KÖŞE YAZISI Mürşide Ayhan Oklu Köşe Yazarı

ZEHİRLENEN YAŞAMLAR – MÜRŞİDE OKLU AYHAN

19 Aralık 2025 10 dk okuma
Paylaş:

Sonuç olarak, gıda zehirlenmeleri ile trafik kazalarının ikisi de gündelik yaşamda çok yaygın olan, ama çoğu zaman göz ardı edilen risklerdir. Bu konuda daha fazla dikkat, eğitim ve bilinçlenme, her iki alanda da daha fazla hayat kurtarabilir.

Son haftalarda yurdumuzda da peş peşe gelen gıda zehirlenmesi olayları herkesi tedirgin etti, üzdü. Özellikle de hemşehrimiz Böcek ailesinin; 6 yaşındaki çocuğun, 3 yaşındaki bebeğin, anne ve babanın hayatını gözler önünde kaybetmesinin acısını içimizde yaşadık.
9 Kasım’da özlemle Almanya’dan vatanına gelen Böcek ailesinin, İstanbul Ortaköy’de midye dolma ve sokak kafeterya yemeklerini yemesinin ardından ilk belirti olarak rahatsızlanıyor gibi görülse de kısa sürede ağırlaşan tablo giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyordu.
Başlangıçta “gıda zehirlenmesi” şüphesiyle soruşturma başlatıldı; midyeci, kokoreççi ve lokumcu gibi şüpheliler gözaltına alındı. Ancak, soruşturma derinleştikçe, ailenin kaldığı otelde yapılan pest kontrol işlemlerinde kullanılan biyosidal maddelerin bazı kaynaklara göre fosfin/kimyasal ilaçların zehirlenmede rol oynayabileceğine dair bulgular öne çıktı. Otel mühürlendi, 11 kişi gözaltına alındı.
Bu tablo, “gıda zehirlenmesi” deyip geçilemeyecek bir sorunun gıda güvenliğinden çok daha geniş bir sağlık / denetim zaafının sinyalini veriyor.
İlk başta “gıda zehirlenmesi” şüphesiyle gündeme gelen bu vaka, ardından yapılan ön otopsi ve analizlerle “kimyasal / biyosidal madde maruziyeti” yani otelde uygulanan haşere ilaçlarının zehirlenmeye yol açmış olabileceği olasılığı üzerinde odaklanınca olayın seyri değişti.
Bu trajik ölümün ardından, ülke genelinde birçok toplu zehirlenme vakası okul kantinleri, yurt yemekhaneleri, restoranlar peş peşe gündeme geldi ve gelmeye devam ediyor. Yaşananlar, artık “ateşli bir uyarı” olduğunu hissettiriyor: Gıda güvenliği sistemimiz, denetim ve kontrol mekanizmalarımız büyük bir sınav veriyor.
Olay sadece tek bir vakayla sınırlı kalmadı: Aynı günlerde farklı illerden okul yemekhanelerinden, yurtlara, resmî kurumlara kadar peş peşe gıda zehirlenmesi iddiaları geldi. Özellikle toplu vakalar dikkat çekti. Bu tabloya tepki olarak, muhalefetten gelen çağrılarda: “Denetim sistemi çöktü”, “bu vakalar münferit değil, kronik sorun” ifadeleri yer aldı.
Özellikle biyosidal uygulamalar, pest kontrol şirketlerinin ehil olup olmadığı, hijyen ve sanitasyon standartları görünüşe göre uzun süredir yeterince kontrol edilmemiş ya da sistematik hatalar birikmiş.
Okul çocukları, öğrenciler, tatilciler hedef kitlesi fark etmiyor; koruma duvarları delinmiş durumda. Bu kadar farklı vaka birbirine benzer şekilde medyada yer alması, sorunun “tekil” değil “yaygın” olduğuna işaret ediyor.
Denetim mekanizelerinim belirsizliği ve zayıflığı, özellikle pest kontrol, hijyen sertifikasyonları, restoran/otel denetimleri konusunda net, şeffaf bir sistem eksikliği olduğu görünüyor. “Gıda güvenliği” yalnızca yemek-hijyen olarak değil, gıda, ortam, kimyasal güvenliği olarak ele alınmalı; laboratuvar testleri, biyosidal madde kontrolleri, bağımsız denetim olarak eksikliklerin olduğu göz ardı edilmemelidir.
Kurumsal sorumluluk ve cezaların caydırıcılığı sorunu: Restoranlardan öğrenci yurtlarına, otellerden sokak satıcılarına kadar geniş bir zincir var; sorumluların net biçimde cezalandırılması, tekrarını önleyebilir.
Halkın bilinçlenmesi de önemli  sadece tüketici olarak değil, “hak sahibi” olarak bilinçli olması; gıda güvenliği konusunda toplumsal talep oluşturması açısından çok önemlidir.
Gıda zehirlenmeleri, çoğu zaman göz ardı edilen ama potansiyel olarak trafik kazaları kadar ölümcül olabilen bir sorundur. Her iki olay da büyük oranda önlenebilirken, ne yazık ki yeterince dikkat edilmemekte ve hala yılda binlerce insan hayatını kaybetmektedir. Peki, trafik kazalarına gösterdiğimiz dikkati, gıda zehirlenmeleri konusunda neden aynı şekilde göstermiyoruz?
Önlenebilir Olmalarına Rağmen Yüksek Ölüm Oranları: Trafik kazalarına karşı birçok önlem alınmasına rağmen, dünya genelinde her yıl milyonlarca insan hayatını kaybeder. Aynı şekilde, gıda zehirlenmeleri de aslında çoğu zaman basit hijyen kuralları, doğru saklama koşulları ve güvenli yemek hazırlama alışkanlıklarıyla engellenebilirken, hala her yıl çok sayıda ölüm vakasına neden olmaktadır.
Eğitim ve Bilinçlenme Eksikliği: Trafik kuralları ve güvenlik önlemleri hakkında geniş çaplı eğitimler veriliyor, ama gıda güvenliği konusunda aynı derecede etkili bir farkındalık sağlanamıyor. Trafikte emniyet kemeri takmak, hız limitlerine uymak gibi yaygın kuralları uygulamak herkes için bilinen bir davranışken, gıda hijyeni ve güvenliği konusunda birçok kişi hala hatalar yapabiliyor.
Gıda zehirlenmelerinin dünya çapında sebep olduğu ölümlerle ilgili veriler genellikle göz ardı edilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, her yıl gıda kaynaklı hastalıklar nedeniyle 420,000’den fazla kişi hayatını kaybediyor. Bu, trafik kazalarına bağlı ölümlerle karşılaştırıldığında dikkate değer bir sayıdır, ancak çoğu kişi gıda zehirlenmesinin ne kadar yaygın ve ölümcül bir sorun olduğunun farkında bile değil.
Trafik kazalarına oranla, gıda zehirlenmeleri genellikle daha az gündemde yer bulur, oysa ölüm oranları ve hastalık sayıları açısından aynı derecede ciddidir. Farkındalık ve Önlemler: Ne Yapılabilir? Yasal Düzenlemeler ve Denetimler: Trafik kazalarındaki güvenlik önlemlerinin çoğu, yasal zorunluluklar ve sıkı denetimlerle sağlanmıştır. Peki, gıda güvenliği konusunda neden benzer bir denetim ve yaptırım mekanizması yok? Gıda üretimi, işlenmesi ve satışındaki hijyen standartlarının daha sıkı şekilde denetlenmesi gerekmiyor mu?
Toplum Bilinçlendirme Kampanyaları: Trafikteki emniyet kemeri kampanyaları gibi, gıda güvenliği konusunda da halkı bilgilendiren kapsamlı kampanyalar yapılabilir. Bu, daha sağlıklı bir toplum için kritik bir adım olacaktır.
Eğitim ve Farkındalık: Okullarda, restoranlarda ve evlerde gıda güvenliği ve hijyen konularında eğitimlerin yaygınlaştırılması, bu sorunun önüne geçilmesinde büyük rol oynayabilir. Trafik güvenliği gibi, gıda güvenliği de temel bir eğitim haline gelmelidir.
Günümüz Toplumunda Tesadüfi Tehlikeler: Yaşadığımız Riskler
Hem trafik kazaları hem de gıda zehirlenmeleri, çoğu zaman “başımıza gelirse” diye düşündüğümüz, ancak güncel farkındalığımızı artırmadığımız ve önlem almadığımız olaylar olarak karşımıza çıkar. İkisi de dışsal faktörlere bağlıdır, yani bazen dikkatsiz bir an ya da yanlış bir karar, ne yazık ki geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.
Örneğin, gıda hazırlarken doğru saklama koşullarına dikkat etmemek ya da yolda dikkatsizce araç kullanmak gibi basit hatalar, ölümle sonuçlanabilir. İnsanlar genellikle trafik kazalarını ve gıda zehirlenmelerini uzak ve kontrol edilemez olaylar gibi düşünseler de aslında her ikisi de günlük hayatımızda çok yakın tehlikelerdir. Her İki Soruna da Daha Fazla Dikkat Edilmeli
Çağrı ve Öneriler; Devlet kurumlarına: Bağımsız, şeffaf, uzmanlardan oluşan bir “Gıda ve Çevre Güvenliği” kurulu kurulmalı; pest kontrol ve biyosidal uygulamalarda sıkı standartlar getirilmeli.
Denetim mekanizmaları güçlendirilmeli; restoran, otel, kantin ve yurt denetimleri düzenli ve sık yapılmalı, ihlal durumunda ciddi yaptırımlar olmalı.
Halk bilgilendirilmeli: Gıda saklama, pişirme, alım güvenliği konusunda yaygın eğitim, bilinçlendirme kampanyaları yapılmalı.
Medya ve sivil toplum: Olayları gündemde tutmalı; kronikleşen sorunlar görünür kılınmalı, cezasızlık hali sona erdirilmeli. Gıda, Tesadüf Değil Temel Güvenliktir
Bugün yaşananlar bize acı bir hatırlatma: “Yemeğini al, ye, rahat ol” anlayışı artık geçerli değil. Gıda artan nüfus, şehirleşme, dışarıda yeme oranı, turizm, hızlı yemek kültürü…  karmaşık bir tedarik ve servis zincirinden geçiyor. Bu zincirde en ufak bir zayıflık, tek bir aileyi değil, yüzleri, binleri etkileyebilir.
Ve evet  bu sadece “kaç kişi zehirlendi / öldü” meselesi değil; bu, toplumun sağlığına dair bir köhneyen korumanın sinyalli. Bu korumayı onarmak, sadece sorumluları cezalandırmak değil; sistemi yeniden kurgulamak demek. Elbette birey olarak alabileceğimiz önlemler, toplum genelindeki gıda güvenliği sorunlarını tamamen çözmez; çünkü asıl sorun denetim ve sistem eksikliğidir. Ancak yine de kendi sağlığımızı korumak için yapabileceklerimiz çoktur.
Nereden Yediğimize Dikkat Etmek; Sokak satıcılarından veya hijyeninden emin olmadığın yerlerden yemek almamaya çalışmalıyız. Restoranda tuvaletin, mutfağın ve servis alanlarının temizliği çok şey anlatır, gözlemlemeliyiz. Çok ucuz, normalden şüpheli derecede hesaplı yiyecekler risk taşıyabilir. Ürünlerin Tarihini ve Ambalajını Kontrol Etmek; Son kullanma tarihi yaklaşmış veya paketinde şişme, yırtık olan ürünleri asla alma. Açılmış, vakum bozulmuş veya kapağı “tıklamayan” ürünler risklidir.
Et, Balık ve Süt Ürünlerinde Ekstra Dikkat; Çiğ etin rengi, kokusu, dokusu değişmişse asla tüketme. Balık, özellikle yaz aylarında çok hızlı bozulur: Kaygan deri, ağır koku tehlike demektir. Süt ürünlerinde ekşime, tortu veya topaklanma varsa hemen çöpe atılmalı.
Çapraz Bulaşmayı Önlemek; Çiğ et ile sebzeleri aynı bıçak/tahtada kesme.Çiğ besinleri üst raflara, pişmişleri alt raflara koyma. Mutfak bezleri ve süngerleri en riskli eşyalardan biridir; sık sık değiştir.
Yiyecekleri Doğru Saklamak; Pişmiş yemek buzdolabında 2 saatten fazla beklememeli. Buzdolabının sıcaklığı 4°C, dondurucunun –18°C olmalı. Büyük kapta değil, ince kaplarda hızlı soğuyacak şekilde saklanmalı.
Dışarıda Tüketirken Dikkat Edilecekler; Açık büfede yemekler oda sıcaklığında uzun süre beklemişse uzak dur.Deniz ürünlerini sadece hızlı tüketim yapan, güvenilir yerlerden al. Su ve buzun kalitesinden emin olmadığın yerlerde içme suyu iste.
Kısa Yoldan Hijyen Kontrolü; Girdiğin mekanlarda şunlara bakmak erken uyarıdır:
 Çalışanların eldiven/şapka kullanması. Hijyen belgesi olması, Ortamın kötü kokmaması. Tezgâhta sinek/ böcek bulunmaması. Yoğun ama düzenli bir çalışma temposu
Evde Pişirme Kuralları; Tavuk: iç sıcaklığı en az 75°C olmalı. Yumurtayı tam pişmemişken çocuklara vermemeye dikkat et. Çiğ köfte, kıyma, tatlılarda kullanılan krema gibi riskli gıdalara ekstra özen.
  Gıdayı Yıkama ve Temizleme; Yeşillikleri bol suda beklet ve birkaç kez durula. Meyveleri özellikle kabuğuyla yeniyorsa sirkeli suda bekletebilirsin. Yumurta asla yıkanmaz! (Kabuğu gözeneklidir, mikroorganizmayı içeri alır.)
Şikâyet Mekanizmasını Kullanmak. Bu madde çok önemli: Bir yerde bozuk/şüpheli bir yemek görürsen Alo 174 Gıda Hattı’na şikâyet etmek hem seni hem başkalarını korur. Gereken denetimler bu yolla tetikleniyor.