YARIYIL TATİL İZLENİMLERİM – YILMAZ AYDIN
Ocak ayının 16’sında başlayan ilk ve orta dereceli okulların yarıyıl tatili 2 Şubat Pazartesi itibariyle sona erdi.
Yarıyıl tatilinin başlamasıyla birlikte 18 milyon öğrenci ve 2 milyona yakın öğretmen ordusuyla beraber 20 milyon eğitim-öğretim camiası nüfus hareketlenmesi tüm toplumu artı ve eksileriyle çok yönlü etkiledi.
20 milyon eğitim camiası 2 haftalık tatil süresinde büyük hareketlenme yaratıyor. Memleket ziyaretleri, tatil plânları, şehir gezileri derken tüm ülke sömestr tatilinin atmosferine giriyor.
Sömestr tatili başlar başlamaz tüm ülkenin soğuk havanın etkisinde kalmasıyla öğrenciler, aileleri ve öğretmenler ilk hafta plânlarında değişikliğe gitmek zorunda kaldılar. Biliyorsunuz soğuk havalar ve kış mevsimi insanları iklim olarak zora sokuyor. Neyse ki 2. haftayla birlikte havaların düzelmesiyle beraber biraz olsun tatil hareketliliği başlamış oldu.
Bizler de eğitim camiasından yılların eğitimcisi olarak tatil dolayısıyla bir memleket ziyareti yapalım dedik ve Afyonkarahisar–Suhut’a gittik, gezdik ve gördük… İzlenimlerimizi bu yazıyla da olsa dostlarla, okurlarımızla paylaşalım istedik… Tatilin ilk haftası İstanbul’a yoğun kar yağdığından ve hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı memleket seyahatimizi 2. hafta gerçekleştirebildik.
Sömestr tatili havası ve atmosferi tüm yurdu sarıp sarmalamış. Arabamızla İstanbul’dan Şuhut’a giderken mola verdiğimiz illerde insanlarımız ailece, eş-dost ziyaretleriyle mütevazı da olsa zamanlarını değerlendirmeye çalışıyorlardı. Ekonomik durumların elverişli olmaması sosyal hareketliliği de muhakkak etkiliyor olsa gerek; alışverişler, yeme-içmeler ve seyahatler de kısıtlanıyor tabiri caizse… Yolculuğumuz boyunca yolların trafiği de sıkıntılı oluyor tabii ki; eskisine nazaran taşıtların yoğunluğunun artması en büyük etkenlerden…
Afyonkarahisar–Şuhut ilçemizde kışların sert geçmesi sosyal hayatı olumsuz etkilese de alış-veriş ve ticari hayatta hareketlilik göze çarpıyor. Bunun yanında kültürel ve resmî faaliyetlerde de gözle görünür canlılık söz konusu…
Memleketimizde gerçekleştirdiğimiz eş-dost ziyaretlerinden edindiğimiz izlenim; insanlarımızın geleceğe umutla baktıkları ve yaşama sevincini muhafaza etmeleriydi. Geleceğe dair yaşam mücadelesinde var güçleriyle yaşama asılmalarıydı.
Kadim ilçemiz Şuhut’ta yöresel güzellikler ilk bakışta göze çarpıyor, belediye hizmetlerinin en üst düzeyde yerine getirilmesi ilçe halkında iyimser bir memnuniyete vesile oluyor.
Yerel hizmetlerin layıkıyla yerine getirilmesi, ilçenin güzelleşmesi, temizliği ve bakımı neticesinde halkın memnuniyetinin artmasında belediye başkanı olan, yılların tecrübeli eğitimcisi sayın Muhittin Özaşkın’ın yönetim iradesi başarılı bir şekilde kendini gösteriyor. Altyapının yenilenmesi, yolların düzenlenmesi, ilçenin azami özenle temiz olması ve sosyal hayata şeffaf yaklaşımlar bizleri ziyadesiyle memnun ediyor.
Ziyaretlerimizden bir tanesi de “Şuhut Gönüllüleri Derneği” başkanı sayın Barbaros Kılınçkaya’yı ziyaret etmek oldu. Biliyorsunuz “Şuhut Gönüllüleri Derneği” faaliyetleri sessiz ve derinden de olsa Şuhut’un sosyal ve kültürel faaliyetlerine katkısı takdire şayandır. İlçe dışında okuyan öğrencilere sayısız burslar ve durumu olmayan insanlarımıza maddi ve manevi yardımlar çok büyük iyilik hareketidir.
Geçen hafta “Şuhut’a Fen Lisesi” açılmasıyla ilgili, Şuhut’un aydın insanlarıyla Ankara’ya ziyaret ve taleplerin iletilmesi hepimize umut ve memnuniyete sebep oldu. Şuhut–Anayurt Gazetesi, Şuhut Gönüllüleri Derneği Onursal başkanları sayın Seçkin Köse, Musa Bursalı, sayın Belediye Başkanımız Muhittin Özaşkın, sayın Kaymakamımız İzzet Cem Eser, kanaat önderleri gibi burada sayamadığımız Şuhut sevdalılarının bu işin takipçisi ve gönüllüleri olduğuna inanıyoruz.
Sömestr tatili atmosferinde memleketimiz Şuhut’ta bulunduğumuz sürede karşılaştığımız sosyal medya fenomeni Dadak köyümüzden, Pala Dayı ve Gardaşları grubundan İsmail Dadak’la sohbetimiz ve anımız oldu. Kendileri Şuhut’umuzun ve Dadak köyümüzün reklam yüzü olarak sosyal medyada ve televizyonlarda memleketimizin tanıtımına büyük katkıda bulunarak hepimizin gururu olmuşlardır.
İlçemizde dikkatimizi çeken bir hususta yüksek bir tarımsal potansiyelimizin, bereketimizin mevcut olduğu ama ticari olarak ne yazık ki değerlendirilemediğidir. Üretilen ürünlerin örneğin patatesin ve yetiştirilen besi hayvanlarının pazarlama sorunu olduğu, bunun yanında daha fazla elde edilmesi gereken rekoltenin düşüklüğü akıllara Ziraat Fakültesi ve Veterinerlik fakültelerinin eksikliğini getirmektedir. Eğer bu fakülteler olursa ilçemizde bilimsel tarımsal rekolte çok daha fazla olabilir ve Şuhut ovasının bereketi kat be kat artar düşüncesindeyiz. Sayın yetkililerimizin bu konuya el atması inancındayız…
Tatilimizin sonuna doğru iklimin sert, insanı mert Şuhut’umuzdan eş-dost ve akraba ziyaretleriyle dost atmosferinin sıcaklığını hissettik ve güzel anılarla memleketimizden İstanbul’a dönerek, eğitim-öğretim hayatımıza kaldığımız yerden tekrar başladık.
Atalarımız ne dediyse güzel demiş “Çok gezen de, çok okuyan da bilir.” Hepimizin güzel yarınlara ve refah, mutlu geleceğe ulaşmamız dileğiyle…
