ROUSİON VEYA URUZLAR KARYESİ’NİN YERİNİN TESBİTİ ÇALIŞMALARI -KÖŞE YAZISI – RAMAZAN TOPRAKLI
Ziya Kubilay ile 06.45’de Çukurambar’daki evimizin önünden hareket ettik. Sivrihisar-Şoförler cemiyetinin yanındaki tesislerde çorba içtikten sonra ara vermeden 09.30 Afyon’a vardık. Türkeli Matbaasında Uruzlar veya Oruzler Öreni hakkında malumat toplamaya çalıştık ve Osman Hazer beyle görüştük. İsmail Aytay gıda zehirlenmesi geçirdiği için görüşemedik. Bu arada lise arkadaşım Sabriye Cankal’ın Çavuşoğlu Eczanesini kapattığını öğrendik. O da bizim gibi yaşlanmış olmalıydı. Süğlün’deki lastikçi Ahmet Özuslu’nun yönlendirmesiyle büyük ve küçük Kalecik köylerinde nafile Oruzler öreni aradık.
Oradan Değirmenayvalı köyü üzeri Salar ve Halimoru köylerine indik. Devamla Nuribey [Mihayil/Mıyıl], Karaarslan üzerinden Işıklar’a geldik. Işıklar, eski yerleşim yerini sık sık sel bastığı için şimdilerde Afyon-Konya yolu kenarına inmiş. Eski yerleşim yeri 1944 baskı 200 bin ölçekli bir haritaya göre Afyon-Konya yolunun 4-5 bm daha sağında, yani Şuhut tarafındadır. Işıklar’dan Niyazi Şahan Beyi aldık ve o bize kılavuzluk yaptı. Toprak yollardan Balı Sultan türbesine gittik ve birkaç resim çektik, oradan da yine bin bir zahmetle toprak yollardan geçerek Halimoru köyüne çıktık. Maalesef “Uzundede” türbesini göremedik.
Tarla yollarında çok zaman kaybettiğimiz için süratle Şuhut tarafına hareket ettik ve Efe köyüne uğradık. Orada da Uruzlar öreni hakkında bir iz bulamadık. Uzundede adlı bir yatırı da bilmiyorlardı. Efe köyünde üç adet yatır olduğunu söylediler. Oradan da Şuhut merkezine gittik. Şuhut şimdilerde besi hayvanlarının borsasının kurulduğu bir yer olup İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlere et ve sucuk ihraç etmektedir. O gün Şuhut’un pazarı imiş.
Birkaç kangal sucuk ve patatesli ekmek aldıktan sonra Afyonkarahisar mekezine girmeden çevre yolu üzerinden saat 21.30 sularında evimize indik. Bu arada da Niyazi Beyi, kavşakta indirdik ki, o, oradan itibaren dolmuşlarla Işıklar’a gidecekti. O, kendisine verdiğimiz Hamideli Tarih 05 ve Miryokefalon / Yenice Sivrisi Gezi Rehberi’ni de arabada unutmuştu. İlaçlarımızı aldıktan ve geziyi değerlendirdikten sonra Saat 23.00 sularında istirahata geçtik. Uyandığımızda saat 05.00 idi.
İyi uyumuşuz, uzun zamandır böyle uyumamıştık. Demek ki epeyi yorulmuşuz. Uruzlar (namı diğer Mağdub, Mağsub, Ma’sub) karyesinin yerini nasıl bulabileceğimizi tekrar düşünmeye başladık. 1530 tarih 438 Numaralı MVAD I’den daha nasıl yararlanabileceğimizi düşündük ve 187 numaralı sayfanın resmini çekerek Mustafa Karazeybek Hocaya gönderdik.
Acaba, Uruzlar karyesinin yakınındaki bir köyü, bu defterden öğrenebilir miydik? 1089’lu yıllarda (Anna, 1996: 234-242)’da zikredilen olayı tekrar okuduk. Bolvadin, Hades, Çoru, Küçük İznik gibi yerleşim ve Xerogypson (Kuru Kireç) çayının yerleri konusunda bir hata yoktu. Ama Rousion neresiydi? Bu yer, büyük ihtimal Kali (Kuru Musa) Çayının sol sahilinde, Kali çayı yakını bir yerde olmalıydı. Rahmetli Süleyman Gönçer, Oruzler Öreni adıyla galiba bizi yanlış yönlendirmişti. Olsun varsın, o, Oruzler Öreni adını vermemiş olsaydı, Uruzlar karyesinin varlığını nasıl bilecektik.
Biz, Oruzler’i İbrahim Balık Hocaya sorduk, o bizi Mustafa Karazeybek Hocaya yönlendirdi. O da bizi, Ma’sun, namı diğer Uruzlar karyesinden haberdar etti. Yine inşallah, elbirliğiyle Uruzlar Öreninin gerçek yerini tesbit edeceğiz. Rousion’u galiba haritaya biraz yanlış yerleştirdik. Bu konuda Süleyman Gönçer kadar, bizim de hatamız oldu; hem Şuhut, hem de Afyonkarahisar Merkez [Şehir-abad] ilçede Mikail ve Mihayil adında iki köy olduğu hususuna dikkat etmemiştik. Rousion (Uruzlar), bizim Hamideli Tarih 05, sayfa 24’deki haritada gösterdiğimiz yerden 10-12 km daha güneyde olmalıydı.
Bir de defterde Mağsub karyesine tâbi “Halife [Kalfa] Viranı mezrası” vardı. 1/25 binlik haritada kalfa ismini ararken Bazlar Dağı üzerinde Bazlar’ın 2 km güneyinde 1247 rakımlı Kalfa tepe adında bir yere rastladık. Büyük ihtimal Halife Viranı mezrası bu civardadır. Bir de Şuhut merkezi ile Kalfa tepe arasında Seydisultan damları diye bir yer var. Baz kelimesi Farsça doğan, şahin olup, Oruzler de bir kuş adı idi (Gönçer, 1971: 249). Ayrıca Bazlar köyünün adı, 438 Nu. MVAD I.’de zikredilmiyordu ki, Şuhut kazasına tâbi Mağdub, Mağsub veya nam-ı diğer Uruzlar karyesinin bugünkü adı Bazlar olmalıydı. Bazlar köyü bizim tahmin ettiğimiz Akçaşar öreninin sekiz bm daha güneyinde idi.
Rousion, Bazlar veya Bazlar’a çok yakın bir yer olmalıydı. Kalfa tepe için başlıktaki haritaya bakınız. Anna’nın İngilizce çevirisi ve Bilge Umar’ın Türkçe çevirisinde zikredilen Rousion, Trakya’daki Keşan değildir. Bu yer için Bazlar haricinde şu ihtimaller de var: 1- Bazlar’ın 6 bm güneyinde Şuhut- Elmin Hr, 2- Bazlar’ın 9 bm güneyinde ŞuhutKazıkköy Hr, 3- Bazlar’ın 10 bm güneyinde Şuhut-Akçahüyük. Çobankaya Uruzlar veya Mağdub olamaz, 1530 defterinde Çobankaya var.
Ancak, geçen zaman içinde Rusion adı Uruzlar’a dönüşmediyse elbette Çobankaya’nın eski adı Rusion da olabilir. Bu köyün doğusunda sırtını yasladığı 170 m yüksekliğinde Kaledağı var. Köyün oturduğu yerin rakımı 1100 iken Gâvurkale’nin rakımı 1269’dur.
Bu dağda bir de Gözet-dede mezarı vardır. Kaledağı’nın kuzeyinden geçen Kali Çayı, Kazıkköy ile Çoban-kaya’nın arasından geçerek doğuya doğru akar. Çobankaya’nın eski adı, İbn Hordazbih’te orman içindeki Kalami (İbn Hordazbih, 2008: 88) kaydedilen Kalamos’dur. Büyük ihtimal Kali Çayı, adını Kalamos’dan almaktadır. Bazlar karyesinin adı bugün için Yarışlı’dır. Bozancık adı Bozan’a dönüşmüş olmalıdır.
Çapalu karyesi 1/25 binlik harita Çapalı Gediği ve Çapalı Kabalak tepe, Gölcük karyesi Gölcük mevkii ve Gölcük damları, Yürüm İni karyesi İnli köy, Deve çukuru karyesi Deve deresi, Uzun-kuyu karyesi Uzun-pınar olmuş olmalıdır. Gazi de büyük ihtimal Geyzen adına dönüşmüş olmalıdır. Karamıkkaracaören köyünün defterde olmayışı da ilginçtir.
Bugün 03 Şubat 2026 Salı, eski çalışmama tekrar baktım. Zira nasip olursa Mart ayında Şuhut Belediyesinde Prof. Dr. Fatih Erkoçoğlu ve bazı tarihçilerin katılımıyla Battal Gazi ve 37 gün tahtta kalan Selçuklu Sultanı Alâeddin Siyavuş’un mezar yerleri hakkında bir Çalıştay yapacağız. Sekiz yıl önce, AKÜ, Afyonkarahisar ve Şuhut Belediyesinin hiçbir yardımı olmadan Uruzlar’ın [Rousion] yeri konusunda baya ciddî çalışmalar yapmışım. Hâlbuki bu çalışmaları AKÜ [Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi] yapmalı değil miydi? Bu konuda Mevlüt Üyümez ve Fevzi Kaya beylerin yakın alâkalarını anmadan geçemem.
Daha sonraki yıllarda Şuhutlu olup, haftada iki gün olmak üzere ANAYURT adlı yerel bir gazete çıkaran Tarık Özaşkın ve onun sayesinde de Şuhut Belediye Başkanı Muhittin Özaşkın ile tanıştım. Allah’ın izniyle onlar sayesinde ünlü Battal Gazi ve Sultan Alâeddin Siyavuş’un mezarları ve 1089 yılındaki Peçenek-Bizans harbinde adı zikredilen Rousion kentinin yerini de kesinleştirmiş olacağız. Bu harbi, merhum Bilge Umar ve bütün Bizans tarihçileri Trakya’da gösterirler ve aslı olmayan kentler uydururlar. Bu harpte geçen isimler: Polibotos Bolvadin; Hades [Ades: Polemon, el-İdrîsî Belumin], Çay-Karamıkkaracaören; Xerogypson [Kuru Kireç; Kuru Musa Köprüsü] Kali çayı; bu yazının konusu olan Rousion, Keşan değil, Rus’un Urus olduğu gibi Şuhut- Uruzlar köyüdür. Tzouroulos [Çoru, Çorlu değil], Şuhut-Çoru [Demirbel]; Boulgarophygon [Bulgar bozgunu yeri], Senirkent-Genceli köyü civarı; Küçük Nikaia ise Senirkent-Uluğbey köyüdür.
Hades, tarihçilerce Sapanca civarında aranır. Hâlbuki el-Edrîsî’nin verdiği yol ölçüsü ve durak adlarına göre Hades, Karamıkkaracaören’dir. Zira Ammûriye [Uluborlu] ile Kidros [Kedrea; Şuhut-Arızlı] arası 31 mil, Kidros ile Belumin [Polemon] arası 27 mil [40 km], tam tamına Karamıkkaracaören kalesine yerleşmektedir. Mikhael Attaliates, bu yerin Polemon ve Hades olmak üzere eskiden beri iki adı olduğunu söyler [Attaleiates, 2008: 65-66]. Burada Ağustos 1057 yılında imparator Mikhael Bringas ile İsakios Komnenos arasında kanlı bir savaş oldu. Tarihçi bu harbi de İznik [Bursa] yanı başında vukûbuldu sanır.
Hâlbuki bu harpte adı geçen İznik, Senirkent-Uluğbey, yıkılması için emir verilen köprü, Kemer Boğazı’ndaki ünlü köprüdür. Bu harpte adı geçen Yarı Barbar Monastras, aynı zamanda 29 Nisan 1091 tarihinde vukûbulan Lebounion harbinin de kahramanı olan Bizans’ın Kundanlı ovası komutanıdır. Her şey bu kadar açıkken tarihçi, Eğirdir Gölü çevresinde vukûbulan Bizans- Peçenek harplerinin tamamını Trakya ve Bulgaristan’da, Lebounion [Küçük Aslan: Aslancık] harbini de Edirne-Enez civarında göstermiştir. Söz konusu Edirne, Gelendost-Kötürnek, Enez, yâni Ainos ise Barla halkının Aynalı [Ainalı] Çarşı dediği Barla önü Kepenekli mevkiindeki kenttir. Göl seviyesinin 2025’de 913.30 metreye düşmesiyle kalıntıları ortaya çıktı.
