Tarık Özaşkın 30 Mart izlenimlerini kaleme aldı

secim analizi”30 MART” BİZE NE SÖYLEDİ?
30 Mart seçimlerini geride bıraktık. Belki de son dönemlerin en heyecanlı ve gergin seçimini yaşadık. AKP yüzde 43, CHP yüzde 26, MHP ise yüzde 17 oranında oy aldılar. Hem iktidar, hem de muhalefet seçimden kazançlı çıktıklarını ifade ediyor. Seçim bitse de sandıkta hile yapıldığına ilişkin iddialar kamuoyunu bir süre daha meşgul edecek gibi gözüküyor. Başta Ankara olmak üzere yurdun çeşitli yerlerinde seçim sonuçlarına itiraz edildi. Manzaraya bakınca aklıma ister istemez 1946 seçimleri geliyor. Çok partili hayatın ilk seçimleri o yıl yapılmış ve sandıklarda nice entrikalar çevrilmişti. “Açık oy-gizli tasnif” yöntemiyle oylar sayılmış, türlü hilelerle halk iradesinin tecellisi engellenmiş, sandıklar çalınmıştı. 1946 seçimlerinde Şuhut’ta da pek çok seçim hilesi yaşanmış, şikâyet üzerine TBMM olaya el koymuştu. Fırsat bulursam önümüzdeki sayılarda bu konuya ilişkin yazımı istifadenize sunacağım.
Fakat hakikat bir “güneş” gibidir, vakti gelince karanlıkları yırtarak doğar. 1946 seçimlerinde oyları çalınan, hakkı gasp edilen siyasi hareket, tam 4 yıl sonra 14 Mayıs 1950′de iktidara geldi. Bu tarihi gerçek herkesin kulağına küpe olsun.
Bu yazımda 30 Mart seçimlerine ilişkin bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Katılırsınız veya katılmazsınız, benim kendi penceremden gördüklerim şu şekilde sıralanmakta;
1-Bu seçimler her ne kadar ”yerel seçim” olarak adlandırılsa da, bir genel seçim havasında geçti. Gerek Başbakanın, gerekse muhalefetin konuşmaları, seçim beyannameleri, üslubu, miting meydanları, propaganda tarzı bunu gösterdi. Yerel yönetimlerin icraatından, plan ve projelerinden ziyade, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu esas alınarak iktidarla muhalefetin meydan savaşı yaşandı.
2-Şahsen 17 Aralık operasyonunda ortaya dökülenlerin yani yolsuzluk iddialarının doğru olduğuna inanıyorum. Şu ana kadar suçlanan kişi ve kurumların telaşından başka bir şey görmedik. Hakim, savcı ve polislerin yerlerini değiştirmek, hukuki süreci yavaşlatmak, ilgili suç maddelerini iptal etmek gibi bir sürü ”top çevirme” yöntemiyle dosya kapatılmak isteniyor. Dört bakanla ilgili fezlekelerin hem TBMM’den, hem de milletin önünden kaçırılması dikkat çekicidir.
3-Kamuoyunda, söz konusu iddiaların 30 Mart seçimlerine bir etkisinin olmadığına dair bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Yazılı ve görsel medyada bu istikamette sayısız yazı ve yorum çıktı. Ben bütün bunların aksine, 17 Aralık operasyonunun AKP oylarından en az %10-12 oranında bir kayba neden olduğunu tahmin ediyorum. Kamuoyu araştırma şirketlerinin anket çalışmalarını düzenli olarak takip eden biri olarak söylüyorum: AKP 2013 yılının ikinci yarısına müthiş hamlelerle girdi. Kanal İstanbul, 3.köprü, 3.havaalanı, Marmaray derken pek çok yatırımla seçime girip oyunu artırmayı denedi. Ekim-Kasım döneminde AKP’nin oy oranının %53-55 bandında olduğunu, özellikle İstanbul’da mevcut yatırım hamleleri ile belediyeyi rekor bir oyla almayı hesapladıklarını düşünüyorum. Dolayısıyla yolsuzluk ve rüşvet iddialarının AKP oylarından en az 10 puan götürdüğünü iddia ediyorum. Türk Milleti, haramı, helalı gayet iyi bilen, hırsızlığa ve yolsuzluğa asla müsaade etmeyen bir millettir.

4-Gezi olayları, 17 Aralık operasyonu, Egemen Bağış’ın İslam’a ve Kur’an’a iğrenç hakaretleri, dinleme tapelerinden ortaya dökülen pislikler; her halükarda AKP’ye destek veren kitleleri ”demoralize” etmiş, savunma durumuna geçirmiş ve inisiyatifin karşı tarafa yani muhalefete geçmesine sebep olmuştur. Şu an ülkemizin %43′ü sütre gerisine çekilmiş, diğer %57′lik kesim ise dominant yani baskın hale geçmiştir.
belediye30 MARTTA ŞUHUT’TA NE OLDU?
Mahalli idareler seçiminde Şuhut’ta bir sürpriz yaşanmadı ve beklenen oldu. Zaten kağıt üzerinde şanslı olan AKP ve başkan adayı Recep Bozkurt ipi göğüsledi. Bilindiği gibi AKP seçime aynı adayla yani Recep Bozkurt’la girerken, belediye meclis üyelerini tümden değiştirdi. Bakan Veysel Eroğlu’nun Şuhut’a yağdırdığı hizmetlerle eli hayli güçlenen Recep Bozkurt 2009 seçimlerinde aldığı oyu tekrar alarak başkanlık koltuğuna oturdu. Şuhut Belediye Başkanlığına ikinci defa seçilen Recep Bozkurt ”çıraklık ve kalfalık” dönemini artık geride bıraktı. İlk dönemde yaşanan acemilik ve tecrübesizlik günleri yerini ustalığa devredecektir diye düşünüyoruz. Dürüstlük ve doğruluk her işin başıdır. Şuhut halkı Recep başkandan ne bekliyor? Önce kendi aralarına katılmasını… Halkın içinde, halkın derdini, tasasını, kederini bilecek, sevincini paylaşacak bir başkan… Kendine uzaktan bakmayan, çarşıda pazarda, camide, parkta karşılarına çıkıverecek bir başkan… Halkın sorunlarını dinleyecek, o sorunları yüreğinde, kalbinde hissedecek,”kimsesizlerin kimsesi” olacak bir başkan… Can yoldaşı, kan kardeşi, dert ortağı bir başkan…

AKP; Adalet ve Kalkınma Partisi iki seçimde de aşağı yukarı aynı oyu almış gibi. Oysa bu 5 yıllık arada neler yaşandı? Öncelikle Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun Şuhut’a kazandırdığı onlarca yatırım söz konusu. “Şuhut’un yüzyılda alabileceği yatırımları yaptık” diyen Bakan bey ve Şuhut AKP örgütü bu hizmetlerin karşılığını 30 Mart’ta görebildi mi? Devlet hastanesi, iş Merkezi, pek çok okul ve yurt inşaatı, gölet, baraj, Adliye ve SGK Hizmet binası, Halk Eğitim Merkezi, İlim ve Kültür Merkezi, alt yapı yatırımları… Saydığımız, sayamadığımız birçok hizmet. Bu yoğun yatırım bombardımanına rağmen AKP’nin her iki seçimde de aynı oyu alması acaba bir başarı mıdır? Aşağıda bir başka tablo sunacağız size. 2011 genel seçiminde Şuhut ve bağlı köylerde 16.462 oy alan AKP,2014′de il genel meclisi seçiminde bu kez 13.670 oy alabildi. Yani 2800 civarında oy kaybı söz konusu. Doğrusu iktidar partisi adına çok parlak bir tablo değil.
DP; Demokrat Parti iki seçim göz önüne alındığında oyunu artırmış gözüküyor. 2009 seçimlerinde 2049 oy alan Demokrat Parti (daha doğrusu Nuri Oynağanlı) büyük umutlarla girdiği 30 Mart seçimlerinde aradığını bulamadı. Seçime son anda giren Oynağanlı öyle etkileyici bir miting ve konuşma yaptı ki, insanlar bir anda DP’nin hesapları karıştıracağını hatta seçimi alabilecek bir güç haline geldiğini konuşmaya başladılar. Tehlikenin farkına varan AKP, son iki gün sıkı bir markaj yaptı ve Şuhut’u diğer partilere kaptırmadı. Bakan beyin bire bir insanlarla teması, işyeri ve ev ziyaretleri yapması, değişik cemaatleri ve bürokrasiyi harekete geçirmesi, devlet imkânlarını ve gücünü kullanması gibi faktörler bir araya gelince Şuhut’u AKP kazanabildi. Kısa bir süre önce yazdığım yazıda, AKP Şuhut örgütünün seçim performansını eleştirmiş ve AKP’lilerin “nasıl olsa Bakan bey sonunda sahaya iner, çarşıda şöyle bir gezer, seçimi alır” diye düşündüklerini söylemiştim. Bu yazıma bir hayli tepki geldi. Özellikle AKP’li dostlar, benim hissi davrandığımı ifade ettiler. Ancak yazdığımın ne kadar doğru olduğu seçim sonrası ortaya çıktı. Nuri Oynağanlı bu seçimle birlikte siyasete veda etmiş gibi gözüküyor. 2004-2009-2014 seçimlerinde tam üç defa başkanlık yarışına giren ancak kaybeden Nuri Oynağanlı, aktif siyasete son verse de politikadan asla kopamaz. Genç kuşaklara tecrübelerini aktararak yol göstericilik yapacaktır.

AKP’lilerin “nasıl olsa Bakan bey sonunda sahaya iner, çarşıda şöyle bir gezer, seçimi alır” diye düşündüklerini söylemiştim. Bu yazıma bir hayli tepki geldi. Özellikle AKP’li dostlar, benim hissi davrandığımı ifade ettiler. Ancak yazdığımın ne kadar doğru olduğu seçim sonrası ortaya çıktı. Nuri Oynağanlı bu seçimle birlikte siyasete veda etmiş gibi gözüküyor. 2004-2009-2014 seçimlerinde tam üç defa başkanlık yarışına giren ancak kaybeden Nuri Oynağanlı, aktif siyasete son verse de politikadan asla kopamaz. Genç kuşaklara tecrübelerini aktararak yol göstericilik yapacaktır.MHP; Bana sorarsanız 30 Mart seçimlerinin en başarılı partilerinden biri de MHP. Hem ülke genelinde, hem de Şuhut’ta oyunu artırdı. Aday belirleme sürecinde hatalar yapılsa da teşkilat olarak müthiş bir tempoda çalıştılar. Daha önceki yazımda ”ülkücülüğün” bir gönül işi olduğunu, parayla pulla değil inançla ayakta kalabileceğini ve gücünü ”samimiyet ve fedakarlıktan”aldığını söylemiş, MHP’nin her an sürpriz yapacak bir parti olduğunu ifade etmiştim. Parti içinde kimi kırgınlıkların olduğunu, geniş çaplı bir istişare toplantısı yapılması gerektiğini belirtmiştim. Şuhut’ta tanıdığım bir çok ülkücü arkadaş MHP’ye değil diğer partilere oy verdiler. Yani talebimiz olan istişare toplantısı yapılmadı, yaralar sarılmadı. Sonuç da böyle oldu. Her şeye rağmen MHP, 2009 seçimlerine göre oyunu 501 adet artırdı. Mevlüt Can tıpkı soyadı gibi ”canla-başla” çalıştı, partisinin oyunu ikiye katladı. Şuhut’a komşu olan Çay, Dinar ve Yalvaç’ta MHP ipi göğüslerken ne yazık ki ilçemizde aynı başarıyı gösteremeyen ülkücüler, ”önümüzdeki seçim Şuhut ‘a üç hilalli bayrağı dikeceğiz”diyorlar.
CHP; Bu seçim aradığını bulamayan CHP, 2009 seçimlerine göre il genel meclisi oylarını korudu. Ancak belediye başkanlığı seçiminde 558 oy kaybeden CHP’de yüzler gülmüyor. Oysa parti, Şuhut seçimlerine özel önem veriyordu, CHP seçimlerde beklenmedik şekilde az oy aldı. Genel merkez sürekli olarak Şuhut’a üst düzey parti görevlilerini ve milletvekillerini gönderdi. En son eski genel başkan Deniz Baykal ilçemize geldi. Bütün çalışmalara rağmen CHP Şuhut’ta başarılı olamadı.

Etiketler: , , , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz