Tarık Özaşkın’ın kaleminden…

Untitled-22013 yılını uğurlamaya ve hayırlısıyla iki hafta sonra yeni bir yılı karşılamaya hazırlanıyoruz. Bu yıl sakin başlamıştı ancak özellikle Haziran Ayı’ndan sonra siyasi ortam birden hareketlendi. Suriye, Irak, Kürdistan(!), Rojava, Barzani’nin Diyarbakır ziyareti, dershane problemi, hükümet-cemaat gerginliği derken bir baktık ki yılın sonuna gelmişiz.

Türkiye 30 Mart 2014 tarihinde yeniden sandık başına gidecek. Seçimlere 100 günden fazla bir zaman var. Partilerin ilçe-belde adayları belli olmadığından siyaset çarşısı henüz hareketli değil. Adaylar kesinleştikten sonra heyecanın ve çekişmenin artacağını, kılıçların çekileceğini tahmin ediyoruz. Ancak kendi adıma şunu söyleyebilirim; bu seçimleri sadece yerel seçim olarak görmemek lazım. Sayısız ve karışık bir sürü hesabın bir anda görüleceği amansız bir seçim olacak gibi. Zaten devamında Cumhurbaşkanlığı seçimi ve nihayet genel seçimler yapılacak. Senaryo fena yazılmış, heyecan dorukta, siyasi aktörler ölüm-kalım savaşı vereceklerinin farkındalar. Belki bu seçimlerde olmasa da diğer 2 seçimin sonunda Türk siyaseti büyük tasfiyeler yaşayacak. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

İzninizle sizi biraz gerilere götürmek istiyorum:

Milyonlarca insanın ölümüne sebep olan 2. Dünya Savaşı sona ermiş, galip devletler Yeni Dünya Düzeni’nin inşası ile uğraşmaktaydılar. Bu savaş belki insanlık tarihinin gördüğü/görebileceği en kanlı çarpışmalara sahne olmuştu ama daha korkuncu ilk kez ‘Atom Bombası’ kullanılmış, yüz binlerce suçsuz-günahsız sivil hayatını kaybetmişti.

Türkiye 1. Dünya Savaşı’nın aksine bu savaşa katılmamış, dönem dönem bazen Almanya, bazen Sovyetler Birliği ve batı bloğuna yanaşmış, netice olarak tarafsız kalmayı başarmıştı.  “Sovyetler Müttefikimiz, Almanya dostumuzdur” türü politikalarla bu büyük badire atlatılmış, İsmet İnönü’nün temkinli tavrı ve manevralarıyla ülkemiz savaşa bulaşmamıştır. Ancak 6 yıl süren savaş süresince Türkiye devamlı teyakkuz halinde yaşamış, kaynaklarını iktisatlı bir şekilde kullanmak zorunda kalmıştır. O yılların sıkıntıları bugün bile politik malzeme olarak kullanılmaktadır. İktidar ana muhalefeti eleştirmek için 70 yıl öncesine ait defterleri açarak “Millet açlıktan kırıldı, ekmek, şeker karneyle dağıtıldı” derken CHP, İsmet Paşa’nın ünlü “Evet sizi aç bıraktım, ama babasız bırakmadım” tradını tekrarlamaya devam etmektedir. Ekmeğin, şekerin karneyle dağıtıldığı, devletin savaş bahanesiyle toplum üzerinde baskı kurduğu bu ‘nazik’ dönem,  şartları içinde değerlendirilmelidir. Kahramanlık payesi her zaman savaş meydanlarında kazanılmaz. Kim ne derse desin ülkemizi kanlı bir dünya savaşının dışında tutmak, muhtemel acılara, ölümlere ve felaketlere engel olmak, nesli ve namusu korumak da kahramanlıktır.

SAVAŞ BİTTİ YENİ BİR DÜNYA KURULUYOR

Savaş sone ermiş, kaybedenler ‘teslim bayrağını’ çekmiş, galipler ise masadan en karlı şekilde kalkmanın hesabını yapmakla meşguldü. Türkiye’de ise yerinden oynayan taşlar yerli yerine oturmaya başlamıştı. Sıkıntılar içinde geçen 6 yılın sonunda yeni bir dünyanın kurulmakta olduğu ve artık ‘hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı’ belliydi. Avrupa’da diktatörlük çağı kapanmış, demokrasi rüzgârları esmeye başlamıştı. Şüphesiz İsmet İnönü; gördüklerini doğru analiz edecek çapta usta bir politikacıydı. Tecrübesi ve sezgileri, İsmet Paşaya eskinin geçmişte kaldığını, yeni duruma uygun politikalar izlemesi gerektiğini haber veriyordu. Paşa hemen harekete geçti, batıyla ve özellikle Amerikayla yakın temas kurdu. Meşhur Marshall yardımı alındı. Toplum üzerindeki siyasi, iktisadi ve dini baskılar hafifletildi. ‘Milli Şef’ unvanı işitilmez oldu. Tek partili hayata son verildi, siyasi partilerin kurulmasının önündeki engeller kaldırıldı. İlahiyat Fakültesi açıldı. Kapalı tutulan camiler, türbeler tamir edilerek yeniden ibadete ve ziyarete açıldı. Okullarda din derslerinin saatleri arttırıldı. (Sırası gelmişken söyleyeyim; Türkçe ezanı icat eden CHP, 1950’de DP’nin iktidarı sırasında Arapça ezana dönülmesi için kabul oyu verdi) Ünlü Yalta Konferansı sonunda iki kutuplu bir dünya dizayn edildi. Türkiye Batı bloğunun tesir sahasında bırakıldı. Bu atmosfer içerisinde, ülkemizde ardı ardına partiler kurulmaya başladı. Önce Nuri Demirağ’ın “Milli Kalkınma Partisi” ardından Celal Bayar ve Adnan Menderesli Demokrat Parti (7 Ocak 1946) ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın Millet Partisi siyaset sahnesindeki yerlerini aldılar. Bir-iki başarısız parti denemesi hariç 22 yıldır tek partili sistemle yönetilen Türkiye, iç ve dış baskılar sonucu çok partili hayata adım attı. Artık CHP rakipsiz değildi. Özellikle adı bile batılı değerleri çağrıştıran DP, liberal görüşleri ile gerek yurt içinde gerekse yurt dışında kısa sürede ilgi odağı oldu. Parti kaliteli ve yetişmiş kadroları ile CHP iktidarını zorlayacağını ilk günden belli etmişti. Türkiye’de ve dünyada bunlar yaşanırken acaba Şuhut’ta neler oluyordu? Gelin birde o dönemin Şuhut’una göz atalım;

Şuhut, Afyon’a 25 kilometre mesafede, 5 bine yaklaşan nüfusuyla şirin bir nahiye merkeziydi. 1923’teki idari yapılanmaya göre Afyon’da merkez ilçe ile birlikte 5 tane ilçe vardı. (Bolvadin, Sandıklı, Dinar, Aziziye(Emirdağ)) Şuhut mevcut 12 nahiye arasında en gelişmişi olmasına rağmen ilçe yapılmamıştı.

Günlerden bir gün (1944’ün sonları olmalı) zamanın İçişleri Bakanı Hilmi Uran, bir seyahat dönüşü yolunu kaybeder. Uzun ve sıkıntılı bir yolculuk sonucu karşısına Şuhut nahiyesi çıkar. Küçük, sevimli ve gelişmiş bir kasabayla karşılaşan Hilmi Uran, Şuhutlular’ın sıcak ve samimi ilgisinden çok memnun olur. Üstelik bu şirin nahiye Milli Mücadele tarihinde de önemli bir yere sahiptir. Atatürk ve kurmay heyeti 25 Ağustos 1922 günü kasabaya gelmiş Büyük Taarruzun son hazırlıklarını Şuhut’ta yapmıştır. Bakan Uran, Şuhut’u ve Şuhutluları çok sever. Ayrılırken kendisinden bir isteklerinin olup olmadığını sorar. Kasabanın ileri gelenlerinden birisi “Efendim, kasabamız 23 yıldır nahiye merkezidir ve hakkımız olan ilçelik bir türlü bize verilmiyor. Tek talebimiz Şuhutumuz’un ilçe olmasıdır” der. Uran Ankara’ya dönünce konuya mutlaka el atacağını söyler. (Ne garip demek ki o yıllar fabrika, ihale, iş, yol, kredi gibi şeyler daha meşhur olmamış(!)) (1)

İçişleri Bakanı Hilmi Uran, Ankara’ya varınca hemen hazırlığa başlar. Mecliste zaten 9 nahiyenin ilçe olması hakkında bir yasa tasarısı vardır. Uran, Şuhut’u da bu 9 nahiye içerisine dâhil ettirir. (2) Nihayet 1 Nisan 1946 tarihinde Şuhut ilçe olur.

Şuhut Belediye Başkanı Hüseyin Kuray ve CHP teşkilatı gelişmelerden çok memnundur. Çünkü Eylül Ayı’nda Belediye Seçimleri vardır ve seçimlere elleri güçlenmiş olarak gireceklerdir. Fakat aynı sıralarda kendilerini rahatsız etmeye başlayan başka gelişmelerde yaşanmaktadır. Yıllardır tek parti olmanın avantajıyla seçimlere rakipsiz girerken bu kez karşılarında yeni kurulmuş olmasına rağmen halktan büyük ilgi gören DP vardır. Bekir Sıtkı Oynağanlı, Ziya Özkan, Mehmet Aktar ve Hasan Dağlı Demokrat Parti Şuhut teşkilatına kuruculuk etmişti.

Celal Bayar ve Adnan Menderes kaptanlığındaki DP, yeni kurulmuştu ama Anadolu’da ardı ardına teşkilatlarını açıyor, halkın hoşuna gidecek vaatlerde bulunuyordu. Tek parti egemenliğinden bunalan halk yeni kurulan partilere ve özellikle DP’ye büyük teveccüh gösteriyordu. Durumu fark eden İnönü ve CHP yönetimi yerel seçimlerin Eylül Ayı’nda değil Mayıs Ayı’nda yapılması için bir yasa teklifi hazırladı. ‘Baskın basanındır’ kabilinden alınan bu erken seçim kararı büyük tepki gördü. Nihayet TBMM 26 Nisan 1946 tarihinde toplanarak yerel seçimlerin 1-30 Mayıs 1946 tarihlerinde yapılmasına dair yasayı kabul etti. 7 Ocak 1946’da kurulan çiçeği burnunda DP, yasayı şiddetle protesto etse de meclisin ekseriyeti CHP’de olduğu için yapabileceği bir şey yoktu. 3 red oyuna karşın 450 kabul oyu ile yasa teklifi kabul edilmişti. Yeni kurulmuş ve teşkilatlanmasını tamamlayamamış DP, kuruluşunun 3. Ayında ilk ciddi sınavını verecekti. CHP ise rakibini gafil avlamanın mutluluğu içindeydi. Muhalefet hazırlıksız, iktidar ise kurnazdı.

SEÇİMLER YAPILDI

Mayıs 1946 ‘baskın’ seçim, beklendiği gibi CHP’nin zaferi ile sonuçlandı. “Açık oy-gizli tasnif” yöntemiyle seçimlerde büyük çaplı hileler yapıldı. Oy tasnifi ve oy cetvellerinin hazırlanmasında oyunlar oynandı. Sonuç olarak 1946 seçimleri şaibeli bir seçim olarak Türk siyasi tarihindeki yerini almıştır.

PEKİ ŞUHUT?

Şimdi gelelim seçimin en şaşırtıcı ve anlamlı sonucuna! Bu sonuç bizi, yani Şuhut’u ilgilendiriyor. Seçimlerden 2 ay evvel ilçe yapılan Şuhut, seçimlerde CHP’yi değil DP’yi tercih etti. Yaptığım araştırmalarda 1946 seçimlerinde DP’nin Afyonkarahisar’ın ilçeleri arasında sadece Şuhut’ta seçimi kazandığını tespit etmiştim. Fakat bilgisine başvurduğumuz Necip Şenbaba (Allah uzun ömür versin) sadece Afyonkarahisar’da değil bütün Türkiye’de ilçe bazında DP’nin seçim kazandığı tek yerin Şuhut olduğunu söyleyince şaşkınlığımız büsbütün arttı. 1946 Türkiyesi’nde 400 küsür ilçe arasında DP sadece Şuhut’ta Belediye Başkanlığı’nı kazanmıştı. Peki bu kadarla iş bitmiş mi? Hayır! 1930’dan 1963 yılına kadar yürürlükte olan yasaya göre; Belediye Başkanları Belediye Meclisi Üyeleri arasından seçiliyordu. Yani seçime başkan adayları değil Belediye Meclis Üyeleri giriyordu. En fazla meclis üyeliği bulunan parti, kendi üyelerinden birisini başkan seçiyor ve Valilik onayına sunuyordu. Şuhut’ta seçimi kazanan DP, İzzet Ersoy’u Belediye Başkanı olarak seçse de dönemin Afyonkarahisar Valisi Şefik Bicioğlu Ersoy ismini veto edecek, Şuhut Belediye Meclisi’nden yeni bir isim isteyecekti. Vali’nin Ersoy’u onaylamamasının ardından yeniden toplanan Şuhut Belediye Meclisi Bekir Sıtkı Oynağanlı isminde karar kıldı. 6 ay sonra Ankara’dan gelen Mülkiye Müfettişi heyeti, Şuhut Belediyesi’ni mercek altına aldı. Pek sürmeden Bekir Sıtkı Oynağanlı görevden el çektirildi ve yerine CHP’li Meclis Üyelerinden birisi atandı. Ne demokrasi ama! Neresinden bakarsanız bakın haksızlıklarla dolu bir karar. Fakat ne yaparsanız yapın ‘kara gece kararıp kalmıyor’ 4 yıl sonra hem Şuhut’ta hem de Türkiye’de DP iktidara geliyor.

Şuhut siyasi hayatında ilginç özellikler sergileyen ve farklı tepkiler veren bir ilçe. Yukarıda anlattığımız, ibret dolu, ders dolu, mesaj dolu bir örnektir. 23 yıllık ilçe hasretine son veren partiye değil; henüz yeni kurulmuş, demokrat, muhafazakâr ve ‘kendine yakın gördüğü’ DP’ye oy atmaktan çekinmemiştir. (O yıllarda böyle şeyler cesaret isterdi)

-Şuhut gün gelir akıntıya karşı kulaç atar, sürpriz yapar, kendisinin bile şaşıracağı şeylere imza atar. Baskı, emir, rüşvet; Şuhut ve Şuhutlu için bir şey ifade etmez.

-Şuhut uysal koyun değildir. 1946 seçimlerinde bunu ispatlamıştır. Çok partili hayatın ilk seçiminde bütün Türkiye’ye ders vermiştir.

-Şuhut ‘nev-i şahsına münhasır’ bir ilçedir. Ülkede ANAP rüzgârı eserken 1 dönem MDP, 2 dönemde DYP demiştir. ANAP ilçemize bağlı belde belediyelerinde seçim kazanmıştır ama hiçbir seçimde Şuhut merkezde belediyeyi kazanamamıştır. ANAP Türkiye’ye damgasını vurmuş ancak ilçemizde hiç iktidar olamamıştır.

-Şuhut halkı vefalıdır. 1970’lerde ilçede sayısız hizmete imza atan Nazım Özer’i (merhum) 1984’te tekrar başkan yapmıştır. Efsane Belediye Başkanımız Bekir Sıtkı Oynağanlı’nın emaneti Nuri Oynağanlı’yı 10 yıl Belediye Başkanı seçmiştir. 12 Eylül yönetimi Büyük Türkiye Partisi’nin seçime girmesini vetolar yoluyla engelleyince, Nuri Oynağanlı durumu protesto etmek için Bağımsız Milletvekili adayı oldu. Baskının kol gezdiği bu günlerde Nuri Oynağanlı’ya Şuhut 2 bin 500, Afyon ise 6 bin 774 oy verdi. Oynağanlı seçilemedi ama Türkiye genelinde en fazla oy alan Bağımsız Milletvekili Adayı ünvanını kazandı. Şuhut tercihini yine demokrasiden yana kullandı.

-Şuhut 1999’da MHP’yi, 2004’te tüm yurtta AKP rüzgarı eserken CHP’yi tercih etmiştir. AKP’ye ancak 2009’da iktidar olma izni vermiştir. Veysel Eroğlu’nun başarılarla dolu İSKİ Genel Müdürlüğü’nden sonra DSİ Genel Müdürü olduğu dönem bile AKP’yi değil CHP’yi belediyede iktidar yapmıştır.

-Şuhut, kutsal değerlerin siyasete alet edilmesine karşıdır.

-Şuhutlu makarnaya, kömüre, una, paraya oy vermez, samimiyete, delikanlılığa, efendiliğe oy verir. Menfaat karşılığı oyunu satanları sevmez. Şuhutlu yalakalara, ikiyüzlülere, sahtekârlara, vurgunculara itibar etmez.

 

-Bayrak, ezan, vatan, Kur’an Şuhutlu’nun vazgeçilmezidir.

-Şuhutlu gelenekçidir ama bu yeniliklere karşı olduğu anlamına gelmez. Aşırılığı sevmez, demokrattır. Meşru olan her şeyi benimser.

-Demokrat Parti, Şuhut halkının 1946 yılındaki anlamlı tercihini ve klas duruşunu unutmamış ve 6 ay Belediye Başkanlığı koltuğunda oturabilen Bekir Sıtkı Oynağanlı’yı 1950 seçimlerinde Afyon Milletvekili yapmıştır. Böylece Demokrat Parti, hem Şuhut halkını, hem de merhum Bekir Sıtkı Oynağanlı’yı ödüllendirmiştir. VELHASIL ŞUHUTLU OLMAK GÜZELDİR.

DİPNOTLAR

(1)   Bu olayı bana Topalmusaoğlu Hacı Abdullah Sarıtepe  (merhum) anlatmıştı. Hilmi Uran aslen Muğlalı imiş. Belki memleketinden Ankara’ya dönerken yolunu kaybetmiş ve gele gele Şuhut’a gelmiş olabilir. Hilmi Uran Adana, Seyhan Milletvekillikleri ve çeşitli Bakanlık görevleri yapmıştı. Şuhut Belediyesi (bir kadirşinaslık örneği göstererek) Uran’ın ismini bir caddeye verebilir. Neden derseniz bizim gibi nahiye olan Sinanpaşa 1953’te, Sultandağı ve Çay 1958’de, İhsaniye ve Dazkırı 1959’da ilçe olabildiler. Hilmi Uran’ın bu hizmeti asla unutulmaz.

(2)   Yeniden 10 İlçe Kurulması Hakkında Kanun

-Kanun No : 4869 Kabul Tarihi : 13 Şubat 1946

Bakanlar Kurulu’nun İmza Tarihi : 14 Şubat 1946

Resmi Gazetede Yayınlandığı Tarih: 20 Şubat 1946

Yürürlüğe Giriş Tarihi : 1 Nisan 1946

Aynı kanun ile ilçe olan yerler: Oğuzeli (Gaziantep), Azdavay (Kastamonu), Örtülü(Erzurum), Seben(Bolu), Doğanşehir(Malatya), Tekman(Erzurum), Koçarlı(Aydın), Sarız(Kayseri), Eskipazar(Çankırı) ve Şuhut(Afyon)

-Şuhut Belediyesi’ne ait internet sitesinde ESKİ BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ köşesi maalesef yanlışlıklarla dolu. Tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor.

-DP Kuruluşu: 7 Ocak 1946

-Milli Kalkınma Partisi’nin Kuruluşu: 7 Temmuz 1945

Yazının hazırlanmasında katkısı olan Necip Şenbaba büyüğümüze ve H.Ertuğrul Özaşkın’a çok teşekkür ederim.

Etiketler: , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz