SOFİST ARİSTİDES’İN YURDU VE ŞİFA TANRISI ASKLEPİOS
Öz
Makalenin amacı ünlü sofist Aristides’in [Publius Aelius Theodorus, 117-181] doğum yeri Hadrianopolis ile ölmüş olduğu malikânesi ve hastalığında çok sık gittiği şifa tanrısı Asklepios’un [Asclepius] yeri Bergama’yı tartışmaktır.
Zira Yalvaç Kazı Bşk. Prof. Dr. M. Özhanlı, 09.02.2026 Hürriyet’ten Umut Erdem’e verdiği beyanatta; “MS 46’da Aziz Paulus ile Havari Barnabas, buraya gelip Hıristiyanlığın ilk vaazlarından birini vermişlerdir. İncil’in ‘Elçilerin İşleri’ bölümünde Barnabas ve Paulus anlatılıyor. Kıbrıs’a gidiyorlar. Kıbrıs Valisi, Antiokheia’da Musevi inanca bağlı insanlar olduğunu söylüyor. Buraya yönlendiriyor. Bir de hastalığı var. Bir sağlık problemi olduğu belli; ama ne olduğunu bilmiyoruz. Tedavi için geliyor. Daha Asklepion’unu bulamadık. Asklepion, bugünkü hastalık, sağlık merkezine karşılık geliyor. Hastane gibi düşünmek lazım. O sağlık merkezini arıyoruz. Yerini bulamadık ama sikkelerde ve yazıtlarda olduğunu biliyoruz. Bu sene bir projemiz var onunla ilgili. Sikkeler ve yazıtlardan yola çıkarak biraz daha çerçeveyi daraltacağız” diyor. Yalvaç-Hadrianopolis doğumlu Aristides de, aynı sağlık merkezinde tedavi görmüş olmalıdır. Umarım bu çalışma tarihçi ve arkeoloğa yardımcı olacaktır.
Açar Kelimeler: Sofist Aelius Aristides, Yalvaç, Hadrianopolis, Kötürnek, Bergama, Gaziri Adası, St. Barnabas, Paulus
Giriş
Yaklaşık 500 yıl önce Eğirdir ve Beyşehir göllerinde vukûbulan coğrafî değişim bilinmediği için Göller Bölgesi tarihi alt üst edilmiştir. Hoyran ve Eğirdir gölleri 21 Eylül 2025 tarihinde tekrar ayrıldılar ve kış aylarındaki yağışlar sebebiyle 04 Şubat 2026 tarihinde tekrar birleştiler. Tarihçi bu olaydan bile ayıkmadı ve eski hatalarına devam ediyor. “Pisidia yakınında ve Firikya Parore’deki Antakya, vaktiyle Menderes yakınında oturmuş olan Magnetler tarafından iskân edilmiştir” (Strabon, 2009: 82). Strabon’un zikrettiği Antakya, Yalvaç hisarı; Menderes, Hoyran ve Eğirdir gölleri arasındaki Hoyran’dan Eğirdir’e doğru akan derin ırmak, yâni Orta Menderes; Magnetler ise Orta Menderes yanındaki Magnesia’da oturan halktır. Bu yüzden Yalvaç için “Antiocheia on the Maeander” veya “Antiokheia ad Maeandrum” denilmiştir. Bu gerçekleri ve Yalvaç’ın Pisidia Antakya değil, Firikya Antakya olduğunu, bırakın diğer tarihçileri, Yalvaç Kazı Bşk. Özhanlı Hocama bile yaklaşık on yıldır kabul ettiremedim. Anlaşılan o ki bizim tarihçiler, bir gerçeği kabul etmek için mutlaka bir ecnebinin kalemine ihtiyaç duymaktadır!
Barnabas ve Paulus’un MS 46’da bölgeyi ziyaretleri ve ilk yedi kilise [bk.Har.1]
Barnabas ve Paulus’un MS 46 yılında Yalvaç’ı ve bilhassa Eski Eğirdir Gölü çevresini ziyaret etmeleri, maalesef iyi ve doğru bilinmemektir. Havariler, sanki sadece Yalvaç’ı ziyaret etmişler gibi bir hava estirilmektedir. Kıbrıs’tan itibaren bölgeye hangi yollardan geldikleri de tartışmalıdır. Kanaatimce havariler, Side veya Eski Antalya limanında karaya çıkmışlar; Aspendos ve Perge’yi ziyaretten sonra Roma yolunu takiple Selukule [Seleukeia], İbradı [Brakena: Prakana] üzeri Beyşehir’de [Misthia] Kıral Yolu’na [Anayol], oradan da Anayol’u takiple Kötürnek [Kharax: Alexander Kharax] köyüne gelmişlerdir. Buradan da Bağlı, Gelendost üzeri Gelendost-Hüyük İskelesi yanındaki Efes’e [Apasa: Arzawa], oradan Eğirdir’e [Laodikya] geldiler. Oradan Barla [Sart], oradan Barla-Boyalı önündeki İzmir [Myria: Myrina: Apameia], oradan Kemer Boğazı şarkındaki Thyateira [Pelopeia: Arkadiopolis: Semiramis], oradan Aşağıtırtar yanındaki Bergama, oradan da Yalvaç’a geldiler [bk. Har.1-2].
Havariler, ilk yedi cemaati [kilise] Efes, Eğirdir, Barla, İzmir, Thyateira, Bergama ve Yalvaç’ta elde ettiler [bk.Har.1]. Diğer yerlerde Hz. İsa’ya inananlar elde ettilerse de bilmiyoruz. İlk yedi kilisenin bugünkü Efes, İzmir, Bergama, Alaşehir ve Denizli ile hiçbir ilgisi yoktur. Masır, Küçük Atina, Alaşehir [Philadelphia] ve Flaviapolis Yalvaç’ın diğer adlarıdır. Sn. Özhanlı’nın dediği gibi Paulus hasta olsaydı, ilk önce Bergama’ya [Gaziri Ad.] gelirdi. Zira Prof. Özhanlı’nın aradığı Asklepios, Gaziri Adasında idi. Benim yorumuma göre Yalvaç’ta Yahudiler tarafından taşlanan Havariler kaçarlarken, bir mümin olan Habibi Neccar şehrin kenarından koşarak gelmiş ve Yahudilere nasihat ederek engel olmak istemiş; fakat Yahudiler onu şehit etmişlerdir.
Har.1: İlk yedi Hıristiyan cemaati ve Yedi Uyurlar.
Har.2: Coğrafî değişim, tarihî yollar, dağlar, ırmaklar, kentler ve Arzawa devletleri.
Tarihçi ve arkeologdan birkaç ricam
1- İzmir Anglikan Papazı F.V.J. Arundell, Yalvaç’a 1831 değil, 1832; hatta 7 Kasım 1832 Çarşamba günü Saat 11.45’de gelmiş, 9 Kasım 1832 Cuma günü Saat 10.00’da da ayrılmıştır [bk. Arundell, 2013: 43, 67].
2- Antiocheia Pisidia’da değil, Firikya’dadır. Onun için bu kente Küçük Antakya veya Phrygia Antiocheia denilmelidir. Zira burası Küçük Firikya’dadır. Görmüyor musunuz adamlar Pisidia Metropoliti tayin ettiler ve sanki burada Hıristiyan varmış gibi Metropolit, Yalvaç’ı çok sık ziyaret eder olmuştur. Papaz Arundell’in aşağıdaki sözlerini görün de ona göre hareket edin.
3- Arundell’in sözleri: “Paul ve Barnabas Antioch’ta iken, neredeyse tüm şehir Tanrı kelamını duymak için toplanmıştı! Heyhat! Ne büyük değişiklik! Tanrı kelamını dinleyecek artık ne Yahudi ne Hıristiyan var! Bu yüzden büyük havarilerin çalıştığı, vaaz verdiği, çile çektiği bu yerde, şimdiki ahalinin fiziki hastalıkları için ilaç ve İsa’nın İncilinin nurunun kısa zamanda tekrar, tabiatın tüm güzelliklerini bahşettiği fakat cehaletin karanlığında kalmış bu zavallı şehir üzerine parlaması için dua etmekten başka yapacak hiçbir şeyimiz yoktu” (Arundell, 2013: 67). Bunlar iyi okunsun da, Hıristiyanlardan üç kuruş gelecek diye ne hâllere girdiğimiz iyi düşünülsün! Bu konuda Belediye Başkanlarımızın ve halkımızın vebali çok büyüktür. Eserlerimizi çalarak British Müze’ye satan papazın nazarında Türkler Tanrıya inanmıyor. Papaz buranın Hıristiyan olmasını istiyor. Epstein olayı, Yahudi ve Hıristiyanların neye inandıklarını gözler önüne serdi. Ama kabahatin büyüğü birbirimizle boğuşan bizdedir.
4- “Saat 10.00’da kasabadan ayrıldık; güzel bahçeler içinden ve hoş bir yoldan geçtik. 1800 yıl önce Havariler aynı yerden kovalanmıştı ve her türlü hakaret ve mahrumiyet içinde orada burada dolaşmışlardı” (Arundell, 2013: 67). Arundell, havarileri kovalayanlar ile Hz. İsa’yı öldürenlerin Yahudiler olduğuna hiç değinmiyor. Zira Hıristiyanlar, Yahudileşmiştir. Hâlbuki havariler taşlanırken, -yapmayın, etmeyin diyerek- onları korumak isteyen Yalvaçlı Habibi Neccar’ı öldürenler de azgın Yahudilerdi.
Kötürnek
Kral Yolu üzerindeki Kötürnek köyü, tarih boyunca Kharax, Alexander Kharax, Pessinus, Carabba, Akharaka, Akhyraous, Hadrianoutherai, Hadrianopolis, Hadriani, Adrianople, Trajanopolis, Peton, Petobrogen, el-Alemeyn, Hısnu’l-Meclis, Kötürnek, Kotoiraikia, Çataklı, Madenli gibi adlar almıştır. Burada Anayol’dan ayrılan bir yol, Kaikos [Hoyran] vadisi üzerinden İstanbul’a, bir yol da Nemari [Pars/Fars] vadisi üzerinden Gelendost, Efes [Apasa: Arzawa], Barla/Sart ve Eğirdir’e [Lâdik] gider. İzah edeceğim gibi Kotiaion ve Yalvaç arazisinde bulunan Katiena da Kötürnek’tir veya kaynak adları karıştırmıştır [bk.Har.2]. Ayrıca Gelendost-Çaltı köyü yakınında tahmin ettiğim Vilusa [Kutsal İlion] da Kötürnek olabilir [bk.Har.3]. Zira, Vilusa beyi Alaksandus, Alexander Kharax ve Pessinus adlarına göre böyle bir ihtimal vardır (Kınal, 1953: 11). Yalvaç Metropolitliğine tâbi olan Hadrianopolis, Burdur-Çallıca [Eğneş] değil, Kötürnek’e yerleşen Hadrianopolis’tir (Sevin, 2013: 155). Ramsay, 1960; s.164, 217, 220, 425, 448 ve 516’da zikredilen Kotiaion Kütahya; s.412 ve 487’deki Kotiaion ise Kötürnek olmalıdır.
Kotiaion, Kütahya ismini taşımaktadır. Sikkelerinin üstündeki imlâsı KΟΤΙΑΕΩΝ olmakla beraber κοτυά’ϊον şeklinin daha doğru olması muhtemeldir. Midaion, Midas’ın; Dorylaion, Dorylas’ın; Akkilaion, Akkilas’ın şehri olduğu gibi Kotiaion da Kotys’in şehri idi. MS 2. Asırdan itibaren bir başka şekil Hıristiyanlığın merkezi olmuştur (Ramsay, 1960: 156). Kotiaion’la Amorion’un Phrygia’da başlıca bidat merkezleri oldukları anlaşılıyor. Bu iki şehir evvela autokephalos, sonra da metropolis sıfatiyle hususi bir durumda tebarüz ediyorlar. […] Fikrime göre bunların metropolisliğe yükselmeleri İkonoklast İmparatorlar zamanında vuku bulmuştur. Müstakil [yani autokephalos] birer merkezlik imtiyazları hak iddia etmelerini Ortodoks İmparatorlar reddetmişlerdi. Hıristiyanlığın bir takım yerli ve aforoz edilmiş şekillerinin merkezleri olmaları itibariyle bu iki şehir önem kazanmışlardı. Bilhassa bu sıfatlarından dolayı İkonoklast İmparatorların teveccühüne mazhar olmuşlardı. Kotiaion listelerde autokephalos olarak görünmez; fakat en son listede metropolis olarak kaydedilmiştir (Ramsay, 1960: 487-488). Ramsay’ın bu kaydına Kütahya değil, ancak Amorion’un [Uluborlu] 44 mil [66 km] şarkındaki Kötürnek uyar.
Ramsay s.233, 412, 487’de Kütahya ve Kötürnek’in Kotiaion diye yazıldıkları ve karıştırıldıkları anlaşılmaktadır. Ramsay, s.461: Tekmorion yazıtlarında Antiocheia [Yalvaç] arazisinde gösterilen Katiena da Kötürnek olmalıdır. Ramsay’ın “Akharaka, Tralleis ile Nyssa arasında idi. Burası iki tanrıya tapan çok mühim ve şayanı dikkat bir dinin merkezi idi. Bunlar Roma devrinin Yunanlaştıncı tesiri altında Plouton ve Kora isimlerini almışlardı. Civarındaki sıcak su kaynaklarından Athenaeus bahseder” [1960: 120] izahına göre Amorion’un [Uluborlu] 44 mil şarkındaki Kötürnek [el-Alemeyn] de, Kotiaion yazılmış olmalıdır.
Ramsay’ın s.229 ve 233’deki yorumları yanlış. Alethina, Kotiaion ile Dorylaion’un arasında değil, Isparta-Atabey, Akrokos ise Eğirdir’dir. Barenos ve Granikos deresi, Yalvaç çayı; Parion ve Abydos Kemer Boğazı yanında; Adramyttion ve Pergamos, altta açıkladığım gibi Yalvaç-Hoyran [Kaikos] ovası ayağında iki kenttir. Khliara, Yukarıtırtar yanındadır. Anna’nın Karme dediği Germe, Yalvaç Gele-germi [Kozluçay]; Synaos, Simav değil, Kozluçay’dan gelen ve Yalvaç çayının kolu olan sudur. “Malagina, Basilika ve Alethina’dan geçerek Kotiaion’a [Kütahya] giden yol” diye bir yol yok. Malagina, Senirkent-Yassıören; Basilika ise Senirkent-Ayazma mevkiinde idi. Malagina’dan önceki Nikaia [İznik] ise, Bursa-İznik değil, Senirkent-Uluğbey’di.
Ramsay, s.412’de “Mühim oldukları hâlde Helenepontus’daki Eukhaita ile Phrygia Salutaris’deki Kotiaion’u Hierocles’in listesinde görmeyiz” der. Helenepontus, Hellespontus veya Firikya Hellespontia ile Phrygia Salutaris, Kemer Boğazı bölgesi olup, Eukhaita, Senirkent-Uluğbey; Kotiaion ise Kötürnek olmalıdır; ya da Ramsay, Phrygia Salutaris hakkında yanılmaktadır. Onun Firikya Hellespontus’ta gösterdiği Akhyraous, Hadrianoutherai, Hadriani, Adraneia, Andriane ve Kotoiraikia, Kötürnek [şimdi Madenli]; Kiminas ise, adı üzerinde Yalvaç- Gemen [şimdi Özgüney] köyüdür (Ramsay, 1960: 165, 168, 172, 174).
Aristides’in mâlikânesi ve Bergama Hastanesi [Asklepios]
Ünlü Sofist Publius Aelius Aristides Theodorus [117-181], yukarıda verdiğim gibi birçok adı olan Kötürnek köyü veya yakınındaki malikânede doğmuştur. Malikâne, Kötürnek’in 4-5 mil kuzeyi ve Kötürnek [Akhyraous]- İstanbul yolu ile Yalvaç-Poimanenon yolundaki üç gözlü Roma köprüsü yanındaki Köprülü [Köpürlü] öreni civarında olmalıdır [bk. Har.1-2]. Zira burada çok verimli, Karabey ovası vardır. Karabey, kanaatimce Selçuklu devrindeki bir Uc Beyidir. Bu köprü ile Kemer Boğazı’nın 04 mil batısı ve Anayol üzerindeki Poimanenon arası 25 mil kadardır. Bergama ile Malikâne arası İbn Hordazbih’in verdiği yol ölçülerine göre 20 [25-5] mil olup, Aristides, aynı gün içinde Bergama’ya gidip gelebilecek durumdadır.
Aristides ile ilgili olan İzmir [Myria: Myrina], şimdiki İzmir olmayıp, diğer adı Apameia olan İzmir’dir [bk. Har.1-2]. İstanbul meclisinde yaşanan “Ben Elias, Asia’da Hadrianopolis piskoposu, Myria piskoposu vasıtasiyle imza ediyorum, çünkü yazı bilmem” (Ramsay, 1960: 97) olayı, Asia eyaleti, Hadrianopolis [Akhyraous] ve Myria [İzmir: Apameia] kentlerinin yerlerine çok açık işaret etmektedir. İşte MS 177 yılındaki depremde büyük hasar gören İzmir, Apameia-İzmir’dir. Aristides’in güzel hitabıyla İmparator Marcus Aurelius’u ikna etmesi sonucu Roma fonları kullanılarak yeniden inşa edilen İzmir, Kemer Boğazı’nın 5 mil güneyindeki İzmir, yâni Apameia’dır. Bu katkısından dolayı kent halkı, kent meydanına Aristides’in bir tunç büstünü dikmiştir.
“Asklepios, sonradan sağlık tanrısı kimliğine büründürülen, ama İliada’da adı bilgili bir hekim olarak geçen destan kişisi. Asklepios, Anadolu’nun yanı başındaki Kos [İstanköy] Adasının yerlisiydi. Hellen dilinde hiçbir anlamı olmayan adını, gerçekte yurttaşımız ada kenti Karyanda’nın yerlisi Skylax’ın adının öz biçimi gibi, kendi vatanına, Adacık’a [Askula/ Skula] ve bu adacık çevresindeki denize [Pa: Su; buradan keza Deniz] işaret ettiğini görebiliyoruz. Anadolu’nun yanıbaşındaki adaların Truva harbi döneminde, hatta ondan çok daha sonrasına kadar Anadolu kültür egemenliğinde bulunduğunu bilmekteyiz. Asklepios adının öz biçimi Askulapa da o kültürden kalmadır” (Umar, 1993: 121). Umar’ın Kos dediği adacık Eğirdir Gölü’ndeki Gülistan Adası, bunu çevreleyen deniz ise Eski Eğirdir Gölü’dür. Truva harbi de bilinenin aksine Kilikya’ya komşu bu gölün kıyısında yapılmıştır.
Bergama [Pergamus], Asia eyaleti ve Kaikos vadisinde, yâni Hoyran ovası ayağında küçük bir tepe üzerindedir. Anna’nın Alexiad adlı eserinde Aspra ve Apros, Osmanlı devri 1530 tarihli yazımda Akça-kilise zikredilir. Eğirdir Gölü seviyesinin 910 rakımından 919 rakımına yükselmesiyle tepe, bir ada olmuş ve göl seviyesinin tekrar 914, 913 rakımına inmesiyle tekrar bir yarımada ve tepe hâlini almıştır. Halk arasında bu adaya Gaziri Adası denilir. Gaziri [Kaziri] ise bugün Yalvaç-Aşağıtırtar yerindeki köy olup, eski adı Edremit’tir [Damatrui, Atramytion]. Bugünkü Bergama Asia eyaletinde değildir [bk. Har.2]. Aristides hastalandığında gidip geldiği ve tedavi olduğu Asklepios [hastane], Yalvaç’ın 20 mil batısındaki Bergama kentindedir.
Sonuç
Yukarıda verdiğim gibi, ilk yedi Hıristiyan cemaati Eğirdir Gölü çevresindedir: 1-Efes, Ayapa Hüyük; 2-Laodikya Eğirdir, 3-Sart Barla, 4-Myria [İzmir] Barla Boyalı önü, 5-Thyateira Kemer Boğazı şarkı, 6- Bergama Gaziri Adası, 7-Antiokheia Yalvaç. Efes’teki kiliseden çevrilmiş mescitte, Mesleme’nin zaferlerini anlatan Arapça yazıt, İzmir’deki [Apameia] Aristides’in tunç büstü, Kemer Boğazı’ndaki köprünün yazıtları ve Senirkent-Uluğbey’deki iki imparator lahdi, tarihçiler ve arkeologlar tarafından bulunmayı beklemektedirler. Aristides’in malikânesi Eğirler ve Hüyüklü köyleri sınırındaki Köpürlü öreni yanında olmalıdır. Asklepios ise Gaziri Adasındadır. Şayet Yalvaç veya yakınında bir Asklepios olsaydı, Aristides oraya giderdi.
Kaynaklar ve Tetkik Eserler
Anna Komnena (1996): Alexiad, Malazgirt’in Sonrası, Çeviri: Bilge Umar, İnkılâp Kitabevi-İstanbul.
Arundell, F. V. J. (Eylül 2013): Anadolu’da Keşifler, Çev. Atabay Topbaş, Sistem Ofset-Ankara.
Erdem, Umut (09. 02. 2026): “Pisidia Antiokheia’nın Sırları Çözülüyor”, Hürriyet Gzt, erişim 15.02.2026, uerdem@hurriyet.com.tr.
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/pisidia-antiokheianin-sirlari-cozuluyor-43103591
Kınal, Firuzan (1953): Arzava Memleketlerinin Mevkii ve Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara.
Ramsay, W. M. (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Çeviri: Mihri Pektaş, MEB-İstanbul.
Sevin, Veli (2001, 2013): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası I, Türk Tarih Kurumu-Ankara.
Strabon (2009): Antik Anadolu Coğrafyası, Çev. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yay.-İstanbul.
Umar, Bilge (1993): Türkiye’deki Tarihsel Adlar, İnkılâp Kitabevi-İstanbul.
Har.3: Eğirdir ve Beyşehir göllerindeki coğrafî değişim, Arzawa devletleri, tarihî yollar, dağlar, ırmaklar ve kentler.
