26 AĞUSTOS BÜYÜK TAARRUZ’UN 104. YIL DÖNÜMÜ ŞUHUT’TAN KOCATEPE’YE, ZAFERE GİDEN YOL – SUAT BENLİ

Paylaş:
26 AĞUSTOS BÜYÜK TAARRUZ’UN 104. YIL DÖNÜMÜ ŞUHUT’TAN KOCATEPE’YE, ZAFERE GİDEN YOL – SUAT BENLİ

Çok kıymetli Şuhutlu hemşehrilerim,
Sevgili gençlerimiz ve değerli çocuklarımız… Hepinizi Şuhut Kültür ve Dayanışma Derneği adına sevgi, saygı ve hürmetle selamlıyorum. Bugün burada yalnızca bir zaferi kutlamak için bulunmuyoruz. Bugün burada, bir milletin yeniden ayağa kalkışını, bağımsızlığına olan sarsılmaz inancını ve vatan uğruna gösterdiği eşsiz fedakârlığı hatırlamak için bir aradayız.

Bugün 26 Ağustos. Bundan tam 104 yıl önce, bu topraklarda başlayan Büyük Taarruz’un yıl dönümü. Ve bizler, bu büyük mücadelenin en önemli duraklarından biri olan Şuhut’ta bulunmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Değerli hemşehrilerim, Bir an için kendimizi 104 yıl öncesine götürelim.
Yıl 1922…
Anadolu’nun önemli bir bölümü işgal altında. Milletimiz büyük sıkıntılar içerisinde. Ordumuz uzun ve yorucu savaşlardan çıkmış. Ama Türk milletinin yüreğinde bir ateş yanıyor: Bağımsızlık ateşi. Ve o ateş hiç sönmüyor. Çünkü Türk milleti biliyor: Vatan varsa biz varız. Vatan yoksa hiçbir şeyin anlamı yoktur.
İşte o inançla, 25 Ağustos gecesi Şuhut’ta tarihin en önemli yürüyüşlerinden biri başladı. Türk ordusunun birlikleri, Büyük Taarruz’un başlaması için Kocatepe yönünde ilerlemeye başladı. O gece Şuhut’ta belki dışarıdan bakıldığında sessizlik vardı. Ama aslında o sessizliğin içerisinde büyük bir tarih yazılıyordu. Mehmetçik Kocatepe’ye doğru yürüyordu. Ve o yürüyüş… Sadece askerî bir yürüyüş değildi. O yürüyüş, bağımsızlığa yürüyüştü. O yürüyüş, esareti reddeden bir milletin yürüyüşüydü.
O yürüyüş, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna giden yürüyüştü.
Kıymetli Şuhutlular,
Bugün üzerinde yaşadığımız bu topraklara baktığımızda, belki sıradan yollar ve tepeler görüyoruz. Ama tarih bize başka bir şey söylüyor.
Bu yolların her birinde Mehmetçiğin ayak izi var.
Bu tepelerin her birinde Millî Mücadele’nin hatırası var.
Bu topraklarda, vatan uğruna fedakârlık yapan kahramanların emaneti var.
İşte bu yüzden Şuhut sıradan bir ilçe değildir.
Şuhut, Millî Mücadele tarihinin yaşayan hafızalarından biridir. Ve biz Şuhut’un evlatları olarak bunun kıymetini bilmek zorundayız. Çünkü tarih sadece geçmiş değildir. Tarih, geleceğe bırakılan bir emanettir.
26 Ağustos 1922 sabahı…
Kocatepe’den başlayan büyük taarruzla birlikte Türk ordusu harekete geçti. Top sesleri yükseldi. Cepheler yarıldı. Mehmetçik büyük bir azim ve kararlılıkla ilerledi. Ardından gelen zaferler, milletimizin kaderini değiştirdi. 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı. Ve düşman kuvvetleri Anadolu’dan sökülüp atılmaya başladı. Bu zaferin ardından Türk ordusu İzmir’e kadar ilerledi. Ve Anadolu yeniden özgürlüğüne kavuştu. İşte biz bugün bu büyük zaferin yıl dönümünde, o kahramanların huzurunda bulunuyoruz. Onlara bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Çünkü bugün burada özgürce konuşabiliyorsak, onların sayesinde. Ay yıldızlı bayrağımız gökyüzünde özgürce dalgalanıyorsa, onların sayesinde. Kendi vatanımızda, kendi devletimizin çatısı altında yaşıyorsak, onların sayesinde.
Değerli hemşehrilerim,
Bazen gençlerimize tarih kitaplarından Millî Mücadele’yi anlatıyoruz. Ama Şuhut’ta tarih sadece kitaplarda değildir.
Şuhut’un kendisi tarihtir. Burada yürüdüğünüz yolun, baktığınız dağın, ziyaret ettiğiniz her tarihî mekânın anlatacak bir hikâyesi vardır. Bu nedenle bizim en önemli görevlerimizden biri, bu hikâyeleri çocuklarımıza ve gençlerimize anlatmaktır. Onlara yalnızca savaşları ve tarihleri öğretmek yetmez. Onlara vatan sevgisini öğretmeliyiz. Birlik olmayı öğretmeliyiz. Bayrağın değerini öğretmeliyiz. Cumhuriyetin kıymetini öğretmeliyiz. Ve onlara şunu söylemeliyiz:
“Bu ülke size hazır bir miras olarak gelmedi.
Bu ülke, büyük fedakârlıklarla kuruldu.
Bu bayrak, büyük bedeller ödenerek bugünlere taşındı.Şimdi sıra sizde. Siz de bu emaneti geleceğe taşıyacaksınız.”
Kıymetli Şuhutlular,
Şuhut Kültür ve Dayanışma Derneği olarak bizim de temel görevlerimizden biri budur.
Şuhut’un kültürünü yaşatmak…
Şuhut’un tarihini tanıtmak…
Şuhutlu hemşehrilerimiz arasındaki dayanışmayı güçlendirmek… Ve en önemlisi, Millî Mücadele ruhunu gelecek nesillere aktarmak.
Bizler farklı düşüncelere, farklı görüşlere sahip olabiliriz. Ama söz konusu vatan olduğunda… Söz konusu bayrak olduğunda… Söz konusu Cumhuriyet olduğunda… Birlikte olmalıyız.
Çünkü 104 yıl önce bu zaferi kazandıran en büyük güçlerden biri de milletimizin birlik ve beraberliğiydi. Bugün de ihtiyacımız olan şey budur:
Birlik.Kardeşlik.Dayanışma.Vatan sevgisi.
Değerli hemşehrilerim,
Şimdi sizlerden kısa bir an için gözlerinizi kapatmanızı rica ediyorum.104 yıl öncesine gidelim…
Gece…
Karanlık…
Şuhut’un yolları…
Sessizce ilerleyen Mehmetçikler…
Omuzlarında silahları…
Yüreklerinde vatan sevgisi…
Belki birinin aklında annesi…
Bir diğerinin aklında babası…
Bir diğerinin aklında eşi ve çocukları…
Ama hepsinin ortak bir düşüncesi var:
“Bu vatan kurtulacak.” Ve onlar yürüdüler. Kocatepe’ye yürüdüler.Ölüme değil… Bağımsızlığa yürüdüler. İşte biz bugün o yürüyüşün hatırası önünde duruyoruz.Bizim görevimiz ise onların bıraktığı emaneti korumaktır.
Bu nedenle buradan, Şuhut’tan, Kocatepe’ye uzanan bu tarihî topraklardan bir kez daha söz veriyoruz:
Vatanımıza sahip çıkacağız.
Bayrağımıza sahip çıkacağız.
Cumhuriyetimize sahip çıkacağız.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğine sahip çıkacağız.
Ve bu büyük tarihi asla unutmayacağız.
Başta Millî Mücadelemizin Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere;
Silah arkadaşlarını,
Kahraman Türk ordusunun bütün mensuplarını,
Bu vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi,
Gazilerimizi,
Ve Millî Mücadele’nin isimsiz kahramanlarını
rahmet, minnet, şükran ve saygıyla anıyorum.
Onların bizlere bıraktığı vatan emanettir.
Bayrak emanettir.
Cumhuriyet emanettir.
Ve biz bu emaneti sonsuza kadar yaşatmaya kararlıyız.
Şimdi sözlerimin sonunda, bu tarihî meydandan hep birlikte güçlü bir ses verelim.
Öyle bir ses verelim ki Kocatepe duysun.
Öyle bir ses verelim ki 104 yıl önce bu topraklarda yürüyen Mehmetçiklerin ruhuna ulaşsın.
Öyle bir ses verelim ki gençlerimiz bu milletin tarihini ve gücünü hissetsin.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Yaşasın Türk milletinin birlik ve beraberliği!
Yaşasın Şuhut!
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz!
Aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun!
Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz!
26 Ağustos Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümü kutlu olsun!
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!
Cumhuriyetimiz ilelebet payidar olsun!
Ne mutlu Türküm diyene!
Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyor;
Şuhut’tan Kocatepe’ye uzanan o büyük yürüyüşün ruhunu hep birlikte yaşatmayı diliyorum.
Allah bu millete bir daha Millî Mücadele günleri yaşatmasın.
Selamlar saygılar kıymetli hemşerilerim