KÖŞE YAZISI Yılmaz Aydın Köşe Yazarı

UYUŞTURUCU BATAĞI

28 Aralık 2025 4 dk okuma
Paylaş:

Değerli okurlarımız, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin gündemine uyuşturucu haberleri damgasını vurdu. Ülkenin vitrininde olan medya, spor, magazin ve siyaset dünyasının ünlüleri beklenmedik bir şekilde bu illet haberiyle karşımıza çıktı. Uyuşturucu illetinin insanları nasıl yoldan çıkardığını, maskara yaptığını medyadan ibreti âlem olarak üzülerek, endişe ederek izledik…
Uyuşturucu illetinin ne olduğunu gelin hep beraber irdeleyelim; bireysel ve toplumsal ne gibi rezaletlere sebep olduğunu anlayarak analiz yapalım…
Bağımlılık; kimine göre hastalık, kimine göre tutku, kimine göre kayboluş, kimine göre onsuz yapamama, kimine göre keyif ve eziyetlerin korkunç faili, kimine göre bir kereden çok şeyin öldüğü karanlık, kimine göre de suç!..
Peki… Nedir bazı insanların farkına varmadan yaşamdaki önceliği haline gelen, insanın sevmediği ve istemediği halde onu mecburen kullanan ve sevdiklerinden koparan, daha beter duruma getiren ve daha kötüsü yaşam hakkını yok eden uyuşturucu bağımlılığı?..
Uyuşturucu; belirli bir dozda alındığı zaman kişinin sinir sistemine etkisiyle, akli, fiziki ve psikolojik dengesini bozan, fert ve toplum içerisinde sosyal ve ekonomik çöküntüye sebep olan, bağımlılık yapan, kanunen yasak olan maddelerdir…
Uyuşturucuya bağımlı olan bireyler; özerkliğini, kendisi olma özelliğini kaybederek mevcut durumu ve davranışlarından uzaklaşır, zamanla toplum dışına itilme riskleri vardır…
Hiçbir aile çocuğunun uyuşturucu madde kullanımını ve bağımlılığını kabul edemez. Her ne sebeple olursa olsun hiç kimse bağımlı olmak için uyuşturucu madde kullanmaz. Her zaman “bir kereden bir şey olmaz” ile başlayıp, ancak çok şeyin olup bittiği “ölümcül” bir süreçten söz etmek mümkündür…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e göre “iki şey asla işgal altında olamazdı; biri vatan toprağı, diğeri ise insan beyni”. Çünkü birincisini kaybeden “ulusal” bağımsızlığını, ikincisini kaybeden yani madde bağımlısı olan genç beyinler “bilimsel bağımsızlığını” kaybetmiş olur…
Netice itibariyle uyuşturucu bağımlılığı bir sonuçtur, altında yatan bireysel ve sosyal nedenler, dayatmalar vardır. Uyuşturucu bireysellikten, topluma sağlık, güvenlik, sosyal, ekonomik olumsuz sonuçlar çıkardığı için kanıksanamaz bir gerçektir…
Sağlıklı ve güvenli yarınlar için çevremizde olup bitenlerin farkında olmalı, sorumluluk alarak, bilinçle olumsuzlukların önüne hep beraber geçebilmeliyiz.
Değerli okurlarımız, yukarıda anlattığımız tespitler; son günlerde ortaya saçılan uyuşturucu ve âlem rezaletlerinin ürkütücü ve endişe verici boyutlara ulaştığını bizlere göstermektedir. Toplumun gözleri önünde olup biten bu skandallar, sanki iyi bir şeymiş gibi toplumsal ayarları bozma algısı yaratmaktadır.
Geleceğimiz olan yeni nesillere de kötü örnekler olarak karşımıza çıkan bu durumlar, toplumsal depresyonlara yol açabilecek tehlikeler yaratabilecek vahim sonuçlara yol açabilir
Son zamanlarda, medyada yayımlanan sansasyonel uyuşturucu ve ahlak yoksunu haberler, Türk toplumunun temel değerlerine saldırı niteliğinde olup; insanlarımız üzerinde bireysel ve sosyal değer yargılarını sarsıcı, aşındırıcı ve sonuçta yok edici, endişe verici algılar oluşturabilir.
Bizlere düşen bu ve buna benzer medyatik dalgalara karşı bireysel ve toplumsal önlemler alarak, genç nesillerimizi ve sosyal yaşantımızı böylesine yıkıcı algılardan sakınmaktır.
Devlet ve millet olarak; illet olan bağımlılık ve uyuşturucu bataklığını kurutmak için gerekli tedbirleri alarak, geleceğimizi güvence altına almamız ivedi olarak kaçınılmaz olmuştur.
Çare; Türk toplumunun bir an evvel fabrika ayarlarına dönerek; geleneğe, göreneğe, örf ve adetlerine sıkı sıkıya sarılarak bütün kesimlerimizi bilinçlendirerek sağlıklı ve mutlu yarınlar inşa etmemiz hepimizin boynunun borcudur.
Yazımızı sonlandırırken; bilinçli nesiller olarak çağımızın bu tür olumsuzluklarından arınarak geleceğe emin adımlarla yürümemiz dileğiyle…