GEÇMİŞ YILLAR OLUR Kİ
Yıllar ne çabuk geçiyor su misali… İşte 2025 yılı derken, hop 2026’ya giriverdik. 2025; geniş halk yığınları için hiç de iyi gittiği, geçtiği söylenemez; keder, sıkıntı, savaşlar, gözyaşı ve ekonomik mücadele ile çekilmeyen bir yıl oldu… Ülkemizde ve dünyada ekonomik sıkıntılar bir türlü bitmek bilmedi. Zengin ve fakir arasındaki makas iyice açıldı. Ekonomik refaha ve barışa ulaşmak umut oldu…
Tüm bu yaşananlara rağmen ister istemez hayat mücadelesine pes etmeden devam ediyoruz, etmek zorundayız…
Çünkü “Bir umuttur yaşamak”…
Yıllar birbirini kovalarken, sonbahar misali takvim yaprakları ardı sıra dökülürken, yeni yıllara yine, yeniden umut ederek, yaşam sevincini kaybetmeden girmeye çalışıyoruz hep birlikte…
2026 yılına henüz girmişken; tüm olumsuzlukların geride kaldığı, insanlığa barış, refah ve sosyal adaletin hâkim olduğu bir atmosfer dileğiyle bu satırları yazıyoruz. Çünkü yaşam uzun nefes gerektiren bir maraton koşusuna benzer ve yarışı son noktaya kadar sürdürmemiz yaşamsal öneme sahiptir…
Değerli okurlarımız, şöyle bir düşünelim; neden, niçin ve nasıl yaşıyoruz? Beklentilerimiz nedir? Neyin peşindeyiz? Neler yapmaya çalışıyoruz?…
Başarılar, kazançlar, mevkiler, makamlar, ihtiraslar…
Yaşam mücadelemizde bunları çok isterken bir çok şeyi ıskalıyor, ihmal ediyoruz ve gözden kaçırıyoruz!
Örneğin; sağlık ve mutluluk…
Yıllar içerisinde günler birbirini kovalarken etrafımızdaki güzellikleri, doğayı bilerek ve bilmeyerek görmüyor, hissetmiyor ve doyasıya yaşamıyoruz ne yazık ki. Oysa yaşamın gizeminin “DOĞA”da olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü tabiatla iç içe bir yaşamın sağlıklı olmanın en önemli öğesi olduğunu unutuyoruz. Kırsallardan, şehirlere doğru inadına bir betonlaşmadan boğuluyoruz. Şehirlerde yeşilden uzak ve rant hırsıyla yaşam dallarımızı bir bir kesiyoruz.
Çünkü… Doğa bir ağaçtır; dallarındaki yapraklar da birer insan olduğu için yaşamımız ağaca bağlıdır. Yapraklar yaşam dallarıyla ağaçtan hayat bulur, gelişir, serpilir ve çoğalırlar.
Yapraklar, dallar, ağaçlar ve… Ormanlar…
Toplumlar da, ormanlar gibidir. Dolayısıyla yaşam, doğanın kendisidir!..
İnsanlar ve toplumlarla; ağaçlar ve ormanlar birbirleriyle özdeştir. Sağlıklı ortamlarda büyürler, gelişirler ve çoğalırlar…
Ağaç ve insan özdeşleşmesini ünlü üstadımız
Nazım Hikmet ne güzel dile getirmiş sözlerinde:
“Yaşamak! Bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine…”
Yıllar, yılları kovalarken doğal ve insanca yaşamı amaç edinmeliyiz. Bunun sonucunda ana yaşam hedefimiz olan “Mutlu insanlar, mutlu toplumlar” şiarına ulaşmamız söz konusudur.
Yazımızın başında değindiğimiz gibi yıllar, yılları takip ederken bizim küçük amaçları tek tek gerçekleştirirken, en büyük, en çok istediğimiz hedefimiz “mutluluk” olmalıdır.
Bizler küçük, küçük adımlarla, daha sonra koşar adımlarla yılmadan, usanmadan mücadeleyle hakkımız olan “mutlu” yaşam gerçeğini elde edebiliriz.
Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için birlikteliğiyle bu güzel ve mutlu sonları yakalayabiliriz.
Şimdi ve gelecek zamanlardan hepimizin mutlu yaşamlar dolu yıllara ulaşmamız dileğiyle…
Esen ve mutlu kalın…
