Seçim gözlemlerim

Bir hafta süren Anadolu seyahatinin ardından sıla-yı rahim yapmak üzere memleketim Şuhut’tayım. Malım 11 gün sonra yerel seçim yapılacak. Ülkemiz doğusuyla, batısıyla, kuzeyi ve güneyiyle “seçim sath-ı mailine” girmiş durumda. Şuhut’un nabzını tutmak için ilçemizin kalbi olan çarşıya doğru yöneldiğimde önce hafiften şaşırdım. Neden? Diye soracak olursanız, ilçemizde seçim olacağına dair hiçbir belirti yok. Gezdiğim şehirlerde caddeler, meydanlar renk cümbüşüne dönmüşlerdi. Parti bayrakları, afişler, flamalar, adayların boy boy resimleri; vızır vızır geçen parti minibüsleri… Oysa Şuhut’ta bunların pek azını görebildim. Meğer ilçe seçim kurulu böyle bir karar almış, sadece parti binalarına, seçim bürolarına propaganda malzemeleri takılabilecekmiş. Aklıma birden 12 Eylül sonrası yapılan ilk seçimler geldi. Ürkek, sessiz, mahçup ve çekingen… Atalarımız “ölü evi ağıtsız, düğün evi çalgısız olmaz” demişler. Seçimler, halkın onayının alındığını, halkın “adam” yerine konulduğu “bayram” günleridir. Arada bir yanımdan geçen parti minibüsleri de olmasa sanki Şuhut’ta seçimler iptal edilmiş zannedebilirsiniz.

Muhtar ödeneklerini “iki katına” çıkaran düzenlemenin Ocak Ayı’nda yürürlüğe girmesiyle Şuhut’ta muhtar adayı sayısında rekor sayıda “artış” olmuş. Her mahallede pek çok muhtar adayı kapı kapı gezerek kendisini tanıtmaya çalışıyor. Muhtarlık seçimleri siyaset ortamını çok hareketlendirmiş, kimi muhtar adaylarının seçim beyannamelerini okudum. Gerçekten orijinal, iddialı ve ciddi projeleri var. Başta kendi kasabam olan (Şimdi köy oldu) Balçıkhisar’ı ve diğer kapanan beldeleri ziyaret etme imkânım oldu. Hemşehrilerimi “sudan çıkmış balık” misali şaşkın ve moralsiz buldum. Beldelerin kapandığı ilk günlerde devlet büyüklerinin sayısız vaatte bulunduklarını ancak aradan geçen zaman içinde hiçbir sözün yerine gelmediğini ifade ettiler. Kapanan beldelerde hükümete dönük ciddi bir tepki olduğunu gözlemledim. Buna karşılık CHP ve MHP’nin kapatılan belediye teşkilatlarını açacaklarına dair sözlerine temkinli yaklaşıyorlar. Yani “yoğurdu üfleyerek yeme” düşüncesindeler.

Türkiye 2014 yılına çok sıkıntılı girdi. İnsanlar umutsuz, karamsar, gerçekten endişeli. Maalesef ülkenin üzerini kara bulutlar kaplamış durumda. Bir yandan sokak olayları, diğer yandan tam gaz ilerleyen Hükümet-Cemaat kavgası, gerginleşen siyasi ortam, milleti endişeye sevk ediyor. Özellikle Başbakan’ın toplumu ayrıştırmaya dönük negatif ifadeleri 30 Mart sonrası ülkemizin çok sıkıntılı günler yaşayacağını ifade ediyor. Tayyip Erdoğan, telefon görüşmelerinin dinlendiğinin ortaya çıkması ile birlikte birden “harp düzenine” geçti. Başbakan’ın psikolojik durumunun iyi olmadığı, üslubunun sertleştiği, değişik kesimlere karşı “nefret dili” ile hücum ettiği bütün bu olan bitenin milletin hayrına olmadığı görülüyor. Her olayda “cemaati” suçlaması, mitinglerde en çok eleştiriyi cemaate yapması çok enteresan. Oysa 12 yıl boyunca kader birliği yaptığı, “ne istediler de vermedim?” diye itirafta bulunduğu “cemaate” bu kadar saldırmasının nedeni nedir? Dinleme olaylarının arkasında Amerika, İsrail, İngiltere’nin bulunabileceği ihtimalleri neden değerlendirilmiyor? Bu kadar öfke, sanki dinleme kayıtlarındaki hemen her şeyin “doğru” olabileceği şüphesini güçlendirmektedir.

Cemaat-Hükümet kavgasının Şuhut’a kadar sirayet ettiğini fark ettim. Doğrusu üzüldüm. Tepedeki kavga, tabana kadar inerse bu kavganın kazananı olmaz. Şunu hiç unutmayın: sizler aynı ilçede yaşayan, ekmek kazanma mücadelesi veren, aynı camide saf tutan, cenazede, düğünde, hastalıkta bir ve beraber olan, birbirinden kız alıp veren bir topluluksunuz. Zirvedeki fırtına sizlerin kardeşliğini olumsuz yönde etkilemesin.

AKP – RECEP BOZKURT

İktidar partisi beklide tarihinin en zorlu seçimine giriyor. Türkiye’yi sarsan dinleme skandalı, AKP-Cemaat kavgası, 30 Mart seçimlerine damga vuracak gibi gözüküyor. Şuhut’ta kağıt üstünde AKP şanslı gözüküyor. Ancak 2009 seçimlerindeki 3 bin 600 oyu bu seçimde almaları zor. AKP’nin mevcut Belediye Meclis Üyeleri’ni yeni dönemde aday göstermemesi hayli ilginç. Oysa içlerinden 1-2 tecrübeli isim bu dönem devam edip, yeni seçilecek üyelere ağabeylik yapabilirdi. Bu tercih parti içinde bir sıkıntı olduğunu gösteriyor. Şüphesiz bu seçimde AKP’nin elini güçlendiren en önemli şey; Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun Şuhut’a yaptığı hizmetler olacaktır. Ancak vatandaşın şuan en çok şikâyetçi olduğu konu: İşsizlik. Doğrusunu söylemek gerekirse, Veysel Eroğlu’nun İSKİ’deki unutulmaz performansını gerek DSİ’de gerekse Bakanlık döneminde göremedik. Hatırlar mısınız? İSKİ döneminde 300 civarında Şuhutlu genç iş sahibi olmuş, ilçemizdeki işsizlik problemi önemli ölçüde çözülmüştü. (Merhum İbrahim Eroğlu’nu rahmetle, dönemin RP İlçe Başkanı Ethem Öncül’ü hayırla analım. Her iki değerli insanın çabalarını unutmayalım.) Buna ilave olarak, bir tarım ve hayvancılık memleketi olan Şuhut son beş yıldır ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor. Nüfusumuzun sürekli düşüş trendine girmesi de ilçemizdeki işsizliğin ve yoksulluğun bir sonucu olsa gerek. Artık köylerimiz boşalıyor. Gençler ekmek kavgası için gurbete çıkıyor, geride sadece emekli ve yaşlılar kalıyor. Organize Sanayi Bölgesi ne yazık ki hayal kırıklığına sebep olmuştur. İlçemizin en büyük sanayi kuruluşu, Danet bile Şuhut’ta değil, İzmir’de ciddi bir yatırıma girişmiştir. Doğrusu Şuhut adına üzüldüm.

AKP Şuhut teşkilatının yerel seçim çalışmalarına bakan bir insan belediye başkan adayının Recep Bozkurt değil Veysel Eroğlu olduğunu zannedebilir. Bu seçim adı üstünde “yerel seçim”. Aday tanıtımından çok Veysel Eroğlu’nun Şuhut’a yaptığı hizmetler anlatılıyor. Çok yanlış bir tavır. Daha öncede yazdım. Hiç kimse Recep Bozkurt’u ve hizmetlerini yok sayamaz. Recep Bozkurt; temiz, çalışkan, iyi niyetli, halkın içinde yaşayan bir siyasetçi. Hiç kimsenin figüranı veya etkisiz elemanı değildir. Eğer Recep Başkanın üstüne sürekli Bakan kılıcı sallanırsa, bu özgüveni yok eder, kişilik gelişimine darbe vurur. Günahı ile sevabı ile Recep Başkan rahat bırakılmalı. Kendisine tam inisiyatif verilmeli. Varlığına, kimliğine saygı duyulmalıdır. Aldığım eğitim, aile terbiyesi, birikimi zaten yeterlidir. Kendisi “belediye memuru” değil, belediye başkanıdır.

AKP teşkilatında gördüğüm diğer sıkıntı, seçim çalışmalarındaki isteksizlik ve “bizden bu kadar, bakan bey gelir, kapı kapı gezer seçimi alır” havasıdır. Bütün yükü Bakan beye havale etmek, teşkilatın bir ölçüde yetersiz olduğunu göstermez mi? Küçük bir hatırlatma: ANAP’lı Halil İbrahim Özsoy’un Sağlık Bakanlığı yaptığı dönemde Bolvadin’de Belediye Başkanlığı’nı RP’den Mehmet Kayacan kazandı. Hem de H.İbrahim Özsoy’un ilçeye yaptığı olağanüstü hizmete rağmen.

30 Mart’ta Recep Bozkurt’a başarılar dilerim…

CHP – EKREM ÖZSOY

Şuhut’ta yerel seçimlere en disiplinli hazırlanan parti şüphesiz CHP. 2004 yılındaki sürprizi tekrarlayacaklarını söyleyen CHP’liler, bir yandan tabanı sıkı markaja alırken, diğer yandan da küskün seçmenleri yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Genel merkezden sürekli üst düzey yöneticiler Şuhut’u ziyaret ediyorlar. Buda CHP Genel Merkezi’nin Şuhut’a çok önem verdiğini gösteriyor. Ekrem Özsoy’un efendi kişiliği, temiz ve dürüst yapısı CHP’nin artıları. Ayrıca Atlıhisar Belediye Başkanı Ömer Kurt’u İl Genel Meclisi’nde birinci sıra aday yapmaları partinin özellikle köylerden ciddi oy toplamasına sebep olabilir. Yolsuzluk ve suistimal konusunu en fazla kullanan parti CHP. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Afyonkarahisar mitingi çok kalabalıktı. CHP Afyon genelinde Çay, Sultandağı, Şuhut, Başmakçı, Emirdağ ve İhsaniye’de seçime asılıyor. Mitingde 2 başörtülü Belediye Başkan Adayı çok ilginç bir görüntü oluşmasına sebep oldu. Artık CHP eskisi gibi “Laiklik, İrtica, Başörtüsü” diye bağırmıyor, AKP’nin tuzağına düşmüyor. Başbakan mitinglerde konuyu ısrarla başörtüsüne getirse de, bu konu eskisi kadar prim yapmamaya başladı. Benden hatırlatması…

Bilindiği gibi Ekrem Özsoy, 1950’den bu yana yani çok partili hayata geçeli ilk kez Şuhut’ta CHP’nin bayrağını dalgalandırdı. Görüştüğüm kimi Şuhutlular, CHP’li olmadıkları halde sırf Ekrem Özsoy’un şahsından dolayı sola oy vereceklerini söylediler. Ancak bu ‘sempati oyları’ Özsoy’a seçimi kazandırabilir mi? Bunu şimdiden tahmin etmek zor. Eğer Nuri Oynağanlı son anda adaylığını açıklamasaydı. Ekrem Özsoy ve CHP için çok olumlu bir hava söz konusuydu. Her şeye rağmen CHP ülke genelinde bir ivme yakaladı, oylarında bir sıçrama olacağı muhakkak. Bu, Şuhut’a ne kadar yansıyacak? Hep birlikte göreceğiz. Özellikle gençlik kesiminde CHP’ye doğru ciddi bir ilgi var. Cemaat-AKP kavgasında kazanan taraf CHP olacak. Büyük şehirlerde cemaatin CHP’yi destekleyeceği öngörülüyor. Fakat Şuhut’ta cemaatin oyları büyük oranda DP’ye gidecek gibi gözüküyor. En azından benim izlenimim bu. CHP Şuhut’ta ciddi bir saha çalışması yapıyor. Ekrem Özsoy’a seçimlerde başarılar dilerim.

MHP- MEVLÜT CAN

Ekrem Özsoy için söylediğim şeylerin aynını Mevlüt Can içinde kullanıyorum: Eğer Nuri Oynağanlı aday olmasaydı MHP ve Mevlüt Can için daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Seçime hızlı giren, adayını ilk açıklayan, sahaya ilk inen parti MHP. Neredeyse 2 aydır Mevlüt Can sokakta, kahvede, camide kısaca çarıkları çekmiş vaziyette. Başarılı bir başkanlık döneminin meyvelerini almaya çalışan Mevlüt Can, kim ne derse desin Şuhut siyasetinin önemli bir figürü. Düzgün bir insan, çalışkan bir başkan, samimi bir Müslüman. Mevlüt Can’ı sizlere ancak böyle tanıtabilirim. Seçim yarışına erken başlayan MHP, diğer partilere nazaran önemli mesafe almış durumda. Bu olumlu tabloya karşılık MHP içinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Daha doğrusu kimi Ülkücü çevrelerde bir küskünlük söz konusu. Bana kalırsa geniş katılımlı bir istişare toplantısı düzenleyerek herkesin eteğindeki taşları dökmesi gerekir.

MHP’nin buna şiddetle ihtiyacı var. Rakip partilerin gözü küskün MHP oylarında. Üzülerek ifade edeyim ki, Şuhut’ta yarış halinde olan partiler içinde en sıkıntılı parti MHP. Gerek ilçe teşkilatı, gerekse Mevlüt Can bu konuya acilen müdahale etmeli, küskünleri tekrar partiye döndürmelidir. MHP, Şuhut’ta Belediye Başkanlığı yarışında şanslı bir partidir. Yeter ki enerjisini boş tartışmalara, kısır çekişmelere heba etmesin. 1999’da büyük bir sürpriz yaparak, Şuhut’ta sçeimi kazanan MHP bu seçimde de mutlaka hesaba katılması gereken, önemli, köklü bir fikrin temsilcisidir. Mevlüt Can’a 30 Mart’ta başarılar dilerim.

DP-NURİ OYNAĞANLI

1989-99 arası on sene Şuhut Belediye Başkanlığı yapan Nuri Oynağanlı son anda DP’den oldu ve deyim yerindeyse bütün hesapları alt üst etti. Kadere inanmak lazım. Nuri bey, 1999 seçimlerine milletvekili adayı olarak katılmış, tam meclise giriyor derken Afyon’da esen MHP fırtınasına yakalanmıştı. Yani “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olmuştu.” 2004 ve 2009 seçimlerinde aradığını bulamayan Nuri Oynağanlı, 30 Mart’ta belki siyasi hayatının finaline çıkacak. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a bakarak; “Ey İstanbul, ya ben seni alacağım ya da sen beni!” diye haykırması gibi, Nuri Oynağanlı’da Hisar tepesinden Şuhut’a bakıp; “Ey Şuhut, ya ben seni alacağım ya da sen beni!” diyor. Yani 30 Mart onun son seçimi olacak. Ya tamam, ya devam!

Nuri Oynağanlı sanıyorum uzun müddet AKP’den teklif gelmesini bekledi, olmadı. Diğer partilerden gelen tekliflere ise sıcak bakmadı. Son anda DP’den adaylığını ilan etti ve Şuhut’ta siyasi hesapları birden bire karıştırdı. Oynağanlı’nın adaylığı CHP ve MHP’ye yaramadı. Ancak sanılanın aksine AKP içinde iyi olmadı diyebiliriz. Başta AKP’liler Oynağanlı’nın adaylığına sevinseler de, onun ciddiye alınması gereken güçlü bir rakip olduğunu unutmasınlar. Siyaset yarışında her şey olabilir. Nuri Oynağanlı önceki seçimlerde AKP’ye destek veren cemaat oylarını yanına almasını bildi. Peki Nuri Oynağanlı, başta AKP olmak üzere diğer partilerden memnun olmayan seçmen için bir çekim merkezi olabilir mi?

Nuri Oynağanlı seçim yarışına katılan son aday. Haliyle çok çalışması gerekiyor. Kapı kapı çalıştığını, seçmenle bire bir temas kurduğunu, işi şansa bırakmamak adına gece gündüz çalıştığını duyuyorum. 30 Mart’ta Şuhut’ta kıran kırana bir seçim olacak. Atalarımızın dediği gibi söyleyelim; “bir kızı bin kişi ister birine nasip olur. Belediye başkanlığını isteyen 5 aday var. Ama birine nasip olacak. Çünkü elimizde bir tane koltuk var. Kim kazanır? Bunu şimdiden kestirmek mümkün değil. Ancak mevcut adaylara bakınca hepsinin birbirinden değerli olduğunu ifade etmek durumundayım. Yani ipi kim göğüslerde göğüslesin, kazanan Şuhut ve Şuhutlu olacaktır.

Etiketler: ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz