GİDENİN DE KALANIN DA GÖNLÜ HOŞ OLSUN – TARIK ÖZAŞKIN
Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Sadri Alışık, siyah beyaz bir filmde arkadaşlarına şöyle seslenir ; ” Hayat demek, ölümü beklemek demektir. Az çok hepimiz denizi, yıldızları, ağaçları işte falanları filanları göreceğiz, bir çok şeyin tadına bakacağız. Sonra da ister istemez “gidiyorum elveda” şarkısını söyleyeceğiz. Öyleyse gidenin de kalanın da gönlü hoş olsun”
Kıymetli büyüğümüz, hemşehrimiz, İstanbul beyfendisi Nazmi Şenel abimizi geçen hafta toprağa verdik. O’nu ilk tanıdığımda 50’li yaşların sonunda olmalı idi, güzel giyinen, güzel konuşan, hoş sohbet bir insandı. Mesleği dikkatimi çekmişti ; müzik yapımcısı ve prodüktör olduğunu söylemişti. Kısa bir araştırmadan sonra; bir dönem müzik piyasasının kalbi olan Unkapanı Plakçılar Çarşısında fırtına gibi estiğini, sektörde sözü geçen üç – beş yapımcıdan biri olduğunu, bir çok şarkıcıya şöhret kapılarını açtığını öğrendim. Yaşamı boyunca Şuhut dışında yaşayan Nazmi Şenel; bunca ayrılığa rağmen memleketini seven, özünden kopmayan ve köklerine bağlı bir Şuhutlu idi. Babası; Senir İmamları sülalesinden Kamil Şenel, annesi ; Hacı Nebilerden Necibe Şenel (Küçükelçi). Üç kardeşin en büyüğü; Dr. Adnan Şenel ve rahmetli Ziynet Özer’in ( rahmetli Prof. Dr. Aytekin Özer’in eşi) abisiydi. Afyon Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Nazmi Şenel, okulu üçüncü sınıfta bıraktı ve reklamcılık sektöründe çalışmaya başladı. Türkiye’nin en eski reklamcılık ajansı olan ” İlancılık Reklam Ajansı’nda” çalışırken, müzik ve sinema dünyasıyla tanıştı. Ünlü film yönetmeni Hulki Saner’e ait Saner Müzik’te işe başlayan Nazmi Şenel, kısa sürede firmanın müdürü oldu. Sosyal kişiliği, neşeli ve güven veren yapısı ile kendini Unkapanı Plakçılar Çarşısına kabul ettiren Şenel, yeteneğini keşfettiği bir çok şarkıcının şöhrete ulaşmasını sağladı. Saner Müzik’ten sonra Kent Plak ve Yankı Plak’ta çalışmaya devam eden Nazmi Şenel, 55 yıllık meslek hayatında onlarca şarkıcıyı müzik piyasasına kazandırdı. Şenel’in ilk plak çalışmasını yaptığı ya da birlikte çalıştığı şarkıcılar ; Bülent Ersoy, Seyyal Taner, Okay Temiz, Neşe Karaböcek, Esin Engin, Emel Sayın, İnci Çayırlı, Erol Büyükburç, Tülay Özer, Zerrin Özer, Tünay Akdeniz, Yasemin Kutsi, Yasemin Kumral, Meral Çelik, Naim Akan, Salim Dündar, Yaşar Güvenir, Timur Selçuk, Bora Ayanoğlu, Ali Rıza Binboğa, Hasan Mutlucan. Nazmi Şenel, belli bir müzik türünden ziyade farklı müzik dallarında çalışmayı tercih ederdi. Anadolu pop, özgün müzik, pop müzik, punk müzik, rock müzik ve hafif batı müziği türlerinde plak ve kaset çalışması yapan Nazmi Şenel, Modern Talking, Gipsy Kings gibi dünya çapında ünlü grupların albümlerini ülkemizde lisanslı olarak çıkardı. Rahmetli Nazmi Şenel 1960’lı yıllarda başlayıp 1980’li yıllara kadar devam ve çok popüler olan fotoroman sektörüne de katkı sağladı. Çektiği fotoromanlarda dönemin ünlü sinema oyuncularının yanı sıra Şuhutlu hemşehrilerimize de rol veren Şenel’in fotoromanlarında Refik Uysal’ın oğlu İbrahim Uysal ile Orhan Alçiçek’in oğlu Ziya Alçiçek de oynadı. 1970 – 1990 yılları arasında altın çağını yaşayan Unkapanı Plakçılar Çarşısının önde gelen isimlerinden olan Nazmi Şenel, bir çok genç şarkıcının şöhret olmasını sağladı. Şenel, Kent Plak’ta çalıştığı 1975 yılında Tülay Özer’e “İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız” ismiyle bir plak yaptı. Plak satış rekorları kırdı ve Tülay Özer’i Türkiye’ye tanıttı. Bilgisayarın, internetin ve dijital müzik platformlarının yaygınlaşması, bütün mesleklere olduğu gibi müzik piyasasına büyük darbe vurdu. Unkapanı Plakçılar Çarşısı eski ışıltılı günlerini geride bıraktı. Müzik sektörü global şirketlerin eline geçti. Ben rahmetli Nazmi Şenel’le tanıştığım 1990’lı yıllarda Türkiye’de, Tarkan , Mustafa Sandal, Kayahan, Sezen Aksu, Kenan Doğulu rüzgarı esiyordu. Büyük müzik şirketleri ve müzik kanalları piyasayı yönlendiriyordu. Bu sanatçılarla çalışmak, onlara prodüksiyon yapmak , küçük yapımcı şirketlerin harcı değildi. Doğal olarak Nazmi Şenel de büyük prodüksiyonlardan çekilmek ve daha düşük maliyetli yapımlara yönelmek zorunda kaldı. Özellikle eskiden beri tanıdığı yurt dışında yaşayan Okay Temiz ve Nyofu Tyson gibi şarkıcılarla çalışmaya devam etti. Doğduğu toprakları çok seven birisi olarak Şuhut Kültür ve Dayanışma Derneği’nin kuruluşuna destek verdi. Derneğimizin yeri olmadığı için kimi zaman Avukat İhsan Özsoy’un Sultanahmet’teki bürosunda, kimi zaman da rahmetli Nazmi Şenel’in Unkapanı’ndaki işyerinde toplanıyorduk. Derneğimize Feriköy’de bir lokal kiraladıktan sonra Nazmi abiyle daha sık buluşmaya başladık. Yönetim Kurulu toplantılarının, Şuhut Gecelerinin ve dernek merkezinde düzenlediğimiz pazar kahvaltılarının müdavimi olmuştu. Hemşehrileri ile bir arada olmaktan mutluluk duyuyor, eski günleri yad ediyor ve dostları ile hasret gideriyordu. Kızdığını, sesini yükselttiğini hiç görmedim; dostlarına şaka yapmaktan ve takılmaktan hoşlanır, küçük büyük herkesle muhabbet etmeyi severdi. Şuhutlu olmaktan her zaman iftihar ederdi. Centilmen bir insandı ve tam bir İstanbul beyfendisi idi. Her şeyi ölçülü idi. Pandemi döneminden sonra konuşmak ve hatıralarını yazmak üzere kaç defa sözleştik, inanın sayısını unuttum. Ne var ki her seferinde bir engel çıktı ; hastalık, seyahat gibi. Ondaki birikimi, hatıra zenginliğini, yaşanmışlıkları, hayâl kırıklıklarını, sevinçleri ve hüzünleri farketmiştim. Karşımda ömrünün 55 yılını müzik sektörüne vermiş, “Unkapanı’nının son Plakçısı” vardı. Anlatacak çok şeyi olduğunu gayet iyi biliyorum; Şuhut’tan, Afyon’dan, İstanbul’dan ve tabii ki Unkapanı’ndan. Ama o söyleşiyi bir türlü yapamadık. Yazımızı yine aynı temenni ile bitirelim ; “gidenin de kalanın da gönlü hoş olsun”. Nazmi Şenel abiye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerim. Ruhu şâd, mekânı cennet olsun inşallah.
