İNSAFSIZ İT-RAİL-ABD ve İRAN SAVAŞI – YILMAZ AYDIN
ABD-İsrail-İran savaşı bir haftayı geride bırakırken, karşılıklı misillemeler devam ediyor şu sıralarda… Biliyorsunuz savaş başlamadan önce ABD-İran müzakereleri devam ediyordu. Müzakereler devam ederken iki tarafta nükleer konusunda ve diğer konularda ilerlemeden bahsediyor, ılımlı mesajlar veriyorken… Ansızın İt-rail-ABD’nin İran’a kalleş saldırısıyla dünya savaş şokuna giriverdi. Hafta sonuna denk gelen bu saldırıyla bütün Ortadoğu ve İran sarsıldı. ABD ve İtrail’in bu kalleş ve beklenmedik saldırısıyla dünya piyasaları da altüst oldu. Bölge ülkeleri ve tüm Ortadoğu teyakkuz haline geçti. Savaştan önce Umman’da İran-ABD arasında devam eden müzakereler saldırılarla beraber baltalanmış oldu.
Değerli okurlarımız geçen haftalarda Şuhut-Anayurt gazetemizde Trump’ın 21. yüzyılın Hitler’i olduğunu iddia etmiştik. Nitekim Venezuela baskını ardından bu savaşın olacağı kehanet değildi. İran’a kalleş saldırıyla Trump’ın acımasız ve yayılmacı, egoist yüzü apaçık ortaya çıktı ve ne yazık ki devamı gelecek görünüyor…
Geçtiğimiz haftalarda ABD başkanı Trump’ın Epstein rezaletinde skandal belgeleri ortaya saçıldı. Bu belgelerde ABD başkanının rezaletleri burada izah edilemeyecek ahlaki yozlaşmışlıkları söz konusuydu. Dünya ve ABD bu skandallarla çalkalanıyordu. Bu skandallar konuşulurken birden İran-İtrail-ABD savaşı patlak verdi.
Gelin İran savaşıyla örtbas edilmek istenen Epstein skandalı nedir? Hep birlikte inceleyelim…
ABD Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı 3 milyon sayfalık skandal dosyasında; siyasetçilerden teknoloji patronlarına, kraliyet üyelerinden iş dünyasının liderlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Özellikle Türkiye’yi yakından ilgilendiren “kayıp çocuklar” iddiası dosyada en sarsıcı maddeler olarak göze çarpıyor.
Küresel ölçekte yüzyılın en büyük suç örgütü olarak kabul edilen Jeffrey Epstein davası ABD’yi ve dünyayı sarstı. Donald Trump, Prens Andrew, Elon Musk ve Bill Gates gibi ünlü isimlerin adı geçtiği skandallar “Pedofili Adası”nda yaşananların yüz kızartıcı suçlarla dolu olduğunu gözler önüne seriyor.
Karayipler’deki bu özel ada, skandalın operasyon merkezi olarak kabul ediliyor. Mağdur ifadelerine göre, dünyanın en güçlü isimleri bu adaya getirilerek şantaj amaçlı kaydedilen görüntülerle suç ağına dahil edildi.
İşte… Epstein adasındaki bu rezaletler ortaya çıkınca ABD başkanı Trump, başkanlık kariyerinin ve geleceğinin tehlikeye gireceğini hissedince İsrail’in boyunduruğu altında İran’a saldırarak skandalı örtbas etme telaşıyla haksız ve hukuksuz savaş çıkardı. Dünya kamuoyunun dikkatini dağıtarak başkanlık koltuğunu kurtarma derdine düştü…
Hiç şüphesiz İran-ABD-İtrail savaşı ABD başkanının ve İsrail başbakanı Netanyahu’nun ahlak dışı ve kibirli tutumuyla ve İran’a kalleş saldırılarıyla başladı ve devam ediyor…
Dünya kamuoyu; ABD ve İsrail’in başlattığı bu savaşın ahlaksız, haksız ve hukuksuz olduğunu belirterek karşı çıkıyor. Bütün dünya ülkeleri, Ortadoğu’yu ateşe atan bu savaşın istikrarsızlığı körükleyerek belirsizlik yaratacağını ve 3. Dünya Savaşına sebep olabileceğini öne sürerek endişelerini belirtiyor.
Körfez ülkeleri olan Katar, BAE, Suudi Arabistan ve Ürdün İslam ülkeleri olmalarına rağmen çıkarları için ABD’nin oyuncağı olmaktan öteye geçemiyorlar. İşin üzücü tarafı da 2 milyar Müslüman dünyası 10 milyonluk İsrail’in üstesinden gelemiyor ve birlik olamıyorlar…
ABD başkanı Trump’ın işbaşına gelmesinden bu yana dünyanın başı beladan kurtulamıyor. Gidişat Ortadoğu ateşinin savaşla beraber dünya arenasında kaos oluşturabileceği yönünde riskler ortaya çıkarıyor.
Geçtiğimiz günlerde İran savaşı devam ederken, sıranın Türkiye’ye geleceği siyonist İsrail tarafından iddia edildiği de malum bilgiler arasında…
Türkiye İsrail’in siyonist tehditlerine pabuç bırakacak bir ülke değil tabii ki. Dünyanın sayılı güçlü ordusu olan ve NATO üyesi olan ülkemiz siyonist İsrail’den kat be kat üstün yeryüzü gücü olarak; ordusuyla, milletiyle 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşıyla yedi düveli dize getirmiş destanıyla tarihin altın sayfalarında yer alıyor…
Ortadoğu cehenneminde devam eden bu savaş, dünyanın huzuruna kastettiği gibi, Türkiye’nin geleceğine de tehdit olarak karşımızda duruyor. Yarın ne getirip, götüreceği de şimdiden belli değil şu durumda. Ülke olarak bizlerin de daha güçlü olmak için kendimize çeki düzen vermemiz hayati önem arz ediyor. Devlet ve millet olarak ise önce iç cepheyi güçlendirmemiz gerekiyor. Ekonomik, siyasi ve sosyal, teknolojik olarak iç cepheyi güçlendirmemizi dünya konjonktürü bizlere zorunlu kılıyor. İç çekişmelerimizi bırakarak; hak, hukuk ve demokrasi yolunda artık huzura ihtiyacımız var. İran’daki molla rejiminin baskıcı, hak ve hukuksuz ve insan haklarından yoksun uygulamalarından ders çıkarmamız gerekiyor, geleceğimiz ve bekamız için…
Yaşanan bu savaş ortamında savaş karşıtı olan Türkiye ve İspanya arasında yüzleri güldüren, sosyal medya dostluğu yüreklere su serpti. İki ülke insanları arasında İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in insancıl ve dünya barışını kollayan mesajları dostluk rüzgarları esmesine sebep oldu. Şu sıralar İspanya ve Türkiye halkları arasında sosyal yakınlaşma dünya barışı için iyimser bir atmosfer oluşturuyor.
Dünyanın huzuru ve barışının ABD ve İsrail’in insafına bırakılmayacak kadar değerli olduğunu Gazze, Venezuela ve İran trajedileri bizlere acı bir şekilde gösteriyor. İnanıyoruz ki insanlık vicdanı çoğalırsa, savaş barbarlığı da yok edilecektir.
Barış dolu, huzurlu, hak ve hukukla iç içe bir Dünya’da ülke olarak yaşamamız dileğiyle…
