MASUM ŞEHİTLER GÜNÜ
Tarihini bilmeyen milletlerin sınırlarını düşmanlar çizer. 30 Eylül 1918 Türk ordusu 400 yıl Osmanlı’nın yönettiği ve bin yıldır Türk’ün hükümran olduğu şamdan çekilme kararı alıyor.
Şam bölgedeki Türk nüfusunun en yoğun olduğu vilayet. Subaya aileleri devlet erkanının aileleri ve binlerce Müslüman Türk’ün yaşadığı bin yıllık Türk yurdu Şam’ı boşaltmak birkaç günde mümkün değil. Eldeki imkanlar doğrultusunda önce yaşlılar kadınlar çocuklar trenlere balık istifi bindirilerek Anadolu’ya gönderilmeye çalışılıyor. Tren şamdan çıkıp Rakka Boğazı’na geldiğinde Araplar ve Ermeniler tarafından tren yolu taşlarla tahrip edilip tren durdurulup yaylım ateşte tutuluyor. Silah seslerini bastıran mazlum çoluk çocuk kız ve ninelerin sesleri bir müddet sonra susuyor. Vahşi Araplar ve Ermeniler vagonlara girerek kalan yaralıları da katlediyor.
Aynı vahşet bölgenin en geniş Hastanesi’nin bulunduğu Şam’da yaşanıyor. Şamdan çekilen Türk askeri ve orada bırakılan küçük bir müfreze vahşi Arap bedevilerinin saldırılarına engelleyemiyor. Şam’a giren Araplar Türk askerlerinin tedavi gördüğü bölgenin en büyük hastanesine saldırarak Şam’daki hastanedeki yaralı, savunmasız Türk askerlerini kılıçlarla vahşice katlediyorlar. Şam’da Türk katliamı başlıyor. Şam’da yaşayan Türkler çoluk çocuk yaşlı hasta demeden tamamına yakınım vahşi bir şekilde katlediliyor.
Türk tarihi Türk’ün maruz kaldığı onlarca soykırımından bir tanesi de Şam’da yaşanmıştır.
İngiliz ajan Lawrence bile hatıralarından Şam’da yaşanan vahşeti benim içim kaldırmamıştır. Diye ifade etmiştir.
Arabistan çöllerinde 1 Dünya savaşı sırasında yaşanan ihanetin ve sivil Türk’e, Türk askerine karşı işlenen vahşi cinayetlerin unutulmaması için genç cumhuriyetimizin ilk yıllarında 30 Eylül 1918 tarihinde yaşanan vahşetin ve yapılan katliamların unutulmaması için MASUM ŞEHİTLER GÜNÜ olarak kutlanmaktaydı. Bir çok şeyi unuttuğumuz gibi masum şehitler gününü de maalesef unuttuk ve unutturulduk. Tabii ki şimdi derler biz sizlerle beraber Çanakkale’de ve istiklal harbinden savaştık.
Bu sözler büyük bir yalandan öteye geçmeyecek lakırdılardan başka bir şey değildir. Şam doğumlu Kudüs doğumlu Kahire doğumlu Halep doğumlu birçok Türk evladı bu cephelerde savaşmış ve şehadete ulaşmıştır.
Bunlar bin yıldır o bölgelerde bulunan Türk ailelerin evlatlarından oluşmaktadır. Bu nedenle tarihi doğru bilmek gerekir. Eğer bir millet tarihini bilmeyip başkalarının yalanlarına ve safsatalarına inanırsa o milletin sınırlarını da başkaları çizer.
Bugünlük bu kadar.
Hoşça kalın, sağlıkla kalın.
