KÖŞE YAZISI USTAHASANOĞLU Köşe Yazarı

BÜROKRASİNİN ÜVEY EVLADI ŞUHUT

7 Ocak 2026 5 dk okuma
Paylaş:

Afyonkarahisar PTT Başmüdürü hemşehrimiz Mehmet Örsdemir’in başından geçenler; Şuhutluların sahipsizliğini ve kimsesizliğini gözler önüne seriyor….
2017 yılında atandığı Afyonkarahisar PTT Başmüdürlüğü’nü, kısa sürede “en beğenilen kamu kurumu” haline getiren, C sınıfından B sınıfına yükselten, PİM ( Posta İşleme Merkezi) olarak ülke genelinde ilk üçe sokan Örsdemir, bu başarılarına ilave olarak yaklaşık 200 bin m2 büyüklüğünde araziyi kuruma kazandırdı.
Satın alınmasını sağladığı araziye lojman, misafirhane veya tatil sitesi değil Türkiye’nin en büyük kargo lojistik merkezini kurarak hem PTT’ye hem de memleketi Afyon’a büyük bir hizmette bulunmayı düşünüyordu.
Mehmet Örsdemir’in başarılı çalışmaları birilerini rahatsız etmiş olmalı ki 2023 yılından itibaren tam üç kere görevinden alınarak PTT Genel Müdürlüğünde müşavirlik görevine getirildi. Sizin anlayacağınız ” kızağa çekildi”…

Her defasında İdare Mahkemesi kararıyla görevine iade edilen Örsdemir, geçtiğimiz günlerde dördüncü kez mahkemeyi kazandı.
Canından çok sevdiği memleketine yeniden kavuşmayı beklerken Afyonkarahisar PTT Başmüdürlüğü’nün kapatılarak Konya PTT 3. Bölge Müdürlüğüne bağlandığını öğrendi.
Gazetemizde Mehmet Örsdemir’in yaşadıklarını kaç defa dile getirdiğimizi inanın unuttuk. Bekledik ki önce Şuhut, ardından da Afyon kamuoyu ayağa kalksın ; başarılı , dürüst ve liyakat sahibi hemşehrimize sahip çıkılsın…
Artık kabul etmek gerekir ki; bu memleketin üzerine resmen “ölü toprağı” serpilmiş. Adeta “pinpon topuyla oynar” gibi Mehmet Örsdemir’le uğraşılması karşısında halkın gösterdiği tepki “son derece zayıf”, siyasiler “top çevirmekle meşgul” , basın ise ” kafasını kuma gömmüş”….
Aslında burada “mağdur edilen” Mehmet Örsdemir değil 17 ilçesi, 42 beldesi,420 köyü ve 750 bin nüfusuyla Afyonkarahisar’dır….
Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı Sandıklı’lı Fethi Yaşar’ın bir yıl önce yaptığı konuşma hâlâ aklımdadır. Fethi bey diyor ki; ” 1960’lı yıllarda Ankara’da hangi bakanlığa giderseniz gidin karşınıza mutlaka etkili bir Afyonlu bürokrat çıkardı ve işiniz derhal çözülürdü. Ali İhsan Ulubahşi gibi bir milletvekili daha gelmedi. Kim giderse gitsin kolunuza girer, nereye gidilecekse gider ve işinizi yapardı. Öldüğünde cenazesini 11 kişi kaldırdık. 1980’den sonra Afyonlu bürokrat kalmadı ve yetişmedi. Başarılı bir kaç bürokrat ise mevcut Afyon milletvekilleri tarafından ” ileride milletvekili olmaya kalkar, benim koltuğu kapmasın” düşüncesi ile yükselmeleri, daha etkin makamlara gelmeleri engellendi. Bu insanlara sahip çıkamadık. Afyonlular olarak aramızdaki kıskançlığı, sen ben kavgasını bitirmemiz gerekir.”
“Türkiye’nin bir çok şehrinde Afyonlu var ama dernekleri yok. Olan dernekler etkin değil. Dernek ve vakıflar etrafında birleşerek gücümüzü ortaya koyarak siyasette etkili olmamız gerekiyor. Gençlerimize sahip çıkarak onların bürokraside yükselmeleri için destek vermeliyiz.”
Fethi Yaşar’a hak vermemek elde değil. Bugün bürokraside Karadeniz (Rize, Trabzon), Bayburt, Gümüşhane, Erzurum, Erzincan, Konya ve Malatya ağırlığı var.
Geçenlerde gözüme çarptı; Gümüşhaneli Bürokratlar Derneği ( kısa adı GÜBDER) bile kurulmuş.
Yine okuduğum bir habere göre; 81 Valinin 32 tanesi Karadeniz, 24 tanesi İç Anadolu Bölgesinden.Aralarında Afyonkarahisar’ın da bulunduğu 39 ilimizden Vali yok. Dahası İstanbul, Ankara ve İzmir doğumlu valilerin de çoğu Trabzon, Rize,, Samsun, Ordu, Bayburt, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane kökenli.
Bu durum karşısında yapmamız gereken şey; önce bu illeri kutlamak, sonra da kendimize “neden biz onlar gibi başarılı olamadık?” sorusunu sormaktır.
1960’lı – 70’li yıllarda bürokraside güçlü ve etkin olan Afyonkarahisar, bugün Ankara’da niye yok ?
1950’den itibaren Başbakanlık yapan rahmetli Adnan Menderes ve rahmetli Süleyman Demirel’in Afyonkarahisar’a olan sevgisini ve desteğini unutmayalım. Afyonkarahisar gerek Demokrat Parti’nin gerekse Adalet Partisi’nin kalesiydi. Özellikle kurduğu her hükümette mutlaka Afyon’dan bir milletvekilini bakan yapan Demirel, Afyonluların bürokraside yükselmelerinde etkin rol oynamıştır.
1980’den sonra devlet bürokrasisinde ve iş dünyasında ağırlığın Karadeniz, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine kaydığını görüyoruz.
Bu dengesizliğin hesabını sadece iktidarlara sormak yanlış olur. Üzülerek ifade edelim ki; Afyonlular olarak kendi içimizde birlik, beraberlik ve kardeşlik kalmadı. En küçük köy derneğinde bile kıskançlık, çekememezlik, dedikodu ve entrika var….
Aslında yapmamız gereken şey; içimizde ne yaşarsak yaşayalım, dışarıya karşı “bir ve beraber olmaktır”…
“Kol kırılır yen içinde kalır” prensibinden hareketle sen – ben kavgasını bir tarafa bırakıp “memleket milliyetçisi” olmadıktan sonra; ne bürokraside sözümüz geçer, ne de parlamentoda…
Ali Çetinkaya, Arif Demirer, Hasan Dinçer, Ahmet Karayiğit, Güneş Öngüt, Dr.Mete Tan, Dr.Halil İbrahim Özsoy, İsmet Attila, Prof. Dr. Abdulkadir Akcan, Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve Mahinur Özdemir Göktaş…1923’den 2026 yılına kadar 103 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca bakanlık görevinde bulunmuş Afyonkarahisar milletvekilleridir.( Bu isimlerden Mahinur Özdemir Göktaş milletvekili değildir, Ahmet Karayiğit ise senatördür)
Afyonkarahisar’da yapılan bütün yatırımlarda bu insanların emeğinin ve gayretinin olduğunu unutmayalım. Keşke daha çok bakanımız olsaydı!
Ne yazık ki gücümüz daha doğrusu özgül ağırlığımız bu kadarmış.
İşte bu yüzden birbirimize çelme takmak yerine birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekiyor.