KÖŞE YAZISI Yılmaz Aydın Köşe Yazarı

HAYALDEN GERÇEĞE – YILMAZ AYDIN

26 Ekim 2026 5 dk okuma
Paylaş:

21. yüzyılda zaman çok hızlı, hissettirmeden su gibi geçip, gidiyor. Geçtiğimiz hafta ABD’den Dünya’ya sunulan son haber ve görüntüler “olmaz, olmaz” dedirtti. İnsanlık, medya haber ve görüntülerden Amerika’nın çılgın çocuğu Elon Musk’ın “TESLA” otomobil markasının “Uçan Araba” versiyonunun görüntülerini izleyince şaşkına döndü.

Elon Musk TESLA’nın uçabilecek arabasını Dünya kamuoyuna tanıttı. TESLA Roadstar iki kişilik spor otomobil olarak Dünya sahnesine çıktı. Bu araba tüm aşamaları tamamlanınca 0’dan 100 km hıza inanılmaz bir süre olan 1 saniyenin altında çıkabileceği konuşuluyor. Araba, altındaki emme kuvvetiyle dik bir kavisli rampaya tırmanıyor ve rampadan fırlamadan önce baş aşağı dönerek, yola fırlıyor inanılmaz bir süratle… Elon Musk’ın TESLA otomobili havada takla atabiliyor ve hava jetlerini kullanarak yola iniş yapabiliyor. Bu teknoloji ve bilim harikası otomobilde sürücü de olmayabiliyor, yani otonom, akıllı bir araba.
Dünya’da büyük yankı yapan tanıtım bu özellikleri gösterse ve tanıtsa da şu an havada bir otomobil trafiği mümkün değil ama yakın zamanlarda mümkün olabilecek bir ihtimal…
Örneğin bundan çeyrek asır önceleri birisi bizlere “İnsanlık bir mühendislik mucizesi ortaya çıkaracak, öyle bir telefon icat edilecek ki nereye gidersek, gidelim yanımızda 7-24 saat bağlantıda olabileceğiz ki hiç tanımadığımız insanların fikirlerini, yaşam görsellerini görebileceğiz. Ayrıca bu telefonda radyo, banka, hastane verileri, tapularımız hatta bir kodla ev kiralayıp, alışveriş yapabileceğimiz” söylense… Yok, yahu derdik!
Geçmişte imkânsız dediğimiz teknoloji mucizelerini yaşayarak, görüyoruz. Şu günlerde yaşantımızın vazgeçilmezleri oldular, olacaklar…
Geçmişten geleceğe uzanan zamanlarda uçan otomobiller, yapay zekâ ürünü çevirmenler, insanların yerini alacak robotlar… Bilim dünyası baş döndürücü bir hızla sıçramalar yapıyor, yenilikler, icatlar sürekli gelişiyor. İnsanlık, teknolojiyle bütünleşmiş durumda.
2000’li milenyum yıllarıyla beraber bizler ülke olarak teknoloji ve bilim gelişmelerini maalesef ıskalamış bir vaziyette takip edememişiz. Yani üniversitelerde bilimin gelişmesine uygun özgür ve yaratıcı düşünceye ters uygulamalar, anlayışlar teknolojik gelişmeye ters orantı oluşturarak sınıf atlamamıza engel teşkil edegelmiş maalesef…
Yöneticilerimiz “yol yaptık” derken, Dünya yolu bambaşka bir evrene evriliyor, değiştiriyor ve biz geri kalıyoruz. Bizler en uzun uçak pistini ormanları kesip, denizi doldurup inşa ederken, uçaklar yakın zamanda “dikey” iniş-kalkış yapacak. Ülkemizin her tarafını AVM, beton yapılar, dere ve nehir yataklarına şehirler kurarken insanlığın ve bilimin gereklerine uymuyoruz. Oysa bilimin ve teknolojinin olmazsa olmazı olan özgür düşünceye, akademik özerkliğe sahip üniversiteler ve akademik bilim insanlarımıza çeşitli olanaklar ülkemizin gelişmesine, teknolojik atak yapmasına imkân yaratabilir.
İnsanlık ve insanoğlu “Hayalden, Gerçeğe” önümüzdeki yıllarda büyük sıçramalar ve gelişmelerin eşiğinde, her an her saniye hiç durmadan ilerliyor.
Yukarıdaki satırlarda bahsettiğimiz gelişmeler ışığında çok yakın bir gelecekte yapay zekâ sayesinde “ışınlama” teknolojisiyle insanların bir yerden, bir yere ulaşabilmesi artık hayal olmayacak gibi görünüyor. Çünkü bu “ışınlanma” madde ötesi olarak fizik ve kimya bilimi sayesinde mümkün olabilecek. Bu konuda bilim insanları harıl harıl çalışıyor.
ABD, Avrupa ve Uzak Doğu’da bilim ve teknoloji alanında çok büyük bir rekabet olduğu gözlerden kaçmıyor. Örneğin Çin her alanda bilhassa Robot teknolojisinde inanılmaz bir başarıya imza attı. Neredeyse tıpkı insana benzer özellikler gösteren, düşünen, konuşan ve hisseden Robotlar bizleri şaşkınlığa düşürüyor. Bir başka rekabet konusu da akıllı arabalarla ilgili ABD’nin TESLA otomobiline rakip olabilecek “otonom” arabalarda çok büyük bir yarışa girdi. Yakın bir gelecekte insansız kara, hava ve deniz araçlarının yaşantımızda büyük bir yere sahip olabildiğini göreceğiz.
“Hayalden, Gerçeğe” bir başka boyutta insanüstü gelişmeler yaşandığı da “Yapay Zekâ” olgusunda görüyoruz, yaşıyoruz. Yapay zekâ, insanlığın doğal zekâsından yeri gelince kat be kat üstün olabiliyor. Eğitimden, teknolojiye; bankacılıktan, sanayiye; tarımdan ticarete her alanda yapay zekâ hayatımızın her köşesinde artık büyük bir yer kaplıyor. Yapay zekâ ile günlük yaşantımızdaki devasa angaryalardan kurtulup, işlerimizi kolaylaştırıyoruz ve insanın kendine özel zamanlar ayırabilmesi de artık mümkün olabiliyor.
İnsanoğlu “Hayalden, Gerçeğe” ABD’de bilim ve teknoloji üssü olan “Silikon Vadisi” denilen kampüste ilerlemeler kaydederken, her ülke kendi bilim ve teknoloji yerleşkelerinde araştırma ve geliştirmeler yaparak, kendilerini rekabete hazır hale getirecek, yaşamlarını konfora, refaha, gelişmeye yarış halinde koşar adım geri durmuyorlar.
Dünya’da böylesine olağanüstü gelişmeler olurken ve imkânsız denilen birçok yenilik yaşanırken bizlerin de ülke olarak kendi bilim ve teknoloji üssümüz olabilecek “Silikon vadilerinde” bilim ve teknoloji insanlarımızla çalışıp çabalayarak, eğitim, bilim ve sanayi gibi birçok alanda “Hayalden, Gerçeğe” en yakın zamanda ulaşmamız dileğiyle…