrede kültür bitkileri önemli bir yer kaplar.
 
 
E-     AKARSULARI;
Bölgenin tek önemli akarsuyu Kali Çayıdır. Kali Çayı, kumalar dağından çıkar, ovayı baştan başa katederek selevir barajında son bulur. Eskiden eber gölüne dökülürdü. Kali Çayından başka pek önemli olmayan dereler yeralır. Bunlar: Bağlar deresi, Aydın deresi, Ellez deresi, Balçıkhisar deresi. Bu derelerin suyu mevsimlere göre değişir.
            Kali çayı üzerinde selevir barajı kurulmuştur. Adı geçen baraj: Şuhut ilçesinin yaklaşık 15 km. doğusunda selevir (Paşacık) köyü civarlarında Kali çayı üzerinde toprak dolgu olarak inşaa edilmiştir. Rezervuar hacmi 80.000.555 m3, faydalı su hacmi 72.000.000m3’dür. Bölge topraklarını sulamak amacıyla inşaa edilen 20 km. uzunluğundaki isale kanalı, Kalı çayı sağ sahilinden sulama yapmadan çay ovasına iner. Buradan ayrılan bir kol ile karamık ovasından Akharım, Karamık devederesi, orhaniye köyü arazilerinden 2204 hektarlık kısmı sular. Diğer bir kolda Karamık, karacaören, Pazarağaç, Maltepe, Kadıköy ve Cumhuriyet köyleri topraklarının 5860 H. Alanını kısmen sular.
            Öteyandan Afyon D.S.İşleri Başmühendisliği yetkililerinden öğrendiğimize göre Şuhut’un sağ ve sol sahilleri, Çobankaya, Ağzıkara, Atlıhisar, İlyaslı, Balçıkhisar, Efeköy, Yarışlı, Ortapınar, Paşacık köyleri sulanmaktadır. Sulanan arazi ya pompalar aracılığıyla yada kanal suları aracılığıyla olmakta olup, çoğunlukla pompalar aracılığıyladır. Taban suyu Atlıhisar çevresinde 3,40 m.iken Balçıkhisar çevresinde 8.60m. dolayındadır. Yaklaşık olarak bugün 26.676 dekar arazi sulanır durumdadır. Şuhut ve çevresinde ayrıca ovanın doğusunda
yeralan Seydi Sultan bataklığı kurutulmamış olup durumunu korumaktadır.
F-     NÜFUSU;
Evliya Çelebi seyahatnamesinde Şuhut için şu cümleleri söyler: “ Yüzelli akçe ile
kazadır… kırk tane köy ve nahiyesi vardır… Bu kasaba 9 mahalle ve 9 mihraptan oluşmuştur… toplam 1200 hanedir.” Günümüzde Şuhut 2003 yılında 13 mahalleye yükselmiş olup, hane sayısı 4000’i geçmiş durumdadır.
            Günümüzde yaklaşık 300 sene önce yaşayan Evliye Çelebi Şuhut için böyle derken Evliya Çelebiden buyana Şuhut’ta fazla bir şey değişmemiştir.
            Toplam nüfusu 2000 sayımlarına göre 60.000’dir. Merkezin nüfusu ise 14.000’dür.
Şuhut’un bugün yukarıda da belirtildiği gibi 13 mahallesi, 6 belediyelik kasabası, 31 köyü ve 5 adet köylere bağlı mezrası bulunmaktadır.
            İlçeye Bağlı Kasaba ve Köyler:
Kasabalar;
Atlıhisar, Balçıkhisar, Efe, Kayabelen, Karaadilli ve Karacaören kasabalarıdır.
Köyleri;
Ağzıkara, Akyuva (Burnu), Anayurt, Arızlı, Aydın, Bademli (Alaka), Başören(Başviran) Bozan, Çakırözü, Çobankaya, Çakırkaya(Oynağan), Dadak, Deminbel(Çoru), Güneytepe, Hallaç, İcikli, İlyaslı, İsalı, Karlık, Kavaklı(İsrail), Kılınçkaya, Kojyatağı(Arapköy), Kulak, Mahmut, Ortapınar, Paşacık(Selevir), Senir, Tekke, Uzunpınar, Yarışlı(Bağlar), Karaçallıdır.
            II- EKONOMİK DURUMU
            Genelde bir ülkenin ekonomik, siyasi ve kültürel durumunu birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bir bakıma ekonomik durum siyasi ve kültürel durumu belirler. Ekonomik doygunluğu ve gelişmişliği olan topraklar tarihin her döneminde birer uygarlık merkezi olagelmiştir.
            Dahası halkın uğraşı, sanatına, kültürüne yansır. Bu durumu 13.yy. öncesi Şuhut’unda görmek mümkün. Ürettiği haşhaş, kullandığı parayı süslemiş, İscehisar Mermeri ölüsünü süsleyen bir tarih (lahit) olmuştur.
            Günümüzde ise çoğu Şuhut’lunun uğraş alanı tarım ve hayvancılıktır. Çünkü Şuhut’un iklim koşulları tarım ve hayvancılığa yatkın olurken, diğer yandan da etrafı kapalı bir havzadır. Ulaşım olanakları önceki dönemlerde sınırlı olup, günümüzde Şuhut-Afyon arası yolcu taşımacılığını Şuhut Merkez Belediyesi üstlenmiş olup, ulaşımda yaz-kış hiçbir sorun bulunmamaktadır.
            A-TARIM VE HAYVANCILIK:
1-      TARIM;
Daha önceki bölümlerde de belirttiğimiz gibi,Şuhut’ta kara iklimi egemendir. Kara
İkliminin bilindiği gibi, kışları uzun, yazları kısadır. Bu nedenle daha çok hububata dayalı bir üretim yapmıştır. Şuhut’lu çiftci. Çünki sebze ve seracılığa dönük üretimin doğasal güvencesi yoktur.
            Diğer yandan sulama olanakları sınırlı olmakla beraber, son yıllarda D.S:İ.nin ve Toprak Su’nun sulama işlerine el atması nedeniyle bugün sulanan toprağı 26500 dekarı aşmıştır. Ayrıca; Şuhut Ovası ziraat yapımı için hiçbir sorun teşkil etmez ve üzerinde yapılacak tarım işletmesine yatkın bir bölgedir.
            Üretim daha çok buğday, arpa ve baklagillere dayalıdır. Bunların yanında haşhaş, şeker pancarı gibi sanayi bitkileri yetiştirilirken, patates, kavun, karpuz üretimine de yer verilir. Hala Uluslar arası güncelliğini koruyan bir tartışma ürünü oylan haşhaş’ın Anadolu’da ilk üretildiği yerden biri Şuhut ilçesidir. Bu konuda Süleyman GÖNÇER bakınız ne diyor. “ Bu bitkinin (Haşhaş’ın) ana vatanı benim düşüncelerime göre Hindistan olmalıdır. Hindistan’dan Synna’daya (Şuhut’a) gelişi , herhalde Milad’dan önce 301’e İpsos(çay)da yapılan savaşta 480 harp filinin de bulunduğu Selefkes ordusundaki askerler getirmişler ve Dokimos’un savaşmadan bıraktığı Synnada’da halka bu tohumu vermişlerdir.
            Çiftcilik yavaş yavaş da olsa karasaban ve pulluktan kurtularak, traktöre kaymıştır. Özellikle ova kesimi tarla sürme işini traktörle yaparken, traktörün girmediği engebeli Vb. arazilerin sürümü at ve öküzle yapılmaktadır.
            Çiftcilik yapılan arazinin aşağı yukarı üçte biri yıllık nadas yapılarak dinlenmeye bırakılır.
            Çiftci sınırlı da olsa, yabani otlarla mücadele etmekte ve sun’i gübre kullanmaktadır. Fakat, bu mücadele ve kullanım bütünüyle bilimsel değildir. Bilimsellikten uzak olunca da bir takım sorunları peşinden getiriyor. Örneğin tarlalarda sürekli sun’i   gübreler kullanılır da hayvan gübresi kullanılmazsa tarlalar verimden düşer ve çoraklaşmaya doğru gider.
            İlçede üreticiler ve Devlet üretimi artırmak, değerlendirmek amacıyla Kooperatifler kurmuşlardır. Bu kooperatiflerin başında Tarım Kredi Kooperatifi, Patates Kooperatifi, Toprak-Su Kooperatifleri gelir. Öteyandan çiftçiler, bölgede sulanabilen sahanın artırılması amacıyla Şuhut’tan D.S.İ. İşletme Mühendisliğinin kurulmasını istiyorlar. 
            Evliya Çelebinin de değindiği gibi bölgenin “Üzümleri” ünlüdür. Üzümden başka son yıllarda elma yetiştiriciliğine, bölge çiftçisi önem vermeğe başladı. Bunların yanı sıra az da olsa vişne, armut vb. meyveler yetişir.
            1981 yılının resmi verilerine göre Şuhut ve çevre köylerde Mahsul Ekim Alanları ve Dekar başına verim oranı.
TÜRÜ                         : EKİM MİKTARI                 :D EKAR BAŞINA VERİM    :
————————– ———————————- ———————————-
Haşhaş                        1363 Hektar                                       80 kğ.
Patates                         650    “                                              2500 Kğ.
Pancar                         1506    “                                              4000 Kğ.
Ayçiçeği                      750     “                                              100 Kğ.
Buğday                     20000     “                                              150 Kğ.
Arpa                            3850    “                                              200 Kğ.
Nohut                          150     “                                              120 Kğ.
Mercimek                    175     “                                                 75 Kğ.
Meyvacılık                   800     “                                              belli değil.
 
2-      HAYVANCILIK:
 
İlçe’de büyük baş hayvan yetiştiriciliği genelde ilkel, düzensiz mera hayvancılığına
dayanmaktadır. Hayvanlar kışın 4-5 ay kadar beslenmekte, saman, kuru ot, pancar posası ve kepek verilmektedir; yazın ise meralarda, dağ yamaçlarında otlanmaktaysa da meralar hayvanlar için yeterli değildir. Bu nedenle hayvanlar yeterince beslenememektedir.
            İlçe’de küçük baş hayvanların da aşağı yukarı aynı olup, keçi gibi hayvanlar güneye indikçe bütün kışı dışarda geçirirler.
            Hayvan üretiminde, arılaşmaya ve damızlık hayvan yetiştirilmesine yeterince gidilememiştir. Hayvan türleri karışık ve melezdir.
            Ayrıca son yıllarda besi hayvancılığına doğru gidilmekte olup, kuzu besiciliği yaygınlık kazanmıştır. Besi hayvanları ya Anadolunun başka yerlerine gönderilmekte ya da Şuhut’lu kasaplarca değişik biçimlerde değerlendirilmektedir. Son yıllarda besi hayvancılığının yanı sıra tiftik keçisi üretimine de hız verilmiştir.
            Öte yandan, hayvan ürünleri olan süt ve peynir gibi yiyecek maddeleri yeterince değerlendirilip pazarlanmaktadır.
            Son yıllarda bir tane soğuk hava deposu yapıldıysa da yeterli değildir. Bu olumsuzlukların nedeni ise tüm yurtta olduğu gibi, devletin; hayvancılık konusuna yeterli ağırlığı ve önemi vermemesinden, üreticiyi yazgısızla baş başa bırakmasından kaynaklanmaktadır. Var olan ziraat müdürlükleri, üretme çiftlikleri üreticiye olanaklarının sınırlı olması ve teknik eleman sıkıntısı nedeniyle yeterli hizmeti götürememektedir.
            Büyük ve küçük baş hayvan olara, ilçede; inek, manda, at, eşek, koyun, keçi,tiftik
Keçisi vb.hayvanlar yetiştirilmektedir.
            İlçede kümes hayvancılığına ve arıcılığa verilen önemde, büyük baş hayvancılığına verilen önemden farklı değildir. Kümes hayvancılığı ve arıcılık evlerin gereksinimini karşılayacak kadar yapılmaktadır. Ve bu hayvanlar bilimsel veriler doğrultusunda değil, gelişi güzel    yetiştirilmektedir. Bilimsel arıcılığa ve gezginci arıcılığa henüz gidilememiş olup, bilimsel (fenni) kovanların temininde de güçlük çekilmektedir. Ayrıca, büyük tavuk kümeslerinin ve çiftliklerin sayısı da oldukça azdır.
            Sonuç olarak, hayvan üretimi istenilen düzeyde ve bilimsellikte değildir. Atadan görülen üretim biçimi ve gelişi güzellik, bilimselliğe göre daha egemendir. Şuhut’ta hayvancılığın gelişmesi için üretimin yem sermaye ve ot yönünden desteklenmesi gerekli. Öte yandan; bilimsel hayvan yetiştirmenin yöntemleri üreticiye öğretilmeli; kısmen gelişen besi hayvancılığının, kesim işlerini kolaylaştırmak için modern bir kesim hane ile soğuk hava tesislerinin kısa süre içinde yapılması gerekmektedir.
            İlçemiz hayvan kesimi 2000’li yıllarda büyük önem kazanmış, bilimselleşerek kesilen hayvan et ve et ürünlerinin ticaretine başlanmıştır. İlçemizde Şuhut Belediyesi modern bir kombina yaparak şuhut halkına kazandırmış ve şuhut’ lu kesimcilerin hizmetine sunmuştur. İlçemizde ayda 2500 adet büyük baş hayvan kesimi yapılmakta,bunların tamamı İstanbul, İzmir, Antalya ve Ankara illerine gönderilerek oraların et ihtiyacını karşılamaktadır, Bunun yanında küçük baş hayvan kesimi fazla gelişmemiştir. Yine ilçemizde 3 adet özel kombine ve bir adette Belediye ye ait kombina bulunmaktadır.
           
E- SANAYİ-İMALAT SANAYİ-EL SANATLARI:
            Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Şuhut için “Yüz elli akçelik bir kasabadır”der. Evliya Çelebi adı geçen yapıtında , Akşehir, Bolvadin ve Eskişehir içinde aynı notu düşer, öte yandan; Edip Ali Baki’den (Taşpınar Sayı:152-155) öğrendiğimize göre M.1683 yıllarında Afyon 2640 Krş, Şuhut 1650 Krş, Bolvadin 528 Krş, Çay 616 Krş, Sincanli 1210 Krş vergi veriyor. Bu alıntılarda da anlaşılacağına göre geçmişte Şuhut’un ekonomik durumu komşularına göre hiç de fena değilmiş. Bugün ise; İlçenin ekonomik ve kültürel durumunda geçmişteki görkemliliği göremiyoruz.
            İlçe merkezinde sanayi adına hemen hemen hiçbir şey yok desek yeridir. Çok eskiden beri çevrenin gereksinmelerini karşılamak için İlçede Cumartesi günleri Pazar kurulur. Hayvan, Buğday,sebze,giysi pazarları gibi pazarın kapsamı geniş tutulmuştur. Genellikle köylüler ve ilçe merkezi alış-verişi pazarın kurulduğu Cumartesi günü yapar.
            Kaza içinde oluşan Küçük esnaf çevresinin isteklerini karşılayacak ölçüde olup, daha çok istek ve sipariş üzerine çalışırlar. Bunlar genellikle, demirciler, sobacılar, torna-tesviyecilerdir. Şuhut demircilerinin yaptığı keserler öteden beri aranır, adı geçen keserlerin ünü ilçe dışına taşmıştır.
            Öte yandan ilçede son yıllarda hayvancılık hayli gelişmiş olup, Şuhut ilçe merkezinde, Bademli, Kulak, Balçıkhisar, Çobankaya, Atlıhisar, Dadak’ta dokunan halılar sümerbank aracılığıyla satılır. Bu nedenle ilçe merkezinde birSümerbank satış mağazasına gereksinme vardır. Ayrıca, İlçe merkezinde dışarıya ihraç etmek için özel desenli halı dokuyan bir atölye kurulmuştur. Oynağan, Kılıçkaya, Demirbel, Uzunpınar, Karacaören, Balçıkhisar ve Şuhut ilçe merkezinde de özel halı tezgahları vardır. Halı üretimi yapılır. Bu üreticiler daha çok Isparta’lı tüccarlarla işbirliği yaparlar.
            Halı üretiminin yanında, ilçe merkezinde el-işi oya, kasnak oya ve pikoculuk ev kadınları tarafından yapılır.
            İlçe’de gıda sanayine dayalı birkaç fabrika ve imalathane vardır. Şuhut merkezinde 3 adet Atlıhisar kasabasında bir adet un fabrikası, yine merkezde iki tane ayçiçek ve haşhaş yağı çıkarma tesisi vardır. Ayrıca Karaadilli, Balçıkhisar’’a ilçe merkezinde ve köylerde merdaneli el baskı haşhaş yağı çıkarma imalathanesi vardır. Bu imalathaneler sayasinde Şuhut ilçesi yağ gereksinmesinin ¾’nü sağlar.
            İlçenin değişik yerlerinde değişik madenler olduğu söylenir. Bu gün işleyen ocaklar ise İsalı Kömür ocakları ve Yatağan Devrent çimento alaşım hammaddesinin alındığı yerdir. Öte yandan Başören ve Balçıkhisar Kasabası arasındaki dağlık bölgede olgunlaşmamış taş kömürünün olduğu bilinmektedir.
            İnşaat sektörü ise ilçeye girmemiş olup, bazı aileler kerpiç evlerini yıkarak, kendi olanaklarıyla evlerini betonarme olarak yapmaktadırlar.
            Sonuç olarak, devlet veya işadamları aracılığıyla sanayinin buraya girmesi gerekli, kasabanın canlılık kazanması ve hammaddesinin değerlendirilebilmesi için ilçe mirkezin uygun bir yerinde “Küçük Sanayi Sitesinin” yapılması zarunludur. 1980’li yıllarında İlçemize Küçük Sanayi Sitesi kazandırılmış olup, bu sanayinin gelişmesine çalışılmaktadır.
 
III-             EĞİTİM VE KÜLTÜR BÖLÜMÜ
 
A-    EĞİTİM BÖLÜMÜ
1-      Okulların Durumu:
Ülkenin eğitim durumundan soyutlayamayacağımız, Şuhut’un eğitim-öğretim durumu
Da her geçen gün biraz daha gelişmekte olup, bugün ilçe merkezinde 6 ilkokul, 5 orta dereceli okul ( Şuhut Lisesi, Şuhut İmam Hatip Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Şuhut Sağlık Meslek Lisesi) ve bir pratik Sanat Okulu vardır. Öte yandan tüm köylerinde birer ilkokul olup, bunun yanında Atlıhisar, Balçıkhisar, Karaadilli kasabalarında ve kayabelen köyünde ise 1970’den sonra birer ortaokul açılmıştır. İlçenin dışında sadece Karaadilli kasabasında çift ilkokul vardır. Yetkililerden öğrendiğimize göre ilçenin tüm öğretmen durumu hemen hemen çözümlenmiştir.
 
 
 
2-      İlçedeki Diğer Eğitim Öğretim Kurumları:
İlçenin en eski idari eğitim kurumu İlköğretim Müdürlüğüdür. İlköğretim
Müdürlüğünün yanı sıra birer eğitim kurumu olan ilçe Kütüphane Memurluğu ve Halk Eğitim Merkez Müdürlüğü vardır.
            1965 yılında hizmete açılan Kütüphaneye ders çalışmaya genellikle öğrenciler gelmekte olup, kütüphane binası hizmetin sağlıklı yürümesi için elverişli değildir. Kütüphane hizmetlerinin sağlıklı yürümesi okuyucuların faydalanabilmesi için daha geniş ve aydınlık kütüphane binasına gereksinme vardır.
            1998 yılında İlçe merkezi içerisinde Mülkiyeti Şuhut Belediye Başkanlığına ait olan ve Belediye Hal Çarşısı C-blok 3. Katının tamamı kaloriferli olarak yapılmış ve İlçemizin öğrencilerine, gençlerine hizmet amacıyla İlçe Halk Kütüphanesine Belediye Başkanlığınca kazandırılmıştır.
            1974 yılında hizmete açılan Halk Eğitim Merkez Müdürlüğü açıldığından buyana, daha çok yetişkinlere yönelik   biçki-dikiş vb. kurslar açmaktadır.
 
B-    KÜLTÜR VE HALK BİLİMİ BÖLÜMÜ:
 
Bir eğitim ve kültür kurumu olan kütüphaneye yukarıda değindik. Bunun dışında
başka kültür kurumu yoktur.
            Öteyandan köklü bir geçmişi olan Şuhut’un halkbilimini inceledim. Sünnet düğünleri,ölü gömme törenleri, Afyon’da yapılan törenlerden farklı olmayıp,    yöresel anlatılara, halk öykülerine, efsanelere de rastlanamamıştır.
            Öte yandan birkaç yıl öncesine dek yağmur duaları yapılır, ilçe merkezindeki türbeler ziyaret edilir, Karlık sultan’ı(Şeyh Hasan-ı Veli Türbesi) ziyaret edilir kurban kesilir ve yemekler yenirmiş.
            Yöresel ad yapmış halk ozanına İbiş nine dışında rastlanamamıştır. Yöre halk türküleri yönünden zengin olmakla beraber belirgin halk oyunları yoktur. Desek yeridir.
            Halk türkülerinin belirgin özelliği olan halk bilimi ve kültür verilerinin üzerinde ayrı ayrı duralım.
1-      Kız Beğenme ve Düğünleri:
Kız beğenme ve düğün törenleri Türkiye’mizin her ilinde değişik özellik gösterdiği
Gibi, giderek her köyünde bile değişiklik göstermektedir. Fakat ülkemizin hızla sanayiye yönelmesi, batı kültürü ile olan ilişkilerimiz, ekonomik olaylar ve çağımız insanının zamana önem vermesi nedeniyle gelenek-görenek ve töreler gün geçtikçe önemini yitirmekte ve unutulmaktadır. Şuhut’un düğünleri Ö.ÇINAR’dan yararlanarak derlenmiştir.
            Kız Beğenme:
            Evlenme çağına gelen erkek için kadınlar, bir kız aramak amacıyla toplu bulunduğu hamamlara, düğünlere vb. yerlere giderler. Kız beğenildikten sonra ailesi araştırılır. Bütün bu işlemler bitince kızı ailesinden kız isteme işine geçilir.
            Kız İsteme:
            Kız, oğlan ailesi tarafından beğenildikten sonra, bir yandan oğlan tarafının, özellikle yaşlı kadınları kızın annesini razı etme yöntemine giderlerken, öteyyandan oğlan tarafının erkekleri kızın babasına giderek geleneksel sözlerle, “Allahın emri Peygamber’in gavli ile senin kızını ………..oğluna isteyici geldik” gibi sözlerle kızı isterler ve bu öneriyi kız babası ve anası benimsese bile, hemen vermeğe razı olmaz, oğlan tarafının birkaç kez gelmesini beklerler.
            Ağız Tadı:
            Kız tarafından söz almak için bir gün saptanarak belirli sayıda kadınlar belirli miktarda şeker ile kız evine gider. Kız evinde şerbet içilir; bu andan itibaren kız nişanlanmış demektir. Bu durumda yüzük takılarak, söz kesilmiş olur. Bu duruma söz kesme de denilebilir.
1980’li yıllarda şerbet içme unutulmaya yüz tutmuş olup, söz kahvesi içilmeye başlamış ve bu adetin adı da “söz kahvesi” adını almıştır.
           
Gelin Hamamı:
           
Aradan onbeş gün geçtikten sonra, oğlan evi kız evinden bir grup kadınında katılmasıyla, bir gelin hamamı düzenler. Kız evi oğlan evinin bireylerine birer tülbent verir; akşam evde kız tarafı tarafından, oğlan tarafına yemek verilir.
           
Ağırlık-Başlık-Şerbet:
           
Bu bölümde iş pazarlığa dökülür; Başlık olarak kesilen para şerbet içilmeyecek ise dolaylı olarak verilir. Başlık parası genellikle yirmibeş-otuz bin lira arasındadır. Şerbet içilecek ise; şerbet içmek için kız evine, üç tepsi içinde şeker ve çerezler bir grup kadın tarafından sokaklarda dolaşmak suretiyle götürülür. Bütün dost ve akraba kız evinde toplanarak karşılıklı birer bardak şerbet içerler. Oğlan tarafı şerbet tepsisine para atar. Atılan bu paralar başlık olarak kesilen paradan az ise oğlan evi bu parayı başlık parasına tamamlar.
            Yine 1970’li yıllardan sonra başlık parası kalkmış olup, bu adetin zaman zaman ilçeye bağlı bazı köylerde kısıtlı da olsa başlık parası alınmaktadır.
           
Oturma:
           
Aradan yirmi-yirmibeş gün geçince oğlan evi ve akrabaları birer entarilik, kıza ihtiyaç olabilecek ev eşyaları alarak kız evine giderler. Kız evi bunlara akşam yemeği verir ve ayrıca hepsinin evine birer tepsi baklava gönderir.
           
Kurbanlık:
           
Düğün kurban bayramına yakın bir tarihte yapılacaksa, bir tane kurban süslenerek oğlan evi tarafından kız evine gönderilir. Kız evi kurban getiren şahıslara, çevre, göynek gibi hediye verir.
           
Kız Görme:
           
Genellikle nişanlıların birbirlerini görmeleri için oğlan çerez alır., kadınlar kız bir komşu evine getirilir, birbirleriyle, buluştururlar. Bu buluşma yalnız görme şeklinde olur., konuşma yasaktır. Ve sadece çerez atılır çıkılır.
           
Giydirme:
           
Akraba düğünlerine gelin olacak kız, damadın yakınları tarafından götürülür, fakat daha önce kız özel olarak, oğlan evi tanrafından giydirilir ve başına düğünden sonra para çevrilir. Herkese bizim gelinimiz diye duyurulur.
           
Baş Bozma:
           
Düğüne karar verildikten sonra, düğünden bir hafta evvel kız iki sağdıç ile hamama gidip yıkanır, düğün başlamıştır. Oğlan evi kız evine, kız evi oğlan evine yemek verecektir.
           
 
Eksik Görme:
           
Bir bilecen bulunarak   kız ve oğlan evi temsilcileri kadın ve erkek eksik görmeye çıkılır. Eksik görmede gelin olacak kıza ziynetlerini, giyim-kuşam ve ev eşyası alınır.
           
Sini :
           
Düğünden önce Pazar günü oğlanın bütün taraftarları, oğlan evine   gelir, onlara helva, zeytin ve peynirli yemek verilir. Aynı yemekten de kız evine gönderilir, yemeğin karşılığında akrabalığın derecesine göre,yemek yiyenlere para ünnetirler. Kız evi ise düğün hediyesi olarak evleneceklere ev eşyası verirler. Toplanan para oğlan babasına verilir. Bu durumda düğün sadece iki aile arasında kalmaktan çıkarak akrabaların- komşuların da katılımı sağlanır.           
Okuyucu gitme-Saç kesme:
           
İki taraflı olarak, okuyucu kadın, düğün adı evi adına eşi, dostu düğüne dolaşarak davet eder. Öte yandan, oğlan tarafının eş,dost, akraba kadınları kızın evine gelirler, çeyizlerini görürler, Çarşamba günü de törenle kızın saçı kesilir. Okuyucu kadına düğüne gittiği evlerde para verilir.
 
Kına Gecesi:
           
Oğlan evi, kız evi ayrı ayrı yine Çarşamba veya Cumartesi akşamı eşe   dosta yemek verirler. Yemekten sonra damadın eline kına yakılır. Yakın akrabalar kına para basarlar. Ayrıda dede, nine,baba damana ekonomik durumlarına göre tarla,koyun,vs.hediye ederler. Sonra kızın ve geceye gelen kızların eline, ayaklarına kına yakılır. Oğlan evi kız evinden gittikten sonra, kız evinde kadınlar kendi aralarında eğlence düzenleyerek, türküler söylerler,söylenen türküler ayrılık türküleridir. Ayrıca damadın evinde de eğlence düzenlenir. Çalınan sazların eşliğinde oynanır. Bu gecede en çok söylenen türkü kına türküsüdür.
 
Kınası karılır tasta
Oğlan evi pek havasta
Kız anası kara yasta
            Yarenim kınan kutlu olsun
            Orda dirliğin tatlı olsun
Tuz kabını tuzsuz koyan
Koca evi ıssız koyan
Anasını kızsız koyan
            Yarenim kınan kutlu olsun
            Orda dirliğin tatlı olsun
Ana hamama vardın mı
Yunduğum yeri gördün mü
Şimdi kıymetim bildin mi
            Yarenim kınan kutlu olsun
            Orda dirliğin tatlı olsun
Kayı dibi karıncalı
Yanı çifte görümceli
Hem dayılı hem amcalı
            Yarenim kınan kutlu olsun
            Orda dirliğin tatlı olsun
Atlayıp geçer eşiği
Sofrada kalır kaşığı
Gelin, evin kaşığı
            Yarenim kınan kutlu olsun
            Orda dirliğin tatlı olsun
Kızımız gidiyor
Nazımız gidiyor
Bugün akşamlık, akşamlık
Yarın öğlenlik, öğlenlik
Söyleme oldu…
 
            Gelin Alma:
 
Gelin düğün sonrası alınır. Gelin giydirilip kuşattıktan sonra ata bindirilerek kız evinden, oğlan evine getirilir. Gelin önceleri at sırtında gelirken, sonraları faytonla getirilmeye, daha sonraları taksi ile getirilmeye başlandı. Gelin almaya yakın akrabalar giderler. Yapılan duadan sonra oğlan tarafı gelin üzerine ve çevreye bozuk para serper. Gelin taksi ile şehri gezdikten sonra oğlan evine getirilir.
           
Güveyi Koyma:
           
Gelin geldiği akşam namaz kılınır. Arkasından yemek yenir, yemeğin ardından da dua edilir ve damadı arkadaşları gelin odasına götürürler ve damadın arkasını yumruklarlar.
2-      Bölgeye özgü ilençler,deyimler,Atasözleri:
İlençler (beddualar), deyimler,Atasözleri yıllarca söylenen bir çok sözlerden,
deyimlerden, kültür birikimlerinden, arınarak özleşerek günümüze gelmiştir. Bu özlü sözlerden bazıları.
Darabısına göre hüvesi, kapısına göre sövesi.
Hınzır köpeğin çocuğu.
Boş laf keyif getirirde iş bitirmez.
Çok söz yalansız,çok mal haramsız olmaz.
Güvenme emmine dayına, ekmeği al yanına.    
Aval aval ne bakıyon öyle.
Sarımsağı gelin etmişler. Altı ay güveği girmemiş.
Kızın varsa yüreğinde sızın vardır.
Homa sığırı gibi ne baken.
Oğlun var diye öğünme, el kızın koynuna girmeyince, evim var diye sevinme yoksulluk görmeyince, komşum var diye güvenme, başına hal (iş) gelmeyince.
 
3-      Türküler:
 
Dağda,yaylada koyununu otlatan çoban özlemini,istemini,aşkını,yalnızlığını kavalının
yanık sesinde veya dağlara ünlediği türkülerde dile getirirdi. Şimdi ise elinde bir radyo ile koyunun otlatmakta idi.
            Anadolu toprağı türkü yönünden çok zenğindir. Giderek Şuhut bölgesinde halk türküleri yönünden çok zengin olduğunu görüyoruz. Afyonlu ozan Osman ATTİLA yörenin türkülerini derleyerek “Afyonkarahiser Türküleri” adı altında yayımlamıştır.
           
 
 
Şuhut yöresinden derlenin bir türküyü aşağıya yazalım.
           
Molla Ahmet Türküsü.
 
Yakupoğlu hayatında dudu var
Neslihanın kardan beyaz budu var
Molla Ahmetin kasabada adı var.
            Dalgın uykulardan uyan Ahmetim
            Yağlı kamalara dayan Ahmetim.
Molla ahmeti kırkpınarda kestiler
Cepkenini saz dalına astılar
Anam babam benden umut kestiler.
            Kuş gibi meydanda dönen Ahmetim.
            Neslihan yoluna ölen Ahmetim.
Yakupoğlu kamaları yağlıyor
Neslihan kız sinim sinim ağlıyor
Katil macar kollarını bağlıyor
            Dalğın uykulardan uyanamadım
            Yağlı kamalara dayanamadım.
Bir incecik yol gidiyor Bazlara
Ilgıt ılgıt kanım aktı sazlara
Selam söylen anamınan kızlara
            Dalgın uykulardan uyan Ahmetim
            Yağlı kamalara dayan Ahmetim.
Bir incecik yol gidiyor elmine
Kanım aktı ılgıt ılgıt çimene
İmana gel katil macar imana
            Dalgın uykulardan uyanamadım
            Yağlı kamalara dayanamadım
Eridimi maşrabamın kalayı
Dağıldı mımolla Ahmetin alayı?
Bir kamada (bıcakla) öldürmenin kolayı
            Koç gibi meydanda dönen Ahmetim
            Neslihan yoluna ölen Ahmetim.
Kuruldu mu kasabanın pazarı
Kazıldı mı molla Ahmetin mezarı
Ahbaplarım benden alsın haberi
            Kuş gibi meydanda dönenler deniz
            Bir güzel yoluna ölenler deniz.
Tel tel olmuş telgrafın telleri
Esmez oldu badı saba yelleri
Açmaz oldu Seydiköyünün gülleri
            Dalgın uykulardan uyan Ahmetim.
            Yağlı kamalara dayan Ahmetim.
Biçildi mi Seydiköyün çayırı?
Kadim mevlam canı candan ayırı®
Hiç kalmamış Neslihanın hayırı
            Koç gibi meydanda dönen Ahmetim
            Dostlar düşman imiş ben bilemedim.
 
     Rasime Türküsü, Evlerin önü,Hisardan imdim gibi türküleri de vardır.
 
4-      Şuhut’un Yetiştirdiği Ünlü Kişiler:
1-     Hamza Paşa,
2-     Hamza Vusoli,
3-     Hasan Şuhudi
4-     Beyani (Şuhut’lu Ahmet)
 
5-      Şuhut’un Yemekleri:
 
Her yörenin bazı ünlü yemekleri vardır. Afyon deyince Kadayıf,Ağzı açığı,bükmesi,
ıspanaklı böreği akla gelir. Şuhut’un ise en ünlü yemeği Keşkektir. Hatta yörede Şuhutlu’lara “Keşkekçiler” diye espri yaparlar.
            Keşkek’in yapılışı: 1 kğ.Göce, 1.5 kğ. Kemikli yağlı bütün et (et yerine pastırma veya tavuk konur) yeterince tuz, 100 gr.nohut.
            Bu malzemeler çömleğin içine konur. Üzerini su örtecek şekilde su ileva edilerek akşamdan fırına konur. Sabaha kadar pişer, eve getirilen çömlek kemişleri alındırktan sonda kepçe ile dövülür. Bir tepsiye dökülür üzerine salçalı yağ serpilerek süslenir ve servis yapılır.
 
IV-             BELEDİYE HİZMETLERİ-SAĞLIK KURUMLARI-SPOR TESİSLERİ-TURİZM DURUMU:
 
A-    Belediye Hizmetleri:
1912 Yılında Belediyelik olan Şuhut’ta yerel hizmetler zaman içerisinde olanaklar
ölçüsünde yerine getirilmiştir. Bu meyanda zorunlu sosyal alt yapı tesisleri olarak 1976 yılında kapalı devre 3.5 Km. kanalizasyon yapılmış ve halen çalışılmaktadır. Şuhut’un genel olarak 18 Km. kanalizazyona ihtiyacı vardır. Bugün hemen hemen ilçenin her yerine kanalizasyonlar ulaşmış, yeni imara açılan yerlerin kanal çalışmalarına başlanılmıştır. Yine 1950 yıllarında Elektriği kavuşan Şuhut’ta 1980-1981 yıllarında beliren gelişme ve ihtiyaç üzerine yeniden 1982 yılında elektrik şebeke, tesis ve tevsii işlemleri ihale edilmiş olup bitirilecek ve bu hizmette de gereksinmesi karşılanmış olacaktır.
            1979 yılında su şebekesi tevsii ve yeni depo inşaası ile Şarlakta yeni bir depo yapılmış olup, yeterli su bulunmayışı ve şehir içi şebekenin karışık olması nedeniyle genelinde kaza ihtiyacına cevap veremez durumda olan su şebekesinin 1981 yılı sonlarında yeniden tevsii edilmiş olup, 1982 yılı içerisinde su olanağına kavuşması beklenirken ihtiyaca yine cevap vermemiştir. 1998-1999 yılında yine şarlak tepesine 1000 tonluk su deposu yapılmış, 2000 yılında hizmete geçirilerek şehrin su sıkıntısı tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu depo ile birlikte eski efeköyü yolu üzerine (Boyalık Mevki) bir adet modern su motopomp binası inşaa edilmiş ve faaldir. Böylelikle ilçemizde 4 adet içmesuyu için derin kuyu bulunmaktadır. Afyon yolu üzerinde iki adet, Huzurevi alanı ( Şuhut Meslek Yüksek Okulu) içerisinde bir adet ve Eski Efeköyü yolu üzerinde (Boyalık) mevkiinde bir adet derin kuyu mevcuttur. Şehir içinde olası bir patlak için gerekli tertibat vanalar konmuş, şehrin hangi bölgesinde patlar varsa o bölgenin suyu kesilmekte, arıza giderilir giderilmez su şebekesi hizmete geçmektedir.
            1964 yılında fenni imar planı yapılan Şuhut’ta geçmişte 1977 yılları öncesi yapılan kısmi istimlaklar gereğince amacına uygun olarak Pazar yeri, garaj ve müştemilatı gibi yerel gereksinmeler 1982 yılı içerisinde giderilmiş olacaktır. Bu gün bunların tamamı fazlası ile plan tadilatı yapılarak giderilmiş halkın hizmetine sunulmuştur. İlçeye Küçük Sanayi Sitesi kazandırılmıştır. 1997 yıllarında Toplu Konutların yapımı için çalışmalar başlamış, 1998 yılında 56 konutluk binaların yapımına başlamış ve öylelikle bırakılmıştır.
            İlçenin üretim kapasitesi göz önüne alındığında besicilikle uğraşan üretici ve kasapların yerel ihtiyaçlarının giderilmesi için gali çayı eteklerine bir adet mezbaha yaptırılmış, bunun yetersizliği nedeniyle ve halkın teknolojiden faydalandırılması amacıyla mezbaha kombina haline çevrilmiş, modern techizatlarla donatılmış ve halkın hizmetine sunulmuştur. Şu anda hayvan kesimleri modern malzemelerle havada kesilmekte ve hijenik ortama kavuşturulmuştur.
            İlk yılındaki belediyenin bütçesi yeterli olmayıp uzun yıllar istenilene cevap vermemiştir. 1981 yılında (İşletme hariç) belediye bütçesi 21 milyon 856 bin lira idi. Şimdi ise yani 2003 yılı bütçesi 7.000.000.000.000.TL’dir. Belediyenin bu gün için 46 adet araç parkına sahip olup, Şuhut-Afyon arası toplu taşımacılığı üstlenmiş olup, halka iyi hizmet vermektedir. Yine ilçenin gelişmesi nedeniyle şehiriçi minübüsleri alınarak ilçede şehir içi ulaşımı yine Belediye tarafından yapılmaktadır. Geçmiş değerleri belirli bir yerde toplabilmek için hisar tepesi eteklerinde açık hava müzesi oluşturulması için müze müdürlüğü ile gerekli yazışmalar yapılmakta olup, açık hava müzesinin Şuhut’a kazandırılması sağlanmalıdır. İlçenin şehir içi yolları parke taşlarıyla kaplanmakta, Şuhut’ta stablize hiçbir yol olmaması için çalışılmaktadır. Son yıllarda yeşilalanlara önem verilmekte ilçenin planda belirtilen yeşilalanlarına düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır.İlçemize Belediye olarak bir adet Akaryakıt İstasyonu kurulmuş olup, Belediye araçlarınının yanında halka da satış yapılmaktadır.
 
            Sağlık Kurumları, Spor Tesisleri, Turizm Durumu:
 
İlçe merkezinde bir Devlet Hastahanesi, iki sağlık ocağı, yedi adet eczane vardır.
Şuhut Devlet Hastahanesinde pratisyen doktorların yanında Çocuk Doktoru, Aile Sağlığı doktoru, Diş Hekimi, Dahiliye uzmanı bulunmaktadır. Kadın doğum doktorunun atanması ve amaliyatların yapılması büyük arzu ve isteklerin içerisinde yer almaktadır. İlçede bir ambulans, bir adet 112 bulunmaktadır. Öteyandan kasaba ve köylere sağlık ocakları açılmış olup, Çakırözü, Anayurt, Karaadilli, Balçıkhisar ve Efe kasabasında birer sağlık ocağı vardır. Ayrıca köylerde ebe sorunu aşağı yukarı çözülmüştür.
            Gençlik ve Spor bakanlığına bağlı stadyum tesisleri mevcut olup, Şuhut Belediye Hisar Kulübü ve Doğan Spor adında iki adet kulupvardır.
            Köklü bir tarihi olan Şuhut’a hemen hemen birkaç yabancı araştırmacı dışında kimse gelmez, çünkü; bugün Şuhut kapalı bir havzada kalmıştır. Yol tesis yetersizliği tanıtım eksikliği vardır. Oya bininleri,köpekinleri,ve diğer yerleşim yerleri dünya turizmine açılabilecek güzelliklerdir.
 
V-                ŞUHUT’UN TARİHİ
 
A- İlçenin adları         :
 
            Araştırmalarımıza göre M.Ö. 1200 yıllarında Akamas tarafından kurulan Şuhut’un adı karşımıza ilk kez Synnada olarak çıkıyor. Roma döneminde en parlak dönemini yaşayan Şuhut’un bu dönemdeki adı olan Synnada yazılı kaynaklara, taş eserlere sıkça işleniyor. Şuhut’un yerleşik yaşama geçmesi M.Ö. 3500’lere dek uzandığına göre elbette Synnada’dan önce de bir adı olsa gerek. Fakat bugün Şuhut’un o günkü adını bilemiyoruz.
            Ramsay, “Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası “ adlı yapıtının 12-13 sayfalarında şöyle der. “Synnada halkı sikkelerinin tam üstüne AKAMAS’ın başını korlardı. Stephanus, Akamas’ın Turova muharebesinden sonra Frikya’ya gittiğini ve orada Synnada şehrini tesis ettiğini kaydeder. Bu efsaneyi şahsın kendisi de kabul etmiş olmaktadır. İhtimal Stephanus bunu Eukar

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz