İSİRLİ Mİ İSRAİL Mİ
İnsanlığın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra karşılaştığı en büyük facia olan sosyal medya ; bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarla dolup taşıyor. Ömründe bir tane kitap bitirmemiş ” zamane filozofları” öyle şeyler yazıyor veya paylaşıyor ki kızmamak elde değil.
Sosyal medyada karşılaştığım “şeylerden” bir kaçını paylaşayım; Şuhut’un eski isimlerinden biri “ÇIFIT” ( Çıfut) olduğuna göre, Şuhutluların ataları “Yahudi”. Kavaklı Köyü’nün tarihteki adı ” İsrail” , o halde bu köy halkı eskiden “Yahudi” imiş ki bu isim verilmiş. İsalı Köyü’ne neden ” İsalı” adını vermişler? Çünkü bu köyümüzün kökeninde ” Hristiyanlık” var.
Herhangi bir yerin eski adı üzerinden soy – sop dedektifliği yapacak olursanız; Anadolu’da bırakın kentleri, köylerin bile antik çağlardan kalma tarihi isimleri olduğunu görürsünüz. Yani “ava giderken avlanır” ve yüzde yüz Türk – İslâm yurdu olan Anadolu’yu yahudi, hristiyan, Rum, Ermeni, Süryani toprağı ilân etmek zorunda kalırsınız.
TÜRKLERİN AFYON BÖLGESİNE GELİŞİ VE İSKÂNl
Bilindiği gibi Şuhut ve çevresi Dolathan, Emir Sanduk ve Emir Afşin komutasındaki Selçuklu orduları tarafından 1077 yılında fethedildi. Orta Asya’dan, İran”dan, Irak ve Suriye’den gelen Türkmen toplulukları Orta ve Batı Anadolu bölgelerine iskân edilmeye başlanmıştı. Sözünü ettiğimiz Türkmen topluluklarından bir kısmı Şuhut ve çevresine getirilerek iskân edildiler. Şuhut ve çevresindeki iskân çalışmaları 1150 yılında tamamlandı. Prof. Dr. Üçler Bulduk’a göre; Selçuklu orduları Şuhut’a geldiklerinde buradaki köylerin çoğunun terkedilmiş olduğunu gördüler.
Prof. Dr. Faruk Sümer’e göre; “Yörük” adı verilen teşekküller , Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşmasında en önemli rolü oynadılar. “Yörük ” tabiri ayrı bir kavim veya kabile adı olmayıp Kızılırmak’tan Adalar ve Marmara Denizine , Rumeli’ne kadar uzanan yerlerdeki TÜRKMEN teşekküllerine verilen addır.”
Afyonkarahisar’a gelen ilk Türkmen boyları ,daha önce yaşadıkları bölgelerde olduğu gibi “konar – göçer” hayat tarzını benimseyen topluluklardı. “Yaylak – Kışlak” kültürüne sahip bu topluluklar, hayvancılığın yanı sıra tarımla uğraştıklarından kır hayatı kısa sürede canlandı. Anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi Afyon bölgesinde de ilk Türkmen toplulukları terkedilmiş harap haldeki eski iskan merkezlerine yerleşmeyip hemen yanı başında yeni kendi yerleşim yerlerini kurdular.
Başviran (Başören), Karacaviran (Karacaören), Kozviran ( İlyaslı Köyü yakınlarında kurulmuş ancak zaman içinde kaybolmuş olan bir köy) vb. bir çok köy o günlerin izlerini taşır. Şuhut köyleri; Türkmen aşiret, boy, oymak ve oba adlarını kendilerine isim olarak seçtiler.
İSRAİL’DEN KAVAKLI’YA
Öteden beri adı üzerinde tartışmalar yaşanan köylerimizden biri de KAVAKLI Köyü’dür. Asırlar boyunca ” İSRAİL” ismi taşıyan bu şirin köyümüze halk ağzında “İSİRLİ” denilmiştir.
Köyün; Selçuklu , Beylikler, Osmanlı ve Türk Cumhuriyeti dönemlerinde “İsrail” olan adı 1968 yılında değiştirilerek “KAVAKLI” olmuştur.
İsrail terör devletinin kurulduğu 1948 yılından itibaren başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere dünyadaki Müslüman halklara uyguladığı baskı,şiddet ve soykırım, zamanla “İsrail” isminin bir nefret sembolüne dönüşmesine neden oldu.
Oysa “İsrail” ; Hz. Yakub’un diğer adı ve lakabı olduğu gibi, Kur’an’ı Kerim’de anılan necip bir kavmin adıdır.
Dolayısıyla siyonistlerin işlediği cinayetler, bu anlamlı ve güzel ismi lekeledi, sakıncalı bir kelime haline getirdi.
Uzun zamandır kafamı kurcalayan bu ve benzeri sorulara cevap bulmak için Kavaklı Köyü’nün yetiştirdiği değerli eğitimcilerden Adil Gülmez kardeşimi aradım.
Doğup büyüdüğü Kavaklı ( İsrail) Köyü’nün ismini, kıymetli hemşehrimiz (Sandıklı’lı) Necmettin Turinay’a sorduğunu belirten Adil Gülmez, Turinay’ın kendisine şöyle dediğini aktardı ;
” Kavaklı’nın eski adı olan İsrail , Hz. Yakub’un diğer adıdır. Bu köyün Yahudilikle uzaktan yakından bir alakası yoktur. Türkmen köyüdür. İsrail , Selçuklu Devleti’ni kuran Selçuk Bey’in oğullarından biridir. Bazı tarihçiler İsrail Bey’i “Emir Yabgu Arslan” diye yazar.”
Adil Gülmez hocanın verdiği bu önemli bilgi üzerine ülkemizin önde gelen Selçuklu tarihi uzmanlarının kitaplarını karıştırmaya başladım.
Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu’na göre ; ” Selçuklu Devleti’nin bilinen ilk atası Selçuk Bey’in babası Dukak’tır. Dukak , Oğuz Yabgu Devletinde ömrünü geçirmiş ve ordu komutanlığına kadar yükselmiştir. Dukak’ın vefatından sonra ordu komutanlığı görevine oğlu Selçuk Bey getirildi. Selçuk Bey’in MİKAİL, İSRAİL ( ARSLAN) , YUSUF ve MUSA isminde dört oğlu vardı.”
Prof. Dr. Osman Turan’a göre Selçuk Bey’in çocuklarının isimleri; Mikail, İsrail (Arslan), Musa, Yunus ve Yusuf’tur.
Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen ise Selçuk Bey’in çocuklarını Mikail , İsrail , Musa ve Yusuf olarak yazar.
Hicri 937 / Miladi 1530 tarihli 438 Numaralı Muhasebe -İ Vilayet- i Anadolu Defteri’ne göre, Şuhut’a bağlı 124 köyden biri İSRAİL Köyü’dür.
İsrail Köyü’nün 1500 yılında nefer sayısı (vergi veren – hane sahibi ) sayısı 17, tahmini nüfusu 60’tır. Geliri 1203 akçedir. 1527 yılında nefer sayısı 35 , tahmini nüfusu 120 olup geliri 2164 akçedir. 1572 yılında nefer sayısı 73, tahmini nüfusu 250, geliri 4205 akçedir.
Osmanlı Devletinde İsrail adını taşıyan bir çok köye rastlıyoruz. Bunlardan bir kaçı şöyle;
Yozgat’taki “İsrail Köyü” bugün Yerköy’e bağlı Derebağ Köyü olarak yaşıyor.
Çanakkale’deki “İsrail Köyü” günümüzde Bayramiç’e bağlı Zeytinli Köyü olarak yaşıyor.
Eskişehir’deki “İsrail Bağı Köyü” bugün Sivrihisar’a bağlı İstiklâlbağı Köyü olarak yaşıyor
Giresun’daki “İsrail Köyü” günümüzde Tirebolu’ya Kovanpınar Köyü olarak yaşıyor.
Giresun’daki diğer “İsrail Köyü” bugün Şebinkarahisar’a bağlı Çağlayan Köyü olarak yaşıyor.
Erzurum’daki diğer “İsrail Köyü” günümüzde Şenkaya İlçesi’ne bağlı Berdik Köyü’nün Altınova Mahallesi olarak yaşıyor.
Erzurum’daki “İsrail Kışlası Köyü” günümüzde Oltu Karataş Köyü olarak yaşıyor.
Kavaklı Köyü, 16. Yüzyıldan 19. Yüzyılın ortalarına kadar olan mevcut tapu, icmal , vakıf ve temettuat defterlerinde İsrail Köyü olarak geçer.
İsrail Köyü’ndeki bir çeşme kitabesinde “Fersah – Farsak” aşiretinin adı geçer. ” Sahib’ul Hayrat ve’l Hasenat Fersah Aşiretinden Baki gelini Ayşe hayratıdır ” Sene fi 5 R., H. 1278/ M. 1862)
Antalya, Aydın, Muğla ve Manisa civarına yayılmış bir Yörük topluluğu olan Fersahlardan bir kol, Kumalar Dağı’na yaylak için geldiklerinde İsrail Köyü’ne yerleşmiş olmalılar.
Başta da ifade ettiğimiz gibi, “isimler üzerinden tarih inşa etmek ; büyük yanlışlara neden olur”.
