Tarık Özaşkın, gurur kaynağımız Zekeriya Yıldız’ı anlattı

zekeriyayildizTürk Edebiyatı’nda adından sıkça söz ettiren bir yazar; ZEKERİYA YILDIZ… Tıpkı soyadı gibi bir <<yıldız>>… Ama o ne bir pop yıldızı, ne bir film artisti, ne de televizyonlarda sıkça izlenen saçma yarışmaların ‘süper yeteneği’

O sadece bir <<YAZAR>> Okuyup yazmanın bir kıymet ifade etmediği günümüzde, inatla, sabırla, yazmaya çalışan bir usta kalem. İlk kitabı <<KÜRT GERÇEĞİ>> 1992 yılında yayınlanmıştı. O günden bugüne sürekli çıtasını yükselten, kalem kullanmada giderek ustalaşan bir isim. Son eseri <<MENEMEN>> üç ay içinde 7 baskı yaptı ve 40 bin satış rakamına ulaştı. Edebiyat dünyası için olağanüstü bir rakam.Tanınmış yazarların, şairlerin kitapları 5 binli rakamlara zor ulaşırken Zekeriya Yıldız’ın romanı listeleri alt üst etti.

Bu muhteşem tabloya rağmen ne yazık ki hak ettiği ilgiyi göremeyen Zekeriya Yıldız, durmadan eser vermeye devam ediyor. Son konuşmamızda ‘1927 İzmir suikastının romanını yazacağım’ diyen Yıldız, başlangıçta politik eserler yazdı. <<Kürt Gerçeği>> , <<Bosna-Hersek>> , <<Bediüzzaman ve Milliyetçilik>> , <<Politika Sözlüğü>> gibi birbirinden kıymetli kitaplara imza atan yazar, sonra aniden roman türünde eserlere yöneldi. Kendisine ‘neden roman?’ diye sorduğumda ‘artık zamanı gelmişti’ diye cevaplamıştı.

Zekeriya Yıldızla arkadaşlığımız Afyon Lisesi’nde okuduğumuz 1980’li yıllara dayanıyor. Bizden bir alt sınıfta okuduğu halde edebiyat sevgimiz bizi bir araya getirmişti. Lisede edebiyat öğretmenimiz ve aynı zamanda müdür yardımcımız olan Ahmet Çete (Allah uzun ömür versin) hocamızın odasında başlayan dostluğumuz daha sonra İstanbul’da üniversite yıllarında devam etti. Siyasete, edebiyata ve şiire meraklıydı. Tercihi ya hukuk-siyasal, ya da edebiyat olacaktı.

Zekeriya kardeşimiz Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni tercih etti. Üniversiteyi bitirince Kaymakamlık yapmak yerine ekmeğini kalemden kazanmaya karar verdi. Sanki bit dönem asistanlık yapmak üzereyken yeniden yayın dünyasına geri döndüğünü hatırlıyorum. (Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün yanında) Yayıncılık, radyoculuk, reklamcılık, yaklaşık 18 yıl Eyüp Sultan Belediyesi’nde memuriyet derken 2013’ten beri Bahçelievler Belediyesi’nde Başkan Yardımcılığı yapan Yıldız, Menemen hadisesini romanlaştırdığı son eseriyle gündeme oturdu.

“Gül Ateş, Sine Ateş, MENEMEN” adını taşıyan roman 3 ay içinde 7 baskı yaptı. Nesil Yayınları’ndan çıkan eser, fazla reklam yapılmamasına rağmen 40 bin satışa ulaştı. ‘Böyle bir ilgi beklemiyordum doğrusu’ diyen yazar, bir çok üniversiteye davet edildiğini, öğrencilerin ilgisi karşısında çok mutlu olduğunu ifade ediyor.

‘Menemen’ Türkiye’nin hafızasında derin izler bırakan bir ilçe merkezi.1930 yılında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası (Partisi) halktan büyük ilgi görünce, devreye giren kirli eller Menemen’de bir provokasyona imza attılar ve parti bu olaydan sonra hemen kapatıldı.

Belki olaya salt ‘derin devlet yaptı’ nazarıyla bakmak hatalı olacaktır. Cumhuriyet’in ilanından sonra yaşanan Şeyh Sait isyanı, İzmir suikastı, Menemen hadisesi ve hatta Dersim isyanında dış güçlerin varlığını inkar etmek mümkün değildir. Genç Türk devletini sıkıntıya sokmak amaçlı bir çok hamle, fitne, nifak yaşanmış, dış güçler kendilerine içerden destekçi bulmakta sıkıntı çekmemişlerdir. Osmanlı Devleti’nin varisi olan yeni devlet, söz konusu sıkıntıları aşarken maalesef yanlış uygulamalar da yapmış ve acılar yaşanmıştır. Ama şurası unutulmamalıdır ki her doğum sancılıdır. Her şeye rağmen, evet yaşanan bütün acılara rağmen memleketimiz nice badireler atlatmış, varlığını, birliğini muhafaza etmiştir.

Bugün özellikle güney komşularımızda yaşanan savaş, iç çatışma, mezhep kavgası vb. acı görüntüler, bizlerin onlardan fersah fersah ileride ve farklı olduğumuzu adeta haykırmaktadır. Geçmişte yaşadığımız Menemen benzeri olaylar, Milletimiz ve devletimiz adına bir tecrübe yumağı olmuş, sonraki yıllarda benzer şeylerin yaşanmaması adına ikaz edici bir rol üstlenmiştir.

Tekrar romana dönecek olursak, yazar o döneme ilişkin gazete, kitap, rapor, türü her türlü belge ve bilgiyi taramış, eserin gerçeğe en yakın şekilde vücut bulmasını sağlamıştır. Tamamen objektif, hiçbir görüşün ve kanatın etkisinde kalmadan 84 yıl önceki bu acı olayı dramatize etmiştir. Yazar, olayın yaşandığı coğrafyayı karış karış gezmiş bölgede dilden dile anlatılan rivayetleri, iddiaları defterine kaydetmiş ve romanda kullanmıştır.

“Gül Ateş, Sine Ateş Menemen” güncel tarih romanı kategorisinde değerlendirilebilir. Dil olarak kusursuz, cümle düşüklüğü yada yanlış kullanılan bir kelime barındırmayan bir eser. Akıcı bir üslupla kaleme alınmış bu eserle sanki olayı bizzat yaşıyormuş gibi hissediyor, etkileniyor ve sarsılıyorsunuz. Olayın geçtiği yerler, yaşandığı yıllar ve kişiler çok başarılı bir şekilde anlatılmış. Özellikle Derviş Mehmet (Giritli Mehmet) ve isyancı taifesi, Menemen halkı, yöreye has şiveyle konuşturulmuş, buda eserdeki gerçeklik hissini kuvvetlendirmiştir. Aynı şekilde Erbilli Esat Efendi’nin konuşmaları (sohbet, nasihat, vaaz), tarikat erkanına uygun biçimde aksettirilmiştir.

Karaadilli doğumlu yazarımızı tebrik ediyor, kendisinden yeni eserler beklediğimizi ifade ederken, bizi yani Şuhut’u konu edinen bir eser yazmasını da bir <<arkadaşı ve hemşerisi>> olarak istirham ediyoruz. Mevlit Kandiliniz mübarek olsun.

Etiketler: , , , , , ,

Yasal Uyarı: www.suhutanayurt.com adresinde yayınlanan makale,haber,resim ve vidyolar tamamen özgün içeriktir bu içeriklerin Şuhut Anayurt Gazetesi Yazı İşleri Biriminden izinsiz olarak kopyalanması ve yayınlanması halinde yasal işlem başlatılacaktır.

Bu Sosyal Ağlarda Haberi Paylaşabilirsiniz.

Bu Habere Facebook Üzerinden Yorum Yapabilirsiniz