Emine Yomak’ın kaleminden

emineymkBÜYÜNÜN ELİNDEKİ KADINLAR

Ninni söylerdi büyüklerimiz “uyusun da büyüsün” diye başlayan ya da “dandini dandini dastana”

“Ahh” çekiyorum kimden duysam bu ninnileri ama nafile olan olmuş söylenen her kelime farklı yol alarak duyulardaki yerini almış kişilerdeki en büyük etkisi ise uyuyarak büyüye bilineceği olmuştur.

Bende söyledim kızıma zamanında ve zamanı gelip de okuyarak büyüyüp öğrenileceğini anlayan kızım bana ilköğretimde iken “Anne Fatih Sultan Mehmet’e annesi o daha bebekken onun Kuran’ı Kerim de bahsi geçen kumandan olabileceğini düşünerek onu uyuturken ninni değil de o şerefe layık kumandan olabileceğinden bahsetmiş; sen de bana uyuduğumda söylesen ben sosyolog olmak istiyorum” demişti. O güne kadar aklıma gelmemişti ve ilk kez ondan duymuştum. Altıncı sınıfa gidiyordu o zaman kızım şimdi üniversitede sosyoloji okuyor. Ameller niyetlere göredir denir ya aynen öyle oluyormuş yaşayarak görmüş oldum.

Zaman içinde uyuyarak büyümediğimizi fakat uyutularak büyülendiğimizi gördüm.  Bizler inançlı nesilleriz öyle ki ateist olanımız bile “ben ateistim” derken bir inancı kabul ediyor. Ve inandığımız değerler üzerinden bölge bölge insanımızın inanç haritası çıkarılıyor ve kişiye özel kelimeleri kurmak şahbazları için hiç de zor olmuyor. Kendini tanımayan ve neyle yaşadığını bilmeyen öyle çok insan varken uyanık bazı kişilere gün doğmuş oluyor. Özellikle kırsal kesimlerde işten güçten pek fırsat bulunmaz “ben kimim?” sorusuna ve kendini tanımak nedir ki? İnsan anatomisi gereği duyduklarından etkilenir, gün boyu yaşadıkları beden de yorgunluk ve bu yorgunluğa cevap bulamadıklarından işten güçten diye geçiştirirken bir tarafa attıkları hayal kırıklıkları, endişe merkezini tetikleyen kelimeler zamanı gelince mantar gibi ortaya çıktıklarında tükenmişlikte son sınırına gelmiştir. Dile dökülmeyen ve cevapsız her soru artık kabına sığmaz ve kişide bazen ağır tahribata yol açar. Öyle ki kiminin çevresinde gerçeği görüp anlayan birileri varsa psikoloğa yahut bilindik bir üfürükçüye götürülür. Hâlbuki sadece doğru bir iletişime ihtiyaç duyar insan tüm istediği ve eksiği budur. Konuşmak ve anlamadığını sorabilmek ama bazı bölgelerde büyükler “aklının ermediği işe karışma sus” dedikçe öteledikleri kendi haline terk ettikleri sorular olmuyor o soruların yiyip bitirdikleri kalıyor. Öğrenme ve merak içgüdüsü her insana aynı derece de verilmiştir. Ve herkes bunu farklı kullanır. Kullanmayı bilmeyenler hasta olurlar. Tansiyon bunun en açık örneğidir. Gülen ve gülmeyen kişilerin tahlilleri hep farklıdır. Gülen, gülmeyene oranla daha iyi sonuç verir. Bunun gibi birçok hastalığın aslında ilaçsız tedavisi vardır ve bu doğru iletişimdir. Anneannelerinden nasıl yetişmişse öyle giden pekte kendini aşma hevesi olmayan bir toplumuz. Aşmayı teknolojide yakalamış onu elde etmek için çabalıyor fakat önce kendimizi okumayı ve kullanmayı bilmiyoruz. Algımızı karıştıracak birçok yayın ile uyuyup gördüklerimize benzeme çabasıyla büyülenmiş olup elde edemediklerimiz yüzünden kendi kendini hasta eden bir toplum olup çıkıyoruz. Ve uyanık akıl sahipleri bunu çok iyi kullanıyor ve özellikle kadınlarda çok iyi yol alıyorlar. Ve akşama kadar tarlada ya da oya yaparak çalışan kadınlarımız üç beş kuruşu da bu uyanıklara kaptırıyor. Değerini bilmediğiniz yerlerin değerini bilenler mutlaka çıkacaktır. Siz, siz olun mutlaka bir muhatabınız olsun kimse yok mu? Bana yazabilirsiniz ne kadar yardımcı olurum bilemem ama elimden geleni yaparım. Yeter ki lüzumsuz ellerde çare aramayın.

Etiketler: , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz