CUMHURİYETİN KURULDUĞU TOPRAKLARIN “GİZLENEN TARİHΔ NASIL AYDINLATILDI?
1990’lı yıllara kadar kaynaklarda ; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Ağustos 1922 günü Akşehir’den ayrıldığı, 25 Ağustos’ta Başkomutanlık ve Genelkurmay karargâhını ” cephe gerisindeki Şuhut Kasabasına naklettiği” , 26 Ağustos’ta ise gün ağarırken Büyük Taarruz’u başlattığı anlatılır ve yazılırdı.
Kurtuluş Savaşı sırasında Şuhut’ta neler yaşandığı, Kuva-yı Milliye’nin kuruluşu, Türk Ordusu’nun Şuhut ve çevresindeki faaliyetleri, halkın yaptığı fedakarlıklar, işgâl, göç, eşkıyalık ve isyan olayları bilinmezdi. Türk Ordusu komuta kademesi, savaşın yönetileceği Kocatepe’ye – o tarihte işgâl altında olan – Afyonkarahisar’dan gidemeyeceği için doğal olarak Şuhut Kasabası üzerinden çıkmıştır. Ne var ki bu tarihi gerçek çarpıtılmış, Şuhut görmezden gelinmiş, üzerinde durmaya gerek olmayan, önemsiz ve sıradan bir yer olarak kabul edilmiştir. Kocatepe’deki Atatürk heykelinin kitabesi daha “acımasız ve kahredicidir”.Kitabeye göre; “25 Ağustos 1922 günü akşamı Başkomutan Mareşal Mustafa Kemal Kalecik Sivrisi Dağı arka sırtlarından şu anda bulunduğumuz noktaya geldi. Taşlarla örülmüş siperlere yerleşti”. Kitabeyi yazanlar , Mustafa Kemal Atatürk’ün 25 Ağustos 1922 günü Şuhut’taki çadırlı ordugâhtan ayrılarak Çakırözü Köyü üzerinden Kocatepe’ye çıktığını nedense görmezden gelerek ” Kalecik Sivrisi Dağı arka sırtlarından” Kocatepe’ye ulaştığını iddia ediyorlar. Sol eliyle sağ kulağını göstermeye çalışan şaşkınlar gibi hem tarihi gerçekleri inkâr ediyor, hem de yalana sarılıyorlar. ” Atatürk ve komutanlar Şuhut’tan Kocatepe’ye çıktılar” demek ağırınıza gittiğine göre keşke “Afyonkarahisar’ın güneyindeki patika yollardan yürüyerek Kocatepe’ye çıktılar” diye yazsaydınız. Yakın tarihimizde buna benzer bir çok karışıklık, tahrifat ve karanlık nokta bulunuyor. 2000’li yıllara doğru “Şuhut” üzerindeki sis perdesi kalkmaya, tarihi gerçekler gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu aydınlanma sadece “Atatürk ve komutanların Kocatepe’ye nasıl çıktıkları” ile sınırlı değildi. Şuhut, Kurtuluş Savaşı’nda stratejik öneme sahip yerlerden biriydi ve Büyük Taarruz’a ev sahipliği yapmıştı. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Yunan kuvvetlerini yenerek işgâli bitirmek için hazırlattığı Büyük Taarruz planında en kritik rolü Şuhut’a vermişti. Ortaya çıkan yeni belgelerin dışında, artık hiç biri bugün hayatta olmayan büyüklerimizden; Kurtuluş Savaşı sırasında Şuhut’ta bir çok önemli olayın yaşandığını, özellikle 1922 yılının Haziran ayından itibaren Şuhut’a on binlerce Türk askerinin geldiğini ve bunların Büyük Taarruz’a kadar ilçemizde savaşa hazırlandığını dinleyerek büyümüştük. Ancak Şuhut’la ilgili bu yaşanmışlıkları mevcut kaynaklarda göremiyorduk. Bu durum biz Şuhutluları rahatsız etmeye başlamıştı. 1994 yılında İstanbul’da kurulan Şuhut Kültür ve Dayanışma Derneği, Kurtuluş Savaşı’nda Şuhut’un yerini ve önemini ortaya çıkarmak için kolları sıvadı. Derneğin yayın organı olan Şuhut Ekin Dergisi’nde, Atatürk’ün Şuhut’a gelişi, Hacı Veli Konağı’nda üst düzey komutanlarla yapılan toplantı ve Büyük Taarruz’a ilişkin yazılar yayınlandı. Musa Bursalı, İhsan Özsoy, Mehmet Abdioğulları ve Tarık Özaşkın, İlker Çetin imzalı yazılar ilgiyle karşılandı. Kamuoyuna Hacı Veli Konağı’nın yıkılmak üzere olduğu duyuruldu. 1990’lı yılların popüler TV programcısı Sadettin Teksoy Şuhut’a gelerek konağın harap görüntülerini ekranda paylaştı. TRT Ankara Televizyonu yapımcılarından Metin Devrim hazırladığı ” Anılarla Atatürk Evleri” programında Hacı Veli Konağına geniş yer verdi. Şuhut Ekin Dergisi’nde çıkan yazı ve haberleri TBMM kürsüsünde dile getiren dönemin Afyon Milletvekillerinden Dr. Gaffar Yakın, Hacı Veli Konağı’nın bir an önce restore edilmesi gerektiğini açıkladı ve Kültür Bakanlığını göreve çağırdı. Tarık Özaşkın’ın dört yıl süren araştırmalar sonucu yazdığı “Kurtuluş Savaşı’nda Şuhut” isimli kitap, 2016 yılında Şuhut Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından bastırıldı. Üç baskı yapan kitapta; Kurtuluş Savaşı döneminde Şuhut’ta yaşanan olaylar, Şuhutlu Milli Mücadele kahramanları, gazilerin anıları ile Büyük Taarruz’la ilgili bilgi ve belgeler detaylı bir şekilde anlatıldı. 1998 yılında açılan Atatürkçü Düşünce Derneği Şuhut Şubesi, tıpkı Şuhut Kültür ve Dayanışma Derneği gibi, Milli Mücadele döneminde Şuhut’ta yaşananlara ilişkin çalışmalar başlattı. Emekli Öğretmen Süleyman Uraş ve arkadaşları tarafından açılan şube, ilk olarak Genelkurmay Başkanlığı’na başvurarak yıkılmak üzere olan Hacı Veli Konağı’nın restore edilmesini ve Atatürk Evi’ne dönüştürülmesini istedi. Derneğin diğer talebi, Şuhut Şehitliği’nin adına yakışır şekilde yeniden düzenlenmesi idi. Dernek ayrıca Atatürk Parkı’ndaki Atatürk büstünün kaidesinde yer alan ancak zamanla kaybolan yazıların yenilenmesi için çalışma başlattı. Atatürkçü Düşünce Derneği Şuhut Şubesi kurucu başkanı Süleyman Uraş, Şuhut’un Kurtuluş Savaşı’ndaki yerinin ortaya çıkarılması ve Hacı Veli Konağı’nın restore edilmesi için büyük mücadele verdiklerini söyledi. ” Dedemizden, ninemizden ve Kurtuluş Savaşı’na katılan Şuhutlu gazilerden dinlediğimiz anılara göre ; 1919 – 1922 yılları arasında Şuhut’ta çok önemli olayların yaşanmıştır. İşgâl edilmediği için Türk Ordusuna büyük avantaj sağlamış, savaş boyunca lojistik, eğitim ve istihbarat merkezi olarak hizmet vermiştir.” diyen Uraş, Yunan kuvvetlerini söküp atacak taarruz planında Şuhut’un sıklet merkezi olarak belirlendiğini ifade etti. Atatürkçü Düşünce Derneği Şuhut Şubesi’ni açtıktan sonra yaptıkları ilk şeyin, Şuhut’un Kurtuluş Savaşı sırasındaki fonksiyonu ortaya çıkarmak olduğunu kaydeden Süleyman Uraş, verdikleri mücadele sonunda Zafer Haftası kutlamalarının 25 Ağustos tarihi itibariyle Şuhut’ta başladığını belirtti. Süleyman Uraş şunları söyledi; ” Kurtuluş Savaşı’na ilişkin kitaplara bakarsanız Şuhut diye bir yer yok ama biz biliyoruz ki Şuhut’ta çok şeyler yaşandı.Biz dernek olarak bu gerçeklerin ortaya çıkması için mücadele verdik. Genelkurmay Başkanlığına başvurduk. Hacı Veli Konağı’nın incelemesini ve yıkılmaktan kurtarılmasını talep ettik.Eski Afyonkarahisar Valisi Muzaffer Dilek sesimizi duydu ve Hacı Veli Konağı’nı ayağa kaldırdı. Zaferyolu Kocatepe Yürüyüşünü başlattı. Ortaya çıkan yeni belgeler , Şuhut’un tarihi önemini ve değerini ortaya koydu. Kitaplar yeniden yazıldı ve ülkemizde Zafer Bayramı kutlamaları artık Şuhut’ta başlıyor. Bu gurur bize yeter”
ŞUHUT’UN KURTULUŞ SAVAŞI’NDAKİ “GİZLENEN TARİHΔ
Cumhuriyetin ilanından sonra her yıl Şuhut üzerinden Kocatepe’ye çıkılır, Afyon Valisi başta olmak üzere resmi protokol ve Kurtuluş Savaşı gazileri konuşmalar yaparak Büyük Zafer’i kutlardı. Tören bitiminde tekrar Şuhut’a dönülür , PTT şubesinden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kutlama ve bağlılık telgrafı çekilirdi. Afyonkarahisar’dan Kalecik yoluyla Kocatepe’ye daha kısa sürede ve rahatça ulaşmak mümkün olduğu halde 25 Ağustos 1922’de olduğu gibi Kocatepe’ye Şuhut üzerinden çıkılırdı. O günün anısını yaşatmak için yine o günkü güzergâh üzerinden yani Şuhut – Çakırözü yoluyla Kocatepe’ye çıkılması geleneği 1940’lı yıllara kadar devam etti. 1940’ların başından itibaren Şuhut yolu terkedilerek Kocatepe’ye Kalecik Köyü üzerinden gidilmeye başlandı.Artık bütün resmi törenler ve kutlamalar Afyonkarahisar’da yapılıyordu. Oysa Afyonkarahisar, Kurtuluş Savaşı’nın büyük kısmını Yunan işgâli altında geçirmişti. İşgâl yıllarında büyük acılar yaşayan Afyonluların bir kısmı şehri terketmek zorunda kaldılar ve başta Akşehir, Konya, Şuhut, Sandıklı, Dinar ve Bolvadin olmak üzere güvenli yerlere hicret ettiler. Bir yıldan fazla Yunan işgâli altında kalan Afyon, 27 Ağustos 1922 günü kurtarıldı. Afyon’a giren ilk Türk birliği Şuhut Efeköyü’ndeki 8. Tümen’e bağlı idi. İnsan söylemeden geçemiyor; bütün kutlamaları Afyon merkezde yapmak yerine, bir kısmını Şuhut, Bolvadin, Emirdağ, Çay ve Sandıklı İlçelerine paylaştırmak daha iyi olmaz mı? Başta da belirttiğimiz gibi; Kurtuluş Savaşı ile ilgili yayınlarda Şuhut’un adı geçmez, varlığı yokluğu bilinmezdi. Ancak son 30 yılda ortaya çıkan yeni bilgi ve belgeler ; Şuhut’un özellikle Büyük Taarruz’da büyük bir rol üstlendiğini ve tarihi bir görevi yerine getirdiğini gösteriyor. Bu nedenle Cumhuriyetin temellerinin atıldığı yerlerin başında Şuhut geliyor. Kurtuluş Savaşı sırasında Şuhut halkının yapmış olduğu fedakârlık ve kahramanlıkları öğrenen İyi Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun TBMM Bakanlığına bir kanun teklifi vererek Şuhut’un adının GAZİ ŞUHUT olarak değiştirilmesini istedi.
Şuhut Anayurt Gazetesi olarak Şuhut’a İSTİKLÂL MADALYASI verilmesi gerektiğini defalarca yazdık. Kurtuluş Savaşı sırasında Şuhut’ta neler yaşandığını belgeleriyle ortaya koyan Prof. Dr. Turan Akkoyun, cephe hattında olması nedeniyle Türk Ordusuna büyük hizmetlerde bulunan Şuhut’un her türlü takdire layık bir şehir olduğunu yazdı.
İşte bu gibi pek çok nedenden dolayı Şuhut’a ” ATEŞTEN GÖMLEK GİYENLERİN ŞEHRİ” diyoruz. Korkmayan, direnen, varını yoğunu ortaya koyarak cepheden cepheye koşan insanların şehri; ŞUHUT.
Büyük Taarruz’un 104. Yıldönümünde Şuhut’un hakettiği yere geldiğini söyleyebiliriz. Senelerce görmezden gelinen, hakkı yenen ve kenarda bekletilen Şuhut, kadirşinâs evlatlarının çabaları ile Zafer Haftası kutlamalarının başladığı yer haline geldi.
