İSLAM VE HAYAT (Müftülük Sahifesi)

BİR AYET MEALİ
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.”(Ahzap Suresi 56.Ayet)
BİR HADİS MEALİ
Peygamberimiz buyuruyor ki: “Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” Hz Ebu Hüreyre (r a ) 245 7 (Ramuz el-ehadis)
BİR GÜZEL SÖZ
“İnsanlar her şeyden daha fazla Muhammed’e kulak vermelidir Diğer bütün sözler, onun karşısında boş sözlerdir ”
Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)

HZ.PEYGAMBERİMİZ (S.A.V) VE DOĞUMUNU ANLATAN NAAT VE ŞİİRLER

Hz. Adem ile başlayan Peygamberler silsilesi deryaların incisi, insanların en yücesi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in doğumuyla son bulmuştur. Gözümüzün nuru, Yüreğimizin aydınlığı Sevgili Peygamberimiz miladi 571 yılında 12 Rebi’ul-Evvel ayı pazartesi günü sabaha karşı dünyaya teşrif emişlerdir.
Mevlid-i Şerif yazarı Süleyman Çelebi Viladet bahsinde Sevgili Peygamberimizin doğum yılını şöyle dile getirmektedir.

Ol Rebiûl evvel âyın nîcesi
On ikinci gîce isneyn gîcesi
Ol gîce kim doğdu ol hayrûl-beşer
Ânesi anda neler gördü neler

Sevgili Peygamberimizin dünyaya teşrif etmelerinden önce adı ile anılmakta olan cahiliye dönemi vardı. İnsanlar öyle ki; birbirlerini öldürmekten dolayı şeref duyuyor, kız çocukları kendilerinden utanç duyulduğu için toprağa diri diri gömülüyor, kadınlara hak verilmek miras verilmek şöyle dursun kendileri mirasa bir meta gibi konu oluyorlar, haksızlık, kibir, gasp, yağma almış başını gidiyordu. İnsanlık yeni bir elçiye, yeni bir peygambere muhtaçtı.

Arif Nihat Asya ise Natında bu hususu şöyle nazımlaştırmıştır.

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,
Çağlar ne çağlardı:
Daha dünyaya gelmeden
Mü’minlerin vardı…
Ve bir gün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halîme’nin kucağında
Abdullah’ın yetimi
Âmine’nin emaneti ağlardı.
Hatice’nin goncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği
Göklerin resûlüydün…

Mehmet Akif Ersoy ise o güzel dizelerinde;

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü bir Öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrândı ki: Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî
Bir kerre, zuhûr ettiği çöl, en sapa yerdi.
Bir kerre de, mâmûre-i dünyâ, o zamanlar.,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zemînin.
Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi.
Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki Öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı O Mâsum,
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere rahmetti, evet, şer–i mübîni,
Şehbâlini, adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sâhipse, O’nun vergisidir hep;
Medyûn O’na cem’iyyeti, medyûn O’na ferdi.
Medyûndur O mâsûm’a bütün bir beşeriyyet…
Yârab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret. (Mehmet Akif Ersoy, Safahat, “Bir Yolcu”)

Peygamberimizin doğum yıldönümü münasebetiyle Nasuh bir tevbe ile yeniden doğarak Allah’a hakiki kul, Rasulüllah (s.a.v)’ e hayırlı bir ümmet olmamız dileğiyle kandiliniz Mübarek olsun.

Cevdet KARAKAYA
Müftülük V.H.K.İ
Müftülük Sahifesi Yayın Sekreteri

MEVLİT KANDİLİ

Yüce Allah biz insanoğluna hatalarımızdan dönmek ve gerçek huzuru bulmamız adına önümüze bazı vesileler ile fırsatlar çıkarıyor…
O vesilelerden birisi de Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.)’in dünyayı şereflendirdiği, âlemlerin yaratılışının sırrının tezâhür ettiği Mevlid Kandili’dir…
Kerem sahibi Rabbimiz; Mevlid Kandili, Regaip Kandili, Mi’raç Kandili, Berat Gecesi, Kadir Gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramları, Cuma günü gibi mübarek gün ve geceleri; günah ve isyanla bunalan ruhlarımıza ferahlık kazandırmak, kararmış kalplerimizi aydınlatmak, gönül aynalarımızın kirliliğini atmamıza vesile olması için senenin değişik zamanlarına yerleştirdi. Bu kandiller, yakıt ikmali yapan vasıta misali, Müslüman kardeşlerimizin ruhlarının arınmasına vesile olması açısından çok anlamlıdır.
Bu mübarek kandillerden birinin daha gölgesi üzerimize düştü. Bin dörtyüz küsür yıl öncesinde âlemin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, beklenen misafiri, Allah’ın sevgili’si Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) yeryüzünü şereflendirdi.(3 Şubat Cuma’yı Cumartesiye bağlayan gece mübarek Mevlid Kandilidir.)
Mevlid Kandili, bir doğum olayı değil, temsil ettiği mânâ itibariyle çok mübarek ve çok mukaddes bir özellik taşır…
Mevlid, yerlere ve göklere nur saçan, Peygamberlerin güneşi Hz. Muhammed (S.A.V.)’in dünyaya geldiği tarihi bir gündür.
Mevlid, insanlığı küfür ve zulmet bulutlarının kapladığı o câhiliye döneminin üzerine düşen bir güneştir.
Mevlid, zulmün sona ereceğinin, küfrün nûra döneceğinin; haksızlığın, yolsuzluğun, soysuzluğun, iffetsizliğin biteceğinin habercisi olan özel bir gündür…
Mevlid, putların yerlere serildiği, binlerce seneden beri yanan ateşin söndürüldüğü mucizeler günüdür.
Mevlid, kadınların “meta” olmaktan çıkıp “ana” yapıldığı; kölelerin esaret zincirlerinin kırıldığı; bütün insanların bir olan Allah’a kulluğa davet edildiği; insanların kanı, ırzı, namusu, dini ve canlarının emniyet altına alındığı mânâyı temsil eden çok özel ve çok mübarek bir gündür.
Bu mübarek gecelerde ibadetler bire bin katıyla inşallah kabul edilir. Bu gecelerde Allah’tan isteyen dil, istediğini alır. Allah’a açılan eller boş dönmez, gönüller ferahlık bulur. Zira yüce Rabbimiz sevgili kulu, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) hakkında Kur’an-ı Kerim’de “(Habibim!) Biz seni âlemlere ancak rahmet için gönderdik.”(Enbiyâ Sûresi, Âyet:107) buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de bu ayet dışında 13 ayette Peygambere hitaben Allah (C.C) : “ Biz Sen’i bütün insanlara hak (Kur’an) ile müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik” mealinde birleşecek ayetler vardır. Bu ayetlerden şunu anlıyoruz ki; Peygamberimiz, Allah(C.C)’a kul, kendisine ümmet olanlara Kur’anla müjde verirken Allah’ın emirlerini inkâr edip, Peygamber yolundan gitmeyenlere de azabı ilahiyi tebliğ ediyor.
Öyleyse putları yıkan, zulmü kaldıran, adaleti getiren, insanı insan yapan değerleri ortaya koyan, dünya ve ahret mutluluğun yolunu gösteren Hz. Muhammed Mustafa’nın Mevlid (Doğum) Kandili’ni O’nun ümmeti sıfatıyla anlamak, O’nun sünnetine sarılarak ihya etmek gerekir.
Bu gece yapacağımız ibadetler çok makbul. Ancak, Tv’den veya Radyo’dan mevlid dinlemek; konu ile ilgili kitap veya makale okumakla bu muazzam gece ihya edilmiş olmaz.
Bu gecenin ihyasının en güzel yolu tevbe istiğfar ederek yapılan hatalara tekrar dönmemektir. Allah’a kul, Peygambere ümmet olmayı Allah’ın rızasına uygun işler yapmayı lütfetmesi için Mevla’ya yalvarmaktır. Kaza namazları kılmaktır. Allah korkusuyla, Peygamber aşkıyla gözden yaş akıtmaktır. Bütün insanlık için hidayet, bütün Müslümanlar için birlik, beraberlik duası yapmaktır. Çocuklarımızın peygamber ahlâkıyla ahlaklanması, ölülerimizin rahmet, dertlilerin deva, hastaların şifa bulması için dua etmektir.
3 Şubat Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece Mevlid Kandili’dir. Allah(C.C.) Mevlid Kandili’ni ihya etmeyi hepimize nasip etsin. Hepinizin kandilini tebrik ediyorum.
Yusuf ÇAKICI Atlıhisar Kasabası K.K.Ö

EVLİLİKTE SEVGİYİ NELER ÖLDÜRÜR?

Evlilikte Sevgiyi Neler Öldürür?
“Bitti! Seninle aramızdaki sevgi öldü. Sanırım boşanmaktan başka çaremiz yok.”
Evet!.. Şimdilerde pek sık duyar olduk böyle cümleleri. Peki, ama neden? İşte nedenlerden birkaçı:
Saygısızlık
Kimi eşler, evlenir evlenmez “Karı-koca arasında resmiyet mi olur?” düşüncesiyle saygıyı rafa kaldırıyorlar. Hâlbuki saygı, sevgiyi besler. Her kaba söz ve davranış, sevgi duvarından koparılan tuğladır.
Sevgisizlik
Kimileri evlendikten sonra “seni seviyorum” demeyi angarya görerek “Ona devamlı sevdiğimi hatırlatmama ne gerek var?” diyorlar. Oysa sevgiyi açığa vurmamak, odun atılmayan ateş gibi sevgi ateşini söndürmektir.
İlgisizlik
Saksıdaki menekşenizin gelişip çiçek açması için su neyse, sevgi çiçeğinizin büyüyüp gelişmesi için de ilgi odur. İlgi, sevgi çeşmesinin musluğu, ilgisizlik kör tapasıdır.
İletişimsizlik
“İnsanın ihtiyacını en fazla tatmin eden kalbine karşı bir kalbin bulunmasıdır ki her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı değiştirsinler. Lezzetlerden ortak tat alsınlar, kederli durumlarda da birbirlerine yardımcı olsunlar. Evet, bir işte hayrette kalan bir adam, birinin gelip kendisiyle o hayreti paylaşmasını ister.” Bu paylaşım olmadığı zaman eşler, kendilerini yalnız hisseder. Çünkü iletişim, sevginin dilidir. İletişimsizlik sevgi dilinin katilidir.
Bencillik
Şefkat, merhamet ve fedakârlık duygusundan yoksun olarak erkeğin “yuvayı dişi kuş yapar” mantığıyla her şeyi kadından beklemesi; kadının da aşırı beklenti içinde olması, sevginin ecelidir. Çünkü bencillik sevgiyi öğüten değirmendir.
Negatif düşünce
Bazıları, her şeyi yanlış anlayarak eşinin kendisini sevmediğini düşünür. Sürekli yanlış anlaşılan eş, kendisini savcı karşısında yargılanan suçlu gibi hissetmeye başlar. Negatif düşünce, sevginin ölüm fermanına atılan imzadır.
Alkol, kumar gibi alışkanlıklar
Alkol, sevgi çeşmesine atılan zehir, kumar sevgi yumağını mahveden bombadır. Yani kötü alışkanlıklar sevgiyi yutan birer canavardır.
Kin, nefret, öfke
Kin sevginin buzdolabı, öfke sevginin barut fıçısı, nefret de sevginin cellâdıdır.
Kültür boşluğu
Kitap okuma hastası olan birisiyle kitaptan nefret eden birisinin arasında uçurumdan başka ne olur?
Huy ve mizaç uyumsuzluğu
Birbirlerini sevseler de farklı huy ve mizaçta olanların yaşadıkları zıtlaşmalar, pişmiş sevgi aşına katılan soğuk sudur.
Aile yakınlarının araya girmesi
Kayınvalide, görümce, hala, teyze vb. gibi yakınların, eşlerin arasına girmesi, eşler arası sevginin idam kararını veren aile mahkemesidir.
Eşini değiştirmeye çalışmak
Sürekli “şöyle hareket et, şöyle davran, şöyle konuş” diyerek eşi, çocuk eğitir gibi eğitmeye kalkışmak, sevginin ölüm tuzağıdır.
Şiddet
Eşler arasında kapanmaz yaralar açar. Eşe atılan her tokat, sevgi bağını kesen bir makastır.
Dinî inançlar
Dinî inançlarda kişiler aynı bakış açısını taşımıyorsa yani eşlerden biri ibadetlerinden ödün vermiyor diğeri onunla alay ediyorsa eşlerin o evlilikte mutluluğu yakalamaları mümkün değildir.

Ülker CACI
Merkez Bademlik Kız Kur’an Kursu Öğreticisi

MÜFTÜLÜĞÜMÜZDEN HABERLER

1- 03 Şubat 2012 Cumayı Cumartesiye bağlayan gecenin mübarek “Mevlid Kandili” olması münasebetiyle Müftülüğümüzce Merkez Ulu Camide yatsı namazından önce ve sonra “Kandil Özel İhya” programı düzenlenecektir.

2- Müftümüz Kazım GÜZEL, 04 Şubat 2012 tarihine kadar yıllık izne ayrılmış olup, yerine Müftülüğümüz Şefi Yusuf ARIÇAM vekalet etmektedir.

3- Diyanet İşleri Başkanlığımızca Yeterlilik Sınavı açılmış olup, yazılı sınav 11 Mart 2012 tarihinde yapılacaktır. Sınava başvurular 01-21 Şubat tarihleri arasında yapılacaktır.

4- İlçemiz Merkez İplik Camisinde sabah namazları Cami Müezzin-Kayyımı Ahmet KİRAZ tarafından hatimle kıldırılmaya başlanmıştır.

5- Müftülüğümüze bağlı İlçemiz İcikli Köyü (Eski) Camii ve Arızlı Köyü Camii İmam-Hatiplik kadroları halen münhal bulunmaktadır. Naklen atanmak isteyen İmam-Hatiplerin İl Müftülüğümüze müracaat etmeleri gerekmektedir.

Müftülük Yayın Ekibi:

Kazım GÜZEL (Başkan)
Cevdet KARAKAYA (Sekreter)
Nurettin ÖZDEMİR (Koordinatör)

Etiketler: , , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz