HER ÖLÜM ERKEN ÖLÜMDÜR – SUAT BENLİ
Dünyanın değişmez kanunu ; her canlı doğar, yaşar ve ölür. Doğum ne kadar sevindirirse ölüm de o kadar üzer. Ve her ölüm erken ölümdür.
Şuhut Balçıkhisarlı işadamı merhum Adil Orhan’ın değerli oğlu Ali Ulvi Orhan’ı erken yaşta kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ali Ulvi bey, babasından devraldığı toptan manifatura mağazasını, Türkiye’nin önde gelen konfeksiyon firmaları arasına sokmayı başardı. Ülkemizde özel sektörün kalbi olan İstanbul Sanayi Odasında başkan yardımcılığı, Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneğinde başkanlık ve bir çok meslek örgütünde çeşitli kademelerde görevler yapan Ali Ulvi beyle yollarımız ben Şuhut Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı olunca kesişti. Kendisini tanıdığım günlerde İstanbul Sanayi Odasında başkan yardımcısı olmuştu. Şuhut Dernek heyeti olarak ilk ziyareti ona yapmıştık. Hakkında fazla bilgim yoktu, rahmetli babasını tanır ve severdik. Şuhut’tan İstanbul’a gelen ilk müteşebbislerden olan Adil Orhan, işlerinde başarılı olmuş ve tekstil sektöründe sözü geçen büyük bir işletme kurmuştu. Rahmetli Adil Orhan Bey’in memleketi Şuhut’a olan bağlılığı, sevgisi ve hayırseverliği hep konuşulurdu. Ali Ulvi Orhan’la ilk tanışmamızda kendisini çok bilgili, entelektüel, çözüm odaklı, anlayışlı, yardımsever ve güler yüzlü buldum. Derneğimizin her türlü etkinliğine iştirak etti ve destekledi. Şuhut ve Şuhutlular için yapılacak her faaliyette en önde yer aldı. Dernekçilik başlı başına bir gönül işidir. Hemşehrilik duygusu zayıflamış, aidiyet duygusunu kaybetmiş ve yabancılaşmış insanlarla çok karşılaştığım için rahmetli Ali Ulvi Orhan’ın yaklaşımı ,ilgi ve alakası bizleri motive etti. Ali Ulvi Orhan toplantılarda uzlaşmacı tavrı ile son sözü söyler, herkesin gönlünü fethederdi. Her soruna çözüm üretir, kimsenin görmediği ayrıntıları yakalar ve yeni ufuklar açardı. Babası Adil Orhan’ın son dönemlerinde en büyük özlemi ; Şuhutlu işadamlarının bir vakıf kurarak örgütlü bir şekilde hayır işlerinin sevk ve idare edilmesi idi. Nihayet hemşehrimiz Orman ve Su İşleri Bakanımız Prof.Dr. Veysel Eroğlu ile birlikte Şuhutlu işadamları bir vakıf kurarak başkanlığına Ali Ulvi Orhan beyi getirdiler. Merhum Adil Orhan 1960’lı yıllardan başlayarak ölümüne kadar Şuhut’ta hayır işlerine, Kur’an Kurslarına, ihtiyaç sahibi ailelere yardım etmiştir. Ali Ulvi Orhan da babasının izinden giderek Şuhut için yapılan tüm yardımlarda görev almıştır. Ben geç tanıdığım için çok üzüldüğüm Ali Ulvi Orhan kardeşimizi her zaman kendimize yakın gördüm, sevdim, onun tarafından da sevildiğimi hissettim. Şuhut Vakfı olarak Emine Erdoğan İlim Kültür Merkezînin teftişatını, deprem bölgesine yardım ulaştırma, burs vb. hizmetlerin yanı sıra bir hemşehrimizin arsasını alarak şu an vakıf merkezi ve kiralık dükkan elde edilerek vakfa sürekli ve kalıcı gelir sağlayacak büyük bir hizmetin içinde oldular. Ali Ulvi Orhan bey derneğimize hiç yok demedi, her ihtiyaçta yanımızda oldu. Sağolsunlar , Şuhutlu 6 – 7 kişilik bir işadamı ekibi vardı, kermes, yardım vb. her etkinlikte ihtiyacı paylaşır, derneğimize gönderirlerdi. Allah bu kalbi güzel insanları başımızdan eksik etmesin. Rabbim, merhum Ali Ulvi Orhan kardeşimize ve babasına rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun. Ailesine, çocuklarına, yakınlarına ve tüm hemşehrilerimize başsağlığı,sabır ve metanet diliyorum.
