Tarık Özaşkın Şuhut Tarihi araştırma çalışmalarını yazdı

tarık özaşkın“ŞUHUT TARİHİ ÜZERİNE”

Şuhut Belediyesi’nin internet sayfasında gezinirken gözüme çarpan bir haberi “acaba yanlış mı okuyorum?” diye tekrar tekrar okudum. Haber kısa ama önemliydi. Belediye, Şuhut Tarihi ile ilgili bir çalışma başlatılmış ve bu amaçla Dr. Muharrem BAYAR’a görev verilmiş. Çalışmanın “ titizlikle” yürütüldüğü de eklenmiş habere. Hayırlı olsun…

Bu ilginç haber beni yıllar öncesine götürdü. Eski belediye başkanlarımızdan Nuri Oynağanlı, ilçemizin tanıtımı için bir kitap yayınlamaya niyetlenmiş, ben de dâhil pek çok Şuhutlu araştırmacıya çağrıda bulunmuştu. İşlerimizin yoğunluğundan ötürü kendi adıma ne yazık ki yardımcı olamadım. Fakat belediye “ŞUHUT TANITIM KİTABI – 95” adıyla küçük ve sevimli bir kitapçık yayınladı. Eserin başında muhtasar ( özet, kısaltılmış,) bir tarih bölümü yer alıyordu. Ardından Şuhut telefon rehberi, diğer sayfalarda ise daha çok Belediye ve Kaymakamlık faaliyetleri anlatılıyordu. Cep telefonunun yaygınlaşmadığı, ev ve iş yerlerine telefon bağlatmanın zor olduğu yıllarda telefon rehberi bizler için çok önemliydi. Üstelik PTT yıllardır rehberde yayınlamıyordu. Doğrusu kitapçık, bu ihtiyacımızı giderdiği için baş tacımız olmuştu. İyi niyetli ama yetersiz bir çalışmaydı.

Yine eski kaymakamlarımızdan Bilal ŞENTÜRK aynı minvalde bir çalışma başlatmıştı. Öğretmenlerden oluşan bir komisyon kurulmuş, sağa sola duyurular yapılmıştı. Daha önceki projede olduğu gibi bizlere ulaşıldı ve elimizdeki bilgi/belgeleri komisyona göndermemiz istendi. Bilal Bey bir an önce kitabın hazırlanıp yayınlanmasını arzuluyordu. Mesleki kariyerine fayda sağlayacak ve CV’sini güçlendirecek bu çalışma ne yazık ki Kaymakam beyin kendisinden kaynaklanan sorunlar yüzünden hayata geçirilemedi. Neydi bunlar derseniz; öncelikle Bilal ŞENTÜRK’ün “üslup” problemi vardı. Esere katkı yapacak araştırmacıları “emirle” çalıştırmayı denedi, maalesef başarılı olamadı. Oysa bu bir gönül işiydi, parayla pulla hele hele “getir-götürle” olmazdı. “Emir” kipiyle konuşunca kimse elindeki materyalleri paylaşmadı ve proje doğmadan öldü.

Belediyenin yerel seçimlere 4 ay kala ŞUHUT Tarihi’ni yazma ve yayınlama görevini hatırlaması hem çok güzel, hem de çok ilginç. Güzel olan tarafı nedir derseniz, yıllardır ihmal edilmiş ve memleketimize bir borç haline gelmiş konuya el atılmasıdır. İlginç yanı, bu tür çalışmalar uzun solukludur ve bir çırpıda eseri meydana getirmek mümkün değildir. Müsaadenizle biraz şeytanın avukatlığını yapalım; bir ihtimal hocamızın elinin altında yıllar önce hazırladığı, basılmayı bekleyen bir “Şuhut Tarihi” kitabı olabilir. Yani talep belediyeden değil karşı taraftan gelmiş olabilir. Kimsenin günahını almayalım ama bu ihtimali de gözden ırak tutmayalım.

Bugüne kadar Şuhut Belediyesi’nin böyle bir niyeti veya projesi olduğunu duymadık. Belki hata bizdedir ama konuştuğumuz arkadaşlar da duymamış. İlçemizde yayınlanan 3 tane haftalık gazete de, sevgili Hasan BAŞDEMİR’ in yayınladığı yüz akımız olan SİNADA Dergisi de duymamış. Belediyenin internet sayfasını taradık, bu konuya ilişkin belediye meclis kararı, yazı, haber, duyuru ve hatta ima yok. Oysa bu proje Şuhut kamuoyuyla paylaşılmalıydı. Belki bir yarışma düzenlenebilirdi. Veya bir sempozyum tertiplenir, bilim adamlarının ve yerel araştırmacıların sunacağı bildiriler bir kitap halinde yayımlanabilirdi.

Belediyenin kitap “siparişini” Dr. Muharrem BAYAR’ a vermesi ayıp da değil, günahta değil. Ama ne derseniz deyin etik de değil. Diyelim ki Bolvadin Belediyesi ( Muharrem Hocamız Bolvadinlidir.) ilçe tarihi ile ilgili bir kitap yayınlamaya karar verdi ve bu görevi diyelim bana verdi. Neler olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz? Her şeyden önce yakışır mı?

Dr. Muharrem Bayar, şahsen tanıdığımız ve saygı duyduğumuz değerli bir tarihçidir. Yerel tarih başta olmak üzere pek çok sahada uzmandır. Dahası otoritedir. Yayınlanmış pek çok kitabı vardır. Katıldığı toplantılarda, sempozyumlarda çok kaliteli bildirilere imza atmıştır. Fakat son yıllarda hocamızın “popüler tarih” çizgisine kaydığını, sipariş üzerine ardı ardı ardına ilçe ve kasaba tarihleri yazdığını görüyoruz. Oysa biz kendisinden mufassal bir “Afyon Tarihi” hatta “Türk Tarihi” beklerken maalesef hocamız küçük ve basit şeylerle uğraşmaya, daha doğrusu “ilmine gereken özeni göstermemeye” başladı. Kusura bakmasın. Bizler kendisini Süleyman Gönçer’in, Edip Ali Baki’nin, Ömer Fevzi Atabek’in varisi olarak görüyoruz ve saygı duyuyoruz. Hocamız böyle şeylerle meşgul olacağına asıl kendisinden beklediğimiz şaheserlerini yazmalı, diye düşünüyoruz.

Bir zamanlar Cemal Kutay vardı, rahmetli piyasanın talebiyle sayısız kitap ve dergi yayınlamıştı. Bediüzzaman Said-i Nursi’den; Atatürk’e, Çerkez Ethem’den; Türkçe İbadet’e, Diyanet’in talebiyle Kurtuluş Savaşı’nda Din Adamları’ndan; İttihat ve Terakki’ye kadar 200’e yakın esere imza atmıştır. Birbiriyle çelişen, çatışan tezler, dönem dönem değişen hükümler, tartışmalı konular… Her daldan, her telden, fabrikasyon kitaplar. Oysa tarih belli bir disiplin gerektirir. Tarih para, pul, şan, şöhret değildir. Piyasa ekonomisinin kuralları ile şekillenen bir endüstri dalı hiç değildir. Türkiye’de binlerce tarihçi ve tarihe ilişkin yayınlanmış sayısız kitap var. Ama Halil İnalcık, Kemal Karpat, İlber Ortaylı, Yılmaz Öztuna, Faruk Sümer, İbrahim Kafesoğlu, Osman Turan gibi seçkin ve kaliteli tarihçi bir elin parmakları kadardır. Belediye bu teklifi yaptığında sayın hocamıza düşen “Kardeşim sağ olun ama Şuhut’un tarihini yazacak bir hemşeriniz yok mu?” demek olmalıydı.

Şuhut Belediyesi’ne bir teklifte bulunmak istiyorum. 30 yıl önce avukat Refik Başyılmaz ile merhum Musa Seyirci (Muğlalı, Afyon eski İl Kültür Müdürü) bir araya gelip ‘Her Yönüyle Akamas’ın Şehri ŞUHUT’ adıyla çok değerli bir kitap yazdılar. Bu kitabı piyasada bulmak artık mümkün değil. Bizlerin her zaman ilk başvuru kaynağımız olan bu kitapta Şuhut’un sadece tarihi değil, folklor, gelenek, görenek, halk kültürü, coğrafi yapı ve benzeri yönleri tanıtılmıştır. Belediye, Refik Başyılmaz ile görüşüp; kitabın telif haklarını satın alsın, eserdeki bilgileri özünü bozmadan güncellesin. Alın size dört dörtlük bir kitap…

Dr. Bayar’ın yazacağı (veya yazdığı) eser adı üzerinde ‘Şuhut Tarihi’. Peki, nerede türküler, düğün-nişan adetleri, atasözleri, bilmeceler, maniler, halk oyunları, halk sözlüğü, yemek kültürü, şairler, yazarlar, abide şahsiyetler, camiler, yatırlar, köprüler, çeşmeler?

Şuhut’u tanıtmak, Şuhut’u yazmak, bu toprağın çocuklarına düşer. Şüphesiz bu görevi üstlenecek ve layıkıyla yerine getirecek birçok kardeşimiz var. Buranın havasını teneffüs etmeyen, çamurunu, rüzgârını, tozunu, yağmurunu yemeyen bizi ne bilsin?

ŞUHUT ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ KURULDU

Sizlere sevindirici bir haber vermek istiyorum. Bakanımız Veysel Eroğlu’nun gayretleri sonucu Şuhut Orman İşletme Şefliği kuruldu. 11 Ekim 2013 tarih ve 16 sayılı onay ile kurulan şeflik, Afyonkarahisar Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyet gösterecek.

Fakat 1884 yılında Şuhut’ta Orman Memurluğu kadrosunun bulunduğunu söylersem sakın şaşırmayın. Bundan 18 yıl önce Şuhut Ekin dergisinin 4. sayısında yayınlanan “ŞUHUT’TA YEŞİL ALAN VE ORMAN SORUNU” başlıklı yazımı tekrar paylaşmak istiyorum.

 

ŞUHUT’TA YEŞİL ALAN VE ORMAN SORUNU

Afyon’dan Şuhut’a gelirken Belkaracaören Köyü’nü hemen geçince karşımıza muhteşem bir tablo çıkar. Bir zirveden Şuhut Ovası’nı seyretmektesiniz. Bütün ova ayaklarınızın altındadır. Solda Efe Köyü ve Yarışlı (Bazlar) Köyü sağ yanınızda Ağzıkara ve Karlık Köyleri. Tam karşıda Şuhut. Tabloyu tamamlayan heybetli Kumalar dağı… Fakat bu güzel manzarada bir şeyler eksik ve siz bu eksikliğin ne olduğunu hemen fark ediyorsunuz: ORMAN

Şuhut Ovası’nı çevreleyen dağlar ve tepeler onca güzelliklerine rağmen çıplak; hemen hemen hiç ağaç yok. Kumalar’ın yüceliğine inat küçük Hisar tepesi sanki onlara ders verircesine yeşil ve mağrur. Ovada küme küme söğüt ve kavak ağaçları. Gerçektende orman bir memleketin süsü ve güzelliği. O olmayınca “pek çok şeyin olmadığını” görüyorsunuz. Peki Şuhut her zaman böyle ağacın, yeşilin olmadığı bir yöre miydi? Yaşı hayli ilerlemiş, kıdemli büyüklerimiz eskiden Şuhut’ta daha çok ağaç bulunduğunu söylüyorlar. Dahası bazı köylerde küçük çapta orman olduğunu kaydediyorlar. Demek ki Şuhut geçmişte daha yeşildi. Bir örnek verelim, bugün Şuhut’ta Orman Müdürlüğü ve Şefliği yok. Çünkü Şuhut ve köylerinde orman yok. Oysa bundan 110 yıl önce Hicri 1301, Miladi 1884 tarihine ait Karahisar-i Sahip Sancağı Salnamesine (Yıllık) göre Şuhut nahiyesinde Orman Memuru Ahmet Ağa… Ertesi yıl bu göreve Osman Ağa atanmış ve uzun bir süre görevde kalmış… 1885 yılına ait salnamede Şuhut Nahiyesi tanıtılırken: “Havası ve suyu latif ve mutavassıttır. Suları batı tarafındaki Kumalar dağından gelmektedir. Kereste ve odun kesilen dağlar 2 saat mesafededir” deniliyor. (1)

17. Yüzyılda Şuhut’a gelen Evliya Çelebi, ilçemizi “… ve şehri bir mürtefi (yüksek) ve de ab-ı havası latif, bağ ve bahçeleri müzeyyen bir kasabadır. Karahisar’ın en gürü abdar (sulu iyi cins üzüm) cümle buradan gider…” diye tarif ediyor. Anlaşılan 17. Yüzyılda Şuhut bugünle kıyaslanmayacak kadar yeşil, bağ ve bahçelerle dolu. (2)

Öğretmen Abdullah Yener’e göre, Kavaklı, Tekke, Başören, Burnu köylerinde halen var olan kestane, çam, bodur meşe ağaçları vaktiyle buralarda büyük orman alanları bulunduğunu gösteriyor. Gerçekten de sözü edilen bölgenin Güney ve Batı kısımlarında Sandıklı ve Sincanlı’nın (Sinanpaşa) ormanları yer alıyor. Anlaşılacağı gibi, Şuhut’un batı kesiminde önemli bir orman sahası bulunuyordu. Ayrıca Balçıkhisar, Bademli ve Çobankaya Köyleri civarında da geçmişte orman bulunduğunu gösteren bulgular yer almakta. Abdullah Yener, “Balçıkhisar’da volkanik tüfler arasında boğulmuş ve kömür olmuş ağaç gövdeleri, vaktiyle burada bir orman olduğuna çok güzel bir şekilde ifade eder” diyor.  Kısaca geçmişte yöremizde bir orman varlığı söz konusuydu ve saha ilçemizin güney ve batı bölgelerinde yer alıyordu. (3)

YA BUGÜN…

Şuhut İlçe Tarım Müdürlüğü’nden aldığımız bilgiye göre ilçemizdeki hali hazır orman varlığı 909 hektar. Bu orman sahası Balçıkhisar, Çobankaya, Bademli, Akyuva, Koçyatağı, Başören, Tekke ve Kavaklı köylerinde yer alıyor. Bunun dışında Şuhut’ta 132 bin 700 adet meyve ağacı bulunuyor. Meyve ağaçları genelde sınır bitkisi olarak dikilmektedir. Bunun yanı sıra önemli miktarda vişne, kiraz ve elma bahçeleri mevcuttur. Vişne ve kiraz alanları Karacaören, Karaadilli, Balçıkhisar, Uzunpınar, Kulak, İcikli ve Atlıhisar’dadır. Selvi, kavak ve söğüt ağaçları da genelde sınır bitkisi olarak dikiliyor. Bu ağaçların sayısı ise 230 bin adet.

Görüldüğü gibi Şuhut’ta ağaç sayısı oldukça az. Son yıllarda ağaçlandırma çalışmalarına büyük önem verilmesine karşılık orman varlığımız bir türlü artmıyor. Ormanın olmayışı; hem erozyon meydana getirmekte hem de ilçemizde yeterli ve düzenli yağış gelmemesine yol açmaktadır. İlçemizin her tarafı dağlarla çevrili olmakla birlikte, orman olmadığından sürekli erozyon oluşmakta. Yaz aylarında daimi rüzgar erozyonu kışın ise su erozyonu nedeniyle binlerce ton toprağımız kayboluyor. Kaybolan kısım ise bizler için en elverişli olan toprağın birinci katı olan A herizyonu. Orman olmayınca erozyon oluyor. Orman olmayınca yağmur yağmıyor. Şuhut tarımla geçinen bir yöre olduğundan orman en çok bizlere gerekli.

İlçemizde bugüne kadar yapılan ağaçlandırma çalışmalarından tatmin edici bir sonuç alınamamıştır. Özellikle ilçe merkezindeki ağaçlandırma çalışmaları (Hisar tepesi hariç) fiyasko ile sonuçlanmıştır. Ancak Balçıkhisar Kasabası ile Bademli Köyleri’ndeki iğne yapraklı çamlardan oluşan fidanlıklar tutmuştur. Özellikle Balçıkhisar’da ki dağlık arazilerin orman envali dikilebilmesi için teraslandığını, fidan dikildiğini ve bunun erozyonu önlediğini gördük.

(1) Osmanlı Salnamelerinde Afyonkarahisar, İsmail Hızal, Dr. Mehmet Saadettin Aygen 1987-Afyon

(2) – (3) Şuhut Ovası ve Yakın Jeomorfolojisi, Abdullah Yener, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Ankara

Sezai Karakoç üstadın dediği gibi: “Benim aşkım sığmaz öyle her saza…”

Etiketler: , , , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz