KÖŞE YAZISI Yılmaz Aydın Köşe Yazarı

EĞİTİM LABİRENTİ

20 Aralık 2025 4 dk okuma
Paylaş:

Caddelerde, markette, bahçelerde, sokaklarda, restoranlarda ve alışveriş merkezlerinde savruk bir şekilde oradan oraya koşturan, etrafta kendilerinden başka hiç kimse yokmuş gibi pervasızca hareket eden, saygısız, sabırsız, öfkeli, şımarık çocuklar… Geçtiğimiz zamanlarda yaşanan trajik Ahmet Minguzzi cinayeti… Bizlere bunları düşündürüyor. Saygıyı, nezaketi bilmeyen başıboş, hoyrat nesiller ve onlara sahip çıkmayan “sus” veya “dur” diyemeyen ebeveynler, yetişkinler…

Çocuklara evde terbiye vermeyen, sınır koymayan anneler ve babalar bunu öğretmenlerin ve okulların yapmasının beklentisinde… Hatta bazı ebeveynler bu durumu umursamıyorlar bile, onlar evlatlarının kaba, saba diye tanımlayabileceğimiz uzlaşmaz tavırlarından memnun, “özgür nesil yetiştiriyoruz” diye böbürleniyorlar.
Herkes iyi bir eğitimden söz ediyor, peki ya iyi bir eğitimin özellikleri neler olabilir? Ne kadar, hiç kimsenin umurunda değil…
Eğitim önemlidir ve tüm bireylerimiz için anayasal bir zorunluluktur. Eğitim gören bireyler ve ülkelerin yaşam standardı ve insanların kalitesi yüksektir. Eğitim sadece devletin değil, tüm toplumun sorumluluğudur. Biliyoruz ki eğitim olmadan bilim, bilim olmadan da topyekûn kalkınma gerçekleşemez…
Eğitim; insanlar gibi bileşenler bütünüyle anlam kazanır… Eğitim bileşenleri dediğimiz zaman başta devlet olmak üzere onun eğitime yön veren kurumları kadar; aile, çevre, işverenler, yaşam koşulları, öğretmenler, arkadaşlar ve yaşadığımız zamana göre şekillenir.
Gelin… Yazının başında da belirttiğimiz üzere sorumsuz ve şımarık çocukların nasıl kazanılacağına kafa yoralım, nasıl yetiştireceğimizi anlamaya çalışalım…
Eğitimin çekirdeği aile olduğundan yola çıkarak; ev ortamında çocuklarla beraber “aile zamanı”na öncelik verelim. Çocukları şımartmamızın en büyük nedenlerinden birisi; anne, baba olarak onlarla gerektiği kadar zaman geçirmemektir. Ne yapıp edip çocuklarla birlikte olunacak zamanlar yaratılmalıdır. İster sofrada beraber oturulacak öğünler olsun, isterse rahat bir ortamda sohbetler etmek; çay, kahve veya bir şeyler içerek zamanlar geçirmek…
Çocuklarda; artık kuralları, toplum gelenekleri, yaşam gerekleri, şimdiki ve gelecek zaman planları gibi konularda sorumluluk duyguları geliştirilebilir. Unutmayalım ki yetişkin olan bizler, rol-model olarak çocuklara her konuda yol göstermeliyiz ki en yakın ve samimi arkadaşları da olabilmeliyiz…
Biz yetişkinler; söylediklerimizle yaşadıklarımız tutarlı olsun ki çocuklarımızla da uyumlu bir birlikteliğimiz olsun…
Topluma açık yerlerde insanlara karşı nazik olalım. Bir şey satın alırken ve sipariş verirken çalışanlara, yemek ısmarlarken restoranlarda hizmet edenlere “Lütfen”, “Teşekkür ederim” diyelim. Yolda giderken birine çarparak veya birinin sözünü kesersek “Kusura bakmayın” diyelim. Çocuklarımıza bu davranış modelleriyle örnek olalım…
Çocuklarla birlikte planlar yapalım, hedefler koyalım. Örneğin bir gezi planlayalım ama öncelikle belli bir para biriktirmek gerektiğini anlatalım. Bu planların, hedeflerin ve gerçekleşmesinin büsbütün keyifli olacağını paylaşalım…
Yukarıda anlattığımız örnek yaşam profilleri, çocuklarımızla hayat yolculuğunda yaşayacağımız gerçek eğitim modelleriyle insani ve toplumsal sıkıntılarımızın önüne manevi olarak geçebiliriz…
Unutmayalım ki insan ve toplum bir bütündür ve “Yaşam bir sanattır” maneviyatla başlar, maddiyatla tamamlanarak bir anlam kazanır.
Hep birlikte sorunlu yaşam sarmalından uzak, emin bir gelecek dileğiyle…